Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Bugün ilginç bir ihaleye, uluslararası şirketlerin Türk turizminin başkenti Antalya’nın havalimanı için yarışına şahitlik edeceğiz. Bu ihalede devlet garantisi olmayacak, Hazine garantisi de yok, yolcu garantisi de söz konusu değil.

        Kazanan grup Antalya Havalimanı’nın ihtiyaç duyduğu büyüme yatırımlarını hemen gerçekleştirmeye başlayacak ve 25 yıl boyunca kira ödemesi yapacak. Ancak kira bedelinin yüzde 25’ini peşin ödeyecek. Dolayısıyla en yüksek kira teklif eden grup ihaleyi kazanacak. Diğer bir ifadeyle bu sıkıntılı dönemde devletin kasasına da bir miktar para girecek.

        Netice itibariyle Türkiye’nin daha önce şahit olmadığı, işletme süresinin dolmasına 5 yıl kalan bir havalimanın ihalesi gerçekleşecek. 1 Ocak 2027’den itibaren 25 yıl boyunca Antalya Havalimanı’nı işletecek konsorsiyum belli olacak.

        Halihazırda Antalya Havalimanı’nı işleten şirketlerin; TAV ve Fraport’un süresi 31 Aralık 2026 tarihinde doluyor. Neden bu kadar erken ihaleye çıkıldığı şüphesiz merak ediliyor. Bunun en önemli sebebi mevcut haliyle Antalya Havalimanı’nın yetersiz kalmaya başlamasıdır. Özellikle yaz sezonunda yoğun günlerde hizmetleri engelleyen ciddi kalabalıklar oluşuyor, çeşitli sorunlara sebep oluyordu.

        Her sene ağırladığı turist sayısı artan Antalya Havalimanı, COVİD-19 sebebiyle bu sıkıntısını da ötelemiş oldu. Ancak 2022’de hızlı bir geri dönüş olması halinde bu sorunla karşılaşmak istemeyen Ulaştırma Bakanlığı ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) 5335 sayılı kanun çerçevesinde ihaleye çıkarak özellikle hava tarafında ihtiyaç duyulan yatırımları hızla hayata geçirmek istiyor.

        REKLAM

        İşletme süresinin bitmesine 5 yıl kala ihaleye çıkılmasının tek sebebi bu. Başka çözüm modelleri de olabilirdi. Mesela mevcut işletmeciler yılda yaklaşık 100 milyon Euro kira ödedikleri Antalya Havalimanı’nın ihtiyaç duyduğu yatırımları yaparak işletme süreleri uzatılabilirdi. Ancak Ulaştırma Bakanlığı, COVİD-19 yüzünden mücbir nedenlerle işletme süresini iki yıl uzattığı havalimanı için ikinci bir uzatmayı bu yöntemle yapmayı tercih etmemiş.

        Erken yapılan bu ihalenin ülkemiz için de bir dönüm noktası olmasını arzu ediyorum. Çünkü ülkemizde ihaleler kısa sürelerde, çok hızlı yapılıyor. Süreç yetersiz olduğu için kamu ve sektör tarafında tartışması yeterince yapılamıyor. Ayrıca şirketlerin de ihale öncesi hazırlık ve sonrasında ise devir teslimde yeterli zaman dilimi olmuyor. Acele yapılan ihaleler sebebiyle ülkemizin ciddi kaynak kayıpları olduğunu biliyorum. İhalelerin şeffaf, şirketlerin ve kamu kurumlarının hazırlanabilmesi için yeterli denebilecek bir süre önceden yapılması ülkemiz hayrına olacaktır.

        Hindistan’da havalimanı yer hizmetleri ihalesinin 2 yıl önce yapıldığını öğrendiğimde şaşırmıştım. Nedenini sorduğumda çok mantıklı bir cevap almıştım. Kazanan şirketin insan kaynağını oluşturabilmesi ve ekipmanlarını tedarik edebilmesi için zamana ihtiyacı olduğu, kaybeden işletmecinin de kazanana devredebileceği ekipman ve insan kaynağı konusunda görüşmeler yapabilmesine imkân tanıması amaçlanmış. Kesinlikle doğru bir yaklaşım. Umarım bize de son ihaleyle bu anlayış sirayet eder.

        Bir de ihalede yarışacak Alman, Fransız, Rus ve Türk şirketlerine bir göz atalım.

        Antalya Havalimanı ihalesinde bugün 3 ayrı konsorsiyum yarışacak.

        • 1) TAV – Alman Fraport (şu anki işletmeciler)
        • 2) Fransız Vinci – Limak Holding,
        • 3) Rus Vnukovo Airport - İntekar Yapı Turizm Ltd. Şti.

        Bu sabah 9’da başlayacak ihale sürecinde şu aşamalar yaşanacak: İhaleye katılacak konsorsiyumların sunacakları belgelerin ön incelemesi, sonra detaylı incelemesi yapılacak. Yapılan teklifler sonrası açık artırmaya geçilecek ve son aşamada pazarlıkla Antalya Havalimanını 25 yıl boyunca işletecek şirket belirlenecek.

        REKLAM

        Eğer mevcut işletmeciler dışında başka bir konsorsiyum ihaleyi kazanırsa ihale şartnamesinde tarif edildiği üzere 25 yıllık kira bedelinin yüzde 25’ini peşin ödeyecek ve havalimanının ihtiyaç duyduğu yatırımların ilk aşamasını 2 yıl içinde bitirecek. Biten birimler DHMİ kontrolünde hizmete alınacak. Böylece havalimanının artan yolcu potansiyelini karşılamada sorun yaşanmayacak ve parça parça gerçekleşen operasyonlar da toparlanmış olacak. 1 Ocak 2027’de ise ihaleyi kazanan konsorsiyum havalimanının işletmesini devralarak, yıllara yayılmış kira bedelini ödeyerek hizmete devam edecek.

        Bakalım bugün ihalede neler yaşanacak? 25 yıl için nasıl bir kira bedeli ortaya çıkacak? Antalya Havalimanı terminallerinin 15 yıl süreli işletmesi için Mayıs 2007’de gerçekleşen ihaleyi Fraport ve Ic İçtaş ortak konsorsiyum 2,4 milyar Euro’luk imtiyaz bedeliyle kazanmıştı. Bu defa DHMİ işletme süresini 25 yıla çıkarması ve artan yolcu sayısı sebebiyle bir önceki rakamın iki katı civarında bir rakamın ortaya çıkması söz konusu…

        Kazalar polis ve radarla değil araç takip sistemiyle önlenebilir!

        Kazalar polis ve radarla değil araç takip sistemiyle önlenebilir!
        0:00 / 0:00

        Günümüzde trafik kazalarının birçoğu hız sınırının ihlal edilmesinden ve denetimsizlikten kaynaklanıyor. Ayrıca servis araçları, yolcu otobüsleri, kamyon, kamyonet ve hizmet araçlarının sürücülerinin uzun süre direksiyon başında olmaları da bir başka kaza sebebi. Halbuki hız ihlali, sürücü hataları, denetim ve kontrol eksikliği günümüzün gelişmiş teknolojileri sayesinde tamamen kontrol altına alınabilir. Bunların hepsini polis kontrolü, radar vesaire olmadan ‘araç takip sistemiyle’ önlemek mümkün.

        Amerika’da San Francisco’da şöyle bir hadise başıma gelmişti. Bize tahsis edilen 15 kişilik minibüsün sürücüsü ile epeyce dolaştıktan sonra şehrin dışı denebilecek bir yerde aracını yol kenarına çekip durdu. Mesai süresinin dolduğunu ve ikinci sürücünün gelmesini beklediğini söyledi. Şaşırdık. Biz ısrar edip, ‘en azından şehir içinde bekleyelim’ dedik, ama araç takip sistemiyle uyarıldığını bu durumda hem şirketine hem de yakalanması halinde polise karşı zor durumda kalacağını söyledi.

        Benzer uygulamalar Türkiye’de de var. Yerli ve milli teknoloji ürünü olan Arvento bunlardan birisi ve Türkiye pazarının da yüzde 55’ine hâkim. Küresel ölçekte ilk beşte yer alan şirket çok sayıda ülkeye de Türk mühendislerinin tasarladığı ürünlerini ihraç ediyor. Ülkemizde daha çok ticari verimlilik çerçevesinde soğuk zinciri muhafaza etmesi gereken TIR, kamyon, kamyonet ile kiralık araç ve servis araçlarında bu araç takip sistemleri kullanıldığını da Arvento Genel Müdürü Özer Hıncal’dan öğrendim. Şirketlerin bünyesinde hizmet veren yük ve yolcu araçlarının yakıt kontrolünde de uydu kontrollü araç takip sistemleri tercih ediliyor.

        Asıl dikkatimi çeken ise bazı belediyelerin çöp araçlarını, bölgelerinde hafriyat taşıyan kamyonları bu sistemle kontrol altına almaları oldu. Bir kısım servis işletmecileri de ‘araç takip sistemi’ ile öğrenci ve personel taşıyan araçlarının bulunduğu yeri, hızını, hangi sürücünün direksiyonda olduğunu ofislerinden kontrol edebiliyor. Hız limitini aşan, olması gereken yerde bulunmayan araçlar için merkeze uyarı gidiyor. Sistemin olduğu okul servis araçlarını öğrenci velilerinin telefonlarına yükledikleri uygulama ile takip ediyorlarmış. Sadece çocuklarını taşıyan aracın konumunu değil, hız bilgisini de uygulama üzerinden kontrol edebiliyorlarmış.

        Gökyüzündeki hava araçlarını anlık takip ettiğimiz Flightradar24 uygulaması üzerinden uçakların hızlarını, nereden nereye gittiklerini, şirketlerini marka ve modellerini rahatlık görebiliyoruz. Benzer durum polisin işini kolaylaştıracak şekilde kara araçları için de mümkün. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve ekibinin de dikkatini çekmek isterim, araç takip sistemiyle radar ve polis kontrolü olmadan çok daha etkin denetim ve kontrol imkânı söz konusu.

        Ülkemizde de bu teknolojiyi yazılım ve donanımıyla geliştirip hizmete sokan, yurtdışına ihraç eden Arvento gibi şirketlerimiz de var. Trafikte araçlarda araç takip sistemi olsa kazalar azalır, hızları da otomatik olarak düşer. Radara ve ceza yazan polise de ihtiyaç olmaz. Ancak teknoloji çakarlı, çakarsız araç ayrımı yapmaz, politikacıyı, torpilliyi de ayırt etmeyeceğinden tercih edilir mi, bilemiyorum.

        Uydu kontrollü bu araç takip sistemi taktırmak ve kullanmak da çok kolay. Plaka taktırır gibi her araca rahatlıkla taktırılabilir. Böylece trafik kazalarındaki can kayıpları ciddi anlamda önlenir ve ülkemizin maddi kayıpları da azalır.

        Gıdalar nasıl etiketlenecek?

        Gıdalar nasıl etiketlenecek?
        0:00 / 0:00

        Gıda etiketlerinde değişikliğe gidileceği, yanıltıcı ifade, isim ve görsel kullanılmayacağı haberi bu haftanın ilginç gelişmesiydi. Ancak medyaya haberin bu şekilde yansıması bile gıda etiketlerinde yıllarca yanıltıcı işlemlere göz yumulduğu algısına sebep oldu. Kısa süre önce ben de bu konuya bir kez daha dikkat çektiğimden gıda etiketleri düzenlemesini yakından takip edeceğim.

        Tarım ve Orman Bakanlığı, gıdaların etiketlerine yönelik yeni taslağı görüşe açmış, yeniden düzenleme yapılacağını açıklamıştı. Bir ay boyunca görüşe açılan taslak için ilgili kurum ve kuruluşlar görüşlerini bildirecek. Akabinde yasa yayınlanacak. Dikkatimi çeken hususlardan birisi gıdanın adı ve içindekiler bilgisinin yeni düzenlemeyle ambalajın boyutuna bağlı olarak 2,5 kat daha büyük yazılacak olması. Bakalım içerik yazılması hususunda ortak bir dil için ne kadar çaba sarf edilecek? Gıda etiketleri ne kadar tüketici dostu ve anlaşılır olacak?

        Diğer Yazılar