Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen’e raylı sistem zamanında götürülemedi. Epey değil çok geciktirildi. Aynı şekilde Sabiha Gökçen’in ikinci pistinin inşası ise 2009’dan bu yana bir türlü bitirilemedi. Devasa İstanbul Havalimanı’nın inşaatı akıllara ziyan bir hızla 4 yılda tamamlandı. Hatta Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, İstanbul Havalimanı’nı 3 yılda bitireceklerine dair benimle bir arabasına iddiaya girmişti. Neticede havalimanı 3 değil, 2018’te 4 yılda bitirdiler. Nihat Özdemir de iddiaya kaybetti. Arabayı almasını bekliyorum.

        İstanbul Havalimanı inşaatına başlandığı yıllarda raylı ulaşım sistemlerinin her iki havalimanına ulaştırılması için de çalışmalar başlatılmıştı. Defalarca kez bu konuyla ilgili yazı yazdım. Halen daha demiryolu ile iki havalimanına da ulaşılmıyor. Buna rağmen göreve gelen her Ulaştırma Bakanı yeni bilgiler, hizmete giriş için yeni tarihler açıklamaya devam etti. Gecikmeler için her bakan çeşitli gerekçeler ileri sürdü. Galiba en şanslısı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu olacak. Çünkü kaç yıldır devam eden projelerde artık sona gelindi. Ama yine de temkinli olmak gerekir. Bakan’ın açıklamasına göre Pendik-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı en geç ağustos ayında hizmete girecek. Peki Karaismailoğlu, metro inşaatına kadar gidip, çalışanlarla iftar yapmışken Sabiha Gökçen’in bitmeyen ikinci pistini neden ziyaret etmemiş? Asıl merak edilen konulardan birisi de bu. Son yıllarda her kes sorunsuz işin peşinden koşuyor. Ama Ulaştırma Bakanlığı’nın kontrollüğünde inşa edilen ikinci pist artık kangrene dönmüş durumda.

        İstanbul Havalimanı metrosu da sürekli açılış tarihi ertelenenlerden, ama en azından ikinci pist gibi uzun ince bir yola girmiş değil. Geçen yıl yayınlanan bir haberden detay vereyim, gerisini siz yorumlayın. “Gayrettepe-İstanbul Havalimanı metro hattında test sürüşleri başladı. Test sürüşüne katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Kağıthane-İstanbul Havalimanı arasındaki hattı 2022 yılı ilk çeyreğinde İstanbulluların hizmetine sunmayı hedefliyoruz” dedi.

        Umarım bu yıl her iki havalimanına da raylı sistem ulaşır, Sabiha Gökçen’in ikinci pistini de Bakan Karaismailoğlu yerinde inceleyip, ipe un serilmesinin önüne geçer.

        İstanbul Havalimanı'na ortak Abu Dabi veya Katar'dan gelecek...

        İstanbul Havalimanı'na ortak Abu Dabi veya Katar'dan gelecek...
        0:00 / 0:00

        İstanbul Havalimanı’nın işletmeci şirketi İstanbul Grand Airport (İGA) Havalimanı İşletmeleri’nin kısa süre önce hisse yapısında önemli bir değişiklik oldu. Beş ortakla yola çıkan İGA’da iki ortak kaldı. Limak İnşaat ve Mapa İnşaat’ın İGA’daki yüzde 20’şer hisselerini devretmelerinin ardından Kalyon yüzde 55’lik pay ile İGA İstanbul Havalimanı’nın büyük hissedarı, Cengiz İnşaat da yüzde 45 hisseyle ikinci ortak oldu.

        İstanbul Havalimanı’ndaki iki ortaklı yapı da yakında yeniden yabancı ortakla değişecek. Katar Investment ve Abu Dabi merkezli bazı kuruluşların İstanbul Havalimanı’na ciddi ilgisi söz konusu. Ortaklık için görüşmeler devam ediyor. Konuyu bu kadar net ifade etmemin sebebi var.

        Önce İstanbul Havalimanı'na yabancı ortak alınacak, oluşan sinerjiyle buradaki tecrübe dünyaya aktarılacak. Özellikle Avrupa, Asya ve Afrika kıtasına İGA yabancı ortakla açılmaya hedefliyor. Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu’dan aldığım bilgiler aynen bu şekilde.

        Dün akşam bir grup gazeteciyle Cemal Kalyoncu ile Kalyon Kültür'ün içinde yer aldığı Taş Konak’ta iftarda buluştuk. Yola çıkmadan önce de İstanbul Havalimanı’na TAV Havalimanları Holding’in de hâkim hissedarı olan Aéroport de Paris SA’nın (Group ADP) ilgi duyduğu, hatta ortaklık için görüşmeler yapıldığı yönünde duyumlar aldım. İhtimal vermediğimi söyledim, ama yine de şirketlerin ne yapacağı belli olmayacağı için temkinli oldum. Durumu Cemal Kalyoncu’ya ilettim. Group ADP ile böyle bir görüşmenin olmadığını, ihtimalinin de bulunmadığını ifade etti.

        REKLAM

        İstanbul Havalimanı’ndaki yapım ve işletme tecrübesini dünyaya taşımak istediklerini Cemal Kalyoncu daha önce ifade etmişti. Bu kez kimlerle ortaklık yapma ihtimali olduğunu sordum. Abu Dabi ve Katar’dan şirketlerin ilgi gösterdiğini söyledi. Ancak İGA ile birlikte dünyaya açılma stratejisi çerçevesinde görüşmeler yapıldığına işaret etti. Kalyoncu’dan edindiğim intiba Abu Dabi’den bir ortakla yola devam edeceklerinin daha ağır bastığı yönünde.

        Bu ortak Abu Dabi’nin ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bayrak taşıyıcı şirketi Etihad Havayolları da olabilir, başka bir kuruluş da. Etihad’ın olmasına Türk Hava Yolları'nın da sıcak bakacağını söylemek mümkün.

        Kalyoncu, havalimanı işletmeciliğinde uluslararası açılımlarla büyümeyi hedeflediklerini, İGA ile İstanbul Havalimanı’nda elde ettikleri tecrübe ve birikimleri yabancı ortaklarla Asya, Afrika ve Avrupa’ya taşıyacaklarını belirtti.

        Genel Havacılık Terminali Ocak 2023’te

        İş jetlerine hizmet verecek İGA Genel Havacılık Terminali’nin Ocak 2023’te hizmete gireceğini ifade eden Cemal Kalyoncu, burada çok özel hizmetleri devreye sokacaklarına işaret etti. "Ne gibi özel hizmetler?" Soruma ise şu cevabı verdi: Misafirleri geliş ve gidişlerinde uçaklarına çok özel araçlarla ve özel ekiplerle ulaştıracağız. Terminalde de ayrıcalıklı hizmetler sunacağız. Her şeyi ile dünyanın en iyi genel havacılık terminali olacak.

        Rüzgârda neden yüzde 65 yerlilik hedefleniyor?

        Rüzgârda neden yüzde 65 yerlilik hedefleniyor?
        0:00 / 0:00

        Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, kısa süre önce yaptığı açıklamada halihazırda güneş enerjisi panellerini yüzde 85 yerlilikle Türkiye’de ürettiklerini, bir sürpriz daha yaparak rüzgâr türbinlerini de Türkiye’de yerli olarak üreteceklerini açıklamıştı. Şu an ülkemizde rüzgâr enerji santrali (RES) üretimi olmadığını, rüzgâr türbinlerinin sadece kule, kanat ve jeneratörlerinin üretilebildiğine de dikkat çekmişti. Kalyoncu’ya neden yüzde 65’in üzerinde bir yerlilikle rüzgâr türbinlerinin Türkiye’de üretilmesini hedeflediklerini, yüzde 100’e ulaşmada ne gibi sıkıntılar olduğunu da sordum. Aldığım cevap; “Rüzgâr türbinlerinin dişlileri, yani kalbi en kritik halkayı oluşturuyor. Henüz orayı yapabiliriz diyemiyorum. Bir yabancı ortak ile yola çıkmıştık teknoloji transferi için devamı gelmedi. Yüzde 65 yerlilik oranıyla rüzgâr türbini üretimine başlarsak umarım bu bizi yüzde 100 yerliliğe götürür.”

        Diğer Yazılar