Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türkiye ham petrol ve motorinin büyük kısmını Rusya’dan ithal ediyor. Uçak yakıtının (JET A1) ise yüzde 70’i TÜPRAŞ’tan, yüzde 30’luk kısmını ise çeşitli ülkelerden alıyor. Rusya-Ukrayna savaşı başlamadan önce Brent petrolün varili 85-90 ABD doları aralığındayken, uçak yakıtının tonu da 830 dolar seviyesindeydi. Ancak savaşın etkisiyle Brent petrol 125 dolar seviyesine ulaşırken, uçak yakıtının tonu da yaklaşık olarak 1.240 dolara kadar ulaştı.

        Yakıt fiyatlarının hızla yükselmesi havacılık sektörünü ve turizm sektöründeki hesapları da alt üst edebilir. Çünkü havayollarının bir uçakla yaptıkları operasyonun maliyetinin yaklaşık olarak yüzde 25-30’u akaryakıttan kaynaklanıyor. Yüzde 50 seviyesindeki artış ise uçak bilet fiyatlarına yaklaşık olarak yüzde 15 seviyesinde bir zam anlamına geliyor.

        Eğer yakıt fiyatları bu seviyelerde kalırsa uçuş rakamları da bu kadar yükselecek demektir. Ancak JP Morgan’ın 185 USD ve Goldman’ın ise 150 USD’lik petrol tahminleri havacılık ve turizm sektörü için iyi şeyler çağrıştırmıyor. İki bankanın tahminlerinde yaptırım sınırlarının genişletileceğine dair haberlerin de etkisi var ama büyüyen sorunlar beklenmedik başka sıkıntıları da ortaya çıkarabilir.

        Petrol fiyatlarının yükselmesi konuşuluyor fakat daha önemli bir risk daha söz konusu; astronomik rakamlara rağmen yakıt yokluğu. Eğer ABD ve Avrupa, Rusya’ya petrol ihracatı yasağı getirirse küresel ölçekte akaryakıt tedarik zincirinde kırılmalar olacaktır. Bundan en fazla etkilenecek ülkelerin başında ise Türkiye geliyor.

        REKLAM

        Rusya’ya yaptırımlar küresel ölçekte enerji piyasaları ve havacılık sektörüyle artık kendini gösteriyor. Fakat para transferi, kredi kartları ve ödeme sistemlerine getirilen kısıtlamaların enerji krizini daha derinleştirmesi gündemde. Mesela bazı ödeme kanalları açık olmasına rağmen Rusya’nın yaşanan süreç sebebiyle peşin tahsilata dönme ihtimalinden bahsediliyor. Bu bir başka kriz beklentisi olarak tartışılıyor.

        Dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz tedarikçilerinden olan Rusya’dan Türkiye de ham petrolün ve motorinin büyük kısmını ithal ediyor. Ülkemizde TÜPRAŞ ve SOCAR rafinelerinde üretilen dizel, iç piyasanın talebini karşılamadığından, Rusya’dan ithal edilen motorin çok önemli. Benzin üretiminde ise Türkiye’nin bir sıkıntısı yok, hatta üretim fazlası olduğundan ihraç ediliyor. Türkiye’de şu an sadece TÜPRAŞ uçak yakıtı üretiyor. SOCAR da jet yakıtı üretebilir fakat verimli bulmadığı için motorinle devam ediyor. Rusya petrol ihracatı kısıtlamasıyla karşılaşırsa Türkiye jet yakıtında sıkıntıya düşebilir. Çünkü hazır yakıtı ithal etmekle, ham petrolü işleyip üretilen yakıta sahip olmak aynı şey değil.

        Türkiye’nin yıllık motorin tüketimi 23 milyon ton seviyesinde. Bunun 13 milyon tonu ülkemizde üretiliyor. 10 milyon tonunun 4’ü Rusya’dan, geriye kalanı ise farklı ülkelerden ithal ediliyor. Ancak ham petrolün de önemli kısmının Rusya’dan ithal edildiği dikkate alındığında tablo değişiyor. Benzin üretimimiz ise yaklaşık 10 milyon ton. Bunun 7 milyonu iç tüketime gidiyor, 3 milyonu ise ihraç ediliyor.

        Türkiye’nin akaryakıt tedarikinde motorin kritik konumda. 2019’da Türkiye’nin motorin üretimi 13,6 milyon ton olmuş. Toplamı tüketimimiz 22,5 milyon ton olurken, ithalatımız 10,9 milyon ve ihracatımız da 2,1 milyon ton olarak gerçekleşmiş. İki rafinerimiz olmasına rağmen yeterli üretimimiz yok. Ham petrolümüz zaten yok ama rafineri meselemiz var. 2019’daki motorin ithalat tablosu da şöyle; Rusya (3,9 milyon ton), Hindistan (3), İsrail (1,5), Bulgaristan (0,9), Yunanistan(0,6), İtalya (0,3) ve diğer ülkelerden (0,5) motorin ithal etmişiz.

        Diğer Yazılar