Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Açık söylemek gerekirse benim de kafam 5G’ye ne zaman ve nasıl geçilmesi hususunda ciddi anlamda karışık. Geçen hafta 3 GSM operatörü genel müdür yardımcısının katılımıyla gerçekleşen “6G Çalıştayı” kapsamında yapılan “Türkiye’nin 5G’ye Geçiş Süreci” panelinin moderatörlüğünü yaptım. Burada ilginç bir durum dikkatimi çekti. Yarı kamu konumundaki 2 operatör; Türk Telekom ve Turkcell, Ulaştırma Bakanlığı tarafından açıklanan 2022’de ihaleye çıkılması ve 2023’te de 5G’ye geçilmesi takvimini erken buluyor. Turkcell için 5G’ye geçişte doğru zaman 2025. Türk Telekom da benzer görüşte.

İki operatör de 5G için geliştirilen teknoloji ürünlerinin yetişmeyeceği ve açıklanan takvime göre ekosistemin de oluşmayacağına dikkat çekiyor. Vodafone ise “teknoloji beklemez” sloganıyla açıklanan takvime uyulmasından yana. Diğer ifadeyle sadece tek operatör, Ulaştırma Bakanlığı yani kamuyla aynı görüşte...

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Medipol Üniversitesi’nde Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ın önderliğinde düzenlenen ‘6G Çalıştayı’nda hedeflerinin 2023 yılında 5G’yi kullanmak olduğuna bir kez daha vurgu yaptı. Bire bir sohbetimizde de hükümetin bakanlığa verdiği strateji doğrultusunda hareket ettiklerini ifade etti.

2023 seçim atmosferi ve lisanslardan gelecek para hesabı umarım Türkiye’nin yerli ve milli teknolojileri ıskalamasına sebep olmaz. Şu anki 5G yol haritasında yerli teknolojilerin hayata geçirilmesi ve 4,5G’ye yatırılan kaynakların geri dönmesi dahil birçok açıdan epeyce sorun söz konusu. Üstelik 4,5G’de yaşanmış hadiselerden de ders çıkarılmamış gibi…

İnsanların kullanım için geliştirilen son teknolojinin 4G olduğu biliniyor. Yani 5G’de direkt insanların kullanımı değil, nesneler, makineler kısaca endüstri önde. Bu durumda 5G ihalesi, lisansları, yerli ve milli teknoloji geliştirilme hamlesi çok daha önemli hale geliyor. Acele edilmeden, etraflıca düşünülüp yol haritası çıkarılması elzem.

Telekomünikasyon sektöründe 2G, 3G ve 4,5G’de aynı yöntemlerle ihaleye çıkıldı. Lisans tahsisleri karşılığında şirketlerden yüksek meblağlar alındı. Artık iletişim ve haberleşme, evimize gelen su, elektrik, doğal gaz gibi hayati önem taşıyor. Dijital çağda zaman zaman da onların ötesine geçiyor. Telekomünikasyon sektörün doğru gelişimi için operatörlerden ihaleyle yüksek lisans bedeli almak yerine, kaynaklarının hızla altyapı yatırımlarına yönlendirilmesi için düzenlemeler gerekiyor. Aksi halde şirketler kamuya ödeyecekleri yüksek lisans bedelleri sonrası yatırım yapmakta zorlanacaklardır. Benzer durum Avrupa’da bazı şirketleri başına geldi.

Dolayısıyla lisans bedelleriyle sağlanacak hazine katkısı için de başka modeller aranmalı. Operatörlerin azami ölçüde yerli teknoloji kullanması için de formüller bulunmalı. Bu hususta biraz zihin terletilirse devlet çok daha fazla kazançlı çıkar. Diğer türlü operatörlerden yüksek lisans bedelleri alınır. Onların yatırım yapacak mecali kalmaz, mecburen en hesaplı, ucuz teknolojilere yönelirler. Bu durumda yerli ve milli “Uçtan uca 5G” için geliştirilmiş olan ürünler de sahaya bile çıkamaz.

Bu sebeple aceleyle yapılacak bir 5G ihalesi demek, ciddi dış ticaret açığı demek, yerli ve milli teknolojinin ölümü demek, sadece haberleşme ve iletişim değil endüstride de kontrolün yabancı kaynakları geçmesi demek. Zaten kişisel mobil cihazlarda; cep telefonu, tablet ve diğer ürünlerde dünyada az sayıda ülke ve az sayıda şirket yarışıyor. Türkiye’nin bu alanda olma şansı yok. 5G uyumlu bu ürünler için yurtdışına zaten paralar gidecek. En azında altyapıda başarılı olan yerli teknolojiler kullanılmalıdır. Böylece ihracat şansı olur. Belki de 5G ve 6G altyapısında görev alacak dünya çapında şirketlere bile kavuşabiliriz.

Malum olduğu üzere 2016’da hizmete giren 4,5G ihale şartlarında yüksek yerlilik oranları vardı. Vaatler havada uçmuştu. Ama yerlilik kriteri hem denetlenemedi hem de karşılanması için gerekli çaba gösterilmesinde sıkıntılar oldu. Çünkü ihaleyi yapıp, şirketlerden yüksek lisans paraları alınca ve belirlenen kriterleri karşılayacak ürün de olmayınca iki tarafta rahat etti.

İlginçtir 4,5G’de ortaya çıkan en önemli ürün yerli baz istasyonu ULAK’ın kullanılmasında bile ciddi zorluklar yaşandı. Halen daha da doğru düzgün sipariş alabilmiş değil. Hatta devletin parasıyla kırsal bölgelerde gerçekleşen ‘Evrensel Projesi’nde bile ULAK yerine yabancı baz istasyonlarına zaman zaman rota çevrilmek istenebiliyor.

Büyük resme bakıldığında yerli ve milli teknoloji atılımlarında model karmaşası ve doğru yöntem sorunu devam ettiği görülüyor.

Türkiye, 5G’ye geçiş için ev ödevlerini henüz yapmış değil, lakin teknoloji de beklemez! O zaman ne olacak? Bu durumda 4,5G’deki hataların 5G’de tekrarlanmaması lazım, ama aklı selim olup, “Uçtan uca yerli ve milli 5G” gibi senaryolarla da zaman kaybedilmemeli. “Dünyada birçok ülke 5G’ye geçti, geç kalıyoruz” yaklaşımı da Türkiye’ye hizmet etmeyecektir.

Evet, teknolojiden kaçma şansımız yok. Hele de çağımızda iletişim ve bilişim teknolojilerini ıskalama şansımız hiç yok. Ama 5G’ye geçen ülkelerin neden ve nasıl geçtiğine, şu an hangi oranda ve hangi alanlarda kullandıklarına dikkat edilmesi gerekir. Türkiye’nin buna göre bir model bulması lazım. Acilen 5G’ye geçmesi gereken kurum, endüstri varsa ona göre düzenleme yapılabilmeli.

Mesela İstanbul Havalimanı’nda Huawei ile kurulan 5G altyapısı söz konusu. Ulaştırma Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu buradaki durumu önemsiyor. 3 GSM operatörünün de 5G’de aynı baz istasyonlarını kullanabilecekleri örnek bir sistem oluşturmuş. 5G ihalesinde de ortak baz istasyonu yatırımı gibi kriterler düşünüldüğünden onun ön hazırlığı olduğunu da Bakan Yardımcısı Fatih Sayan teyit etti. Fakat 5G daha çok endüstri için, teknolojik donanımı yüksek tesisler, fabrikalar için gerekli.

Ancak düşünmeden, hesap etmeden neyi, niçin tercih ettiğimizi, ne zaman ihtiyacımız olacağını ve nasıl bir yol haritamız olduğunu bilmeden bu teknolojilere paldır küldür girmek de ayrı sıkıntı. 5G’ye geçiş süreciyle ilgili açıklanmış, ama henüz netlik kazanmamış bir takvim var. Umarım üzerinde tartışılarak, GSM operatörleri Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’a, 5G ve ötesi için teknoloji geliştirenlere de görüşleri sorularak doğru adımlar atılır.

Ulaştırma Bakan Yardımcısı Sayan, 2023 yılında en yüksek yerlilik oranına sahip olacak şekilde 5G’yi hizmete sokmak istediklerini söylüyor. Ancak 4,5G’de ulaşılan yerlilik oranının yüzde 22 olduğu açıklandı. Bunun ne kadarının yabancı ve yerli şirketlerin ithal ürünlerle yerlileştirildiğini bilmiyorum. Malum bir ürünün yüzde 50’sine ülkemizde katkı verilmiş olmasıyla “yerli malı” belgesi alınabiliyor.

Peki şu anki şartlarda 5G’ye geçersek yerli ürün katkısı ne kadar olabilir? Turkcell ve Türk Telekom Genel Müdür Yardımcılarına göre yüzde 23 oranında olabilir. Dolayısıyla “Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G” sloganlarının içinin doldurulmasına epeyce mesafe var.

Çıtayı yükseğe koyarak “6G Çalıştayı” düzenleyen Prof. Dr. Hüseyin Arslan ise bu alanda imzası olan bir bilim adamı olarak Türkiye’nin bu teknolojilerden geri kalmasını istemediği gibi birçok teknolojiye yön veren ülke olmamız gerektiğine işaret ediyor. Hüseyin Hocayı heyecanlandıran ise her türlü telekom altyapısını üreten firmalarımızın olması.

Çalıştayda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Dr. Ali Taha Koç ile de bu konuyu ele aldığımızda 5G için biraz acele edildiği ve yerli teknolojilerin bundan etkileneceği görüşünde olduğunu gördüm. Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçi de 5G geçiş sürecinde yerli ve milli ürünlerden faydalanılması için dikkat edilmesi görüşünde.

Özetlersem; 5G’ye geçiş konusunda en öndeki kuruluşlardan Cumhurbaşkanlığı Dijital Ofisi, Savunma Sanayii Başkanlığı, Turkcell ve Türk Telekom’un endişeleri var. Bu konunun en yetkin makamı Ulaştırma Bakanlığı ile Vodafone ise açıklanan takvime göre ilerlenmesi gerektiği görüşünde…

Bence de ihale modeli, takvimi, yerlilik kriterleri önemli. Eski alışkanlıklarla yeni teknolojiye geçilmemeli…

İstanbul Medipol Üniversitesi’ndeki “5G’ye Geçiş Süreci” panelinde Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç, Vodafone İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel ve Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin’e sorular yönelttim. Sunum ve açıklamalarını dinledim. Aldığım notlar şöyle;

Vodafone Hasan Süel: “5G için de fiber meselemiz var”

“Türkiye’nin fiber sorunu var. İstanbul Beşiktaş’ta bile fiber alamıyorsunuz. Fiberle ilgili olarak ülkemizde altyapı ve erişim sorunu var. Kendi paramızla fiber yatırımı yapamıyoruz. Fiberin 5G tarafında ise baz istasyonlarının yüksek teknolojisiyle bağlanmama meselesi var. Bu bağlantı olmazsa 5G’ye geçiş de zor olur. 6G’de 5G’nin üzerine oturacak bir tabaka olacak. 5G’nin standartları 3 yıl önce belirlendi. Ve biz 5G’ye hala geçmedik. 6G’nin vizyonu da 2023'te ortaya çıkacak, 2030’da standartları belirlenecek. Dolayısıyla 5G’ye geçişte gecikmemek gerekir. 5G aynı zamanda 6G’nin ön şartı. 5G sadece dikey endüstrilerde fark yaratacak ve vatandaşların fark etmeyeceği bir şey değil. 5G’nin dünya ekonomisi değer zincirinde çok yüksek etkisi olacak. Türkiye’nin de bu değer zincirinden gereken katkıyı alması için 5G’ye bir an önce geçilmesini ve açıklanan takvime uyulmasını istiyoruz.”

Türk Telekom Yusuf Kıraç: “5G için zamana ihtiyaç var”

“Bugün Türkiye’nin baz istasyonlarının yüzde 45’i fiberle bağlı. Tabi ki fiber altyapımızı diğer operatörle paylaşmalıyız, ama fiber sorunumuz yok. Önümüzdeki yıl sene sonu itibariyle sokağın yüzde 92’si fiber olacak. Türkiye şu anda eve kadar fiberi en fazla artıran 5’nci ülke. Abonesini artıran 4’ncü ülke. OECD ise fiberleşmede 21’nci. İstenilmesi halinde 6 ay içinde tüm baz istasyonlarına da fiber çekecek kapasitemiz var. 5G için fiber sorunumuz yok, ancak yerli teknolojilerin hayata geçirilmesi ve bazı yatırımlar için 5G’de zamana ihtiyacımız var. ”

Turkcell Gediz Sezgin: “5G’de yerlilik oranı yüzde 20 olur”

“Katma değeri düşük ekipmanları kattığımızda belki 2023’te 5G’de yüzde 20’lik yerlilik oranını sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Ancak daha katma değerli ürünler için gerek baz istasyonu ve gerekse kor şebeke ekipmanlarında ise yüzde 10 seviyesinde olacağı kanaatindeyim. Biz ‘5G’ye geçmeyelim’ demiyoruz, ama doğru zamanda, ülkemize fayda sağlayacak zamanda geçelim istiyoruz. 5G’nin teknolojik olarak en olgunlaştığı ve bizim yerli teknolojilerimizin de hazır olduğu bir zamanda geçelim diyoruz. 5G’nin kullanım özelliklerinin ortaya konduğu, fiber yaygınlığının da sağlandığı bir zamanda geçilmesinden yanayız.”

Türkiye’de 5G tartışmasını yapıyoruz, ama dünyada da bu konu gündemdeki yerini koruyor. İlk ülke Aralık 2018’te 5G’ye geçti. Dünya çapında 72 ülkede, 176 ticari 5G şebekesi kullanıma sunulmuş durumda. Ancak çeşitli kategoride olan bu kullanımlarda her ülke ve her operatör aynı verimlilikte kullanmıyor. Ülkelerin veya şirketlerin 5G’ye geçiş sürecinde izledikleri yol birbirinden farklı olabiliyor.

G. Kore, Aralık 2018’te 5G lansmanı yaptı. Hali hazırda da dünyada 5G’yi yüzde 26 abone oranıyla en fazla kullanan ülke G. Kore. Fakat diğer hiçbir ülkenin 5G abone oranı yüzde 10’a ulaşmış değil. İkinci sırada ABD yüzde 7,9 ve üçüncü sıradaki Japonya yüzde 6,1 abone oranına sahip. Mesela dördüncü sıradaki İngiltere’de 5G abone oranı yüzde 4,2 ve giderek kullanım düşüyor. Sıralamada 8’nci olan ülkenin 5G abone oranı ise yüzde birin altında.

Kısacası 5G ile ilgilenen ülke sayısıyla kullanım oranları orantılı değil. Türkiye’nin de kendi takviminde bu gelişmeleri dikkate alması lazım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00