SOCAR'daki değişim Türkiye'ye nasıl yansır?
Türkiye’nin son yirmi yıldaki en büyük ve en stratejik dış yatırımcısı olan ve çok önemli projelere liderlik eden Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) Başkanı Rövnag Abdullayev ile SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev’in SOCAR yönetiminden ayrılmaları ülkemiz açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir husus. Her iki isim de iki ülkenin hamasetle değil önemli yatırımlarla birbirine kenetlenmesinde çok önemli rol oynadı.
Türkiye ile Azerbaycan’ın sloganlaşmış “iki devlet bir millet” anlayışını ete kemiğe büründüren ve anlamlı kılan tüm işler iki ülkenin liderleri; Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev önderliğindeki bir ekip ile başarıldı. Petkim’in özelleştirilmesi ile başlayan süreç, Star Rafinerisi ve TANAP doğalgaz boru hattı ile devam etmiş ve 2008-2018 döneminde 20 milyar dolarlık direkt doğrudan üretime yönelik yatırım portföyüne dönüştü. Böylesine bir vizyonla hareket edip, her türlü eleştirileri, zorlukları göğüsleyerek bu projeleri hayata geçirdiler.
Görevden alınan Rövnag Abdullayev ve Vagif Aliyev’e Türkiye ayağında ise SOCAR Türkiye Başkanı olarak Kenan Yavuz eşlik etmiş ve güçlü bir takım çalışmasına dönüşen yatırım süreci siyasi iradelerin desteği ile Türkiye’nin en stratejik yatırımları ile sonuçlanmıştı. Dönem dönem çok fazla sayıda engellerle karşılaşılmasına rağmen Türkiye ve Azerbaycan stratejik işbirliğine inanmış bir ekibin işbaşında olması başarıyla neticelendi. İki tarafta da iki ülkeye karşılıklı faydası dokunacak yeni projeler geliştirecek isimlere şu günlerde daha fazla ihtiyacımız olacaktır.
Bahse mevzu projelerin neden önemli olduğunu şu günlerde idrak etmek kolay, ama bundan 20 yıl öncesini bir düşünün… Azerbaycan'ın dünyaya açılmak için Türkiye’ye ihtiyacı varken, Türkiye de enerji arz güvenliği açısından Azerbaycan’a ihtiyaç duyuyordu. Günümüzde Rusya ve İran doğalgazına bağımlılığımızı aşağı çeken TANAP olmasaydı, bu kış yaşanan sıkıntılar çok daha büyük boyutlara ulaşabilirdi.
Son on yılda Türkiye’ye doğalgaz akışını kesmeyi alışkanlık haline getiren İran’ın dengelenmesinin ne kadar önemli olduğunu yakın zamanda yaşayarak gördük.
Diğer yandan Star Rafinerisi ile rafinaj ürünleri ithalatını azaltan, ürettiği jet yakıtı ile savaş uçaklarımızın yakıtını üreten bu değerli yatırımlara öncülük edenleri de anmak, en azından bir teşekkür etmek gerekir. SOCAR’ın yeni yönetiminin SOCAR’ın kurumsal hafızasına ne kadar hâkim olduklarını, Türkiye’ye bakış açılarının nasıl olduğunu henüz bilmiyorum. Yeni göreve gelen yönetim ve ekiplerinde aynı milli ve yerli bakış açısına sahip olmalarını diliyor ve umuyorum. “İki devlet bir millet” anlayışını devam ettirsinler arzusunu taşıyorum.
Gelişmeleri başından beri takip eden bir gazeteci olarak, yukarıda zikrettiğim iki kardeş ülkeyi birbirine sıkı sıkıya bağlayan projelere verilen emeğe büyük bir saygı duyuyor ve görevden ayrılanlara kendi adıma teşekkür ediyorum. Yeni görev üstlenenlere de sorumlulukların büyük olduğunu hatırlatıp, başarılar diliyorum.