Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        AK Parti Hükümeti ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında yaşanan istihdam tartışmasına, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) farklı bir noktada katılmış, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı teskin edecek vaatlerde bulunmuştu. Hatta TİM’in, Başbakan’ın yüreğine su serpecek ifadeleri sebebiyle TOBB çatısı altındaki birçok isim de rahat nefes almıştı.

        Bugünlerde yine gözler TOBB’un üzerinde. İş dünyasında önemli bir isim kulağıma şunları fısıldadı; ‘TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, istihdam tartışması ve malum gelişmeler sebebiyle artık çok ortada görünmüyor. Beyanat vermiyor. Mesela merak ediyoruz; TOBB’un referanduma yönelik tavrı nedir? Evet, mi, hayır mı? Yoksa kızgınlıkları geçmediğinden boykotu mu düşünüyorlar?’

        Cevabı içindeki soruları ve kendi mantık çizgisi içinde yapılan bu yorumlara ne diyebilirim? Aynı soruları TİM’e de başka kurumlara da yöneltebilirsiniz. Belki TOBB, süreç yaklaştıkça rengini belli edebilir. Veya aldığı derslerden hareketle olması gereken yerde durur.

        Benim merak ettiğim TİM, ihracat tarafıyla istihdama katkı sağladığını açıklarken, TOBB hükümetin ithalat politikalarının üretimi ve istihdamı yok ettiğini neden söyleyemiyor? Eğer istihdamın artması, işsizliğin azalması isteniyorsa, ithalat politikalarının mercek altına alınabilmesi için zahmet olacak, ama birilerin bu duruma ayna tutması gerekir.

        TOBB çatısı altında faaliyet gösteren TEPAV’ın ortalığı karıştıran ve bana göre de biraz ön yargıyla hazırlanmış raporlara imza atıp ortalığı yanlış bilgilerle, eksen kayması gibi saçma sapan ifadelerle germek yerine daha doğru bir yere odaklanılmalıydı.

        Bu konuda hem TİM hem de TOBB/TEPAV doğru davranmıyor. İhracat kadar ithalatın da tartışılması gerekir. TEPAV, tartışmalara mahal vermeden, politik değil akademik bir çalışmayla ithalattaki eksenleri de net bir şekilde gözler önünü serebilir. Ama ön yargılı olmadan, kulplar takmadan.

        Diğer taraftan, ‘250 bin istihdam sözü veren TİM üyeleri Nisan-Haziran arasında 110 bin kişi istihdam etti’ haberlerinin bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. Söz vererek, bir başka kurumu zora sokacak adım ve açıklarla istihdam artmaz. Ancak tablolardaki rakamların görüntüsü değişir.

        Öte yandan TEPAV’ın yeni pazarları eksen kayması olarak görmesi, Avrupa’ya olan ihracatı da yanlış okuması, akademik bakışı değil bir rahatsızlığı ifade ediyor.

        TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin, istihdam konusuna ilişkin değerlendirmeleri yerine biraz da ithalata politikalarına yönelik bir bakış, dikkat ortaya koyması daha iyi olur. İthalat/ihracat aradaki makasın açılmasına her ay açıklanan rakamlar eşliğinde vurgu yaparsa, gerçekten birilerinin gözleri açılacaktır

        Diyanet Para İşine El Atmalı

        Ramazanla birlikte yiyecek/içecek ve yardım haberleri daha fazla dikkat çekiyor. İnsanların yardım yapma, ihsanda bulunma duyguları da artıyor. Ancak bazı camiler, hocalar ve tekâmül etmemiş bazı din adamları da bu duyguları ramazanda daha fazla istismar ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en azından şu ramazanda cami önlerinde dilenmelere bir düzen getirilmesini beklerim. Camide hoca yardım toplanacak diyor, ilgili görevliler de hiçbir belge olmadan, cemaatin önüne kutuları koyuyor. Makbuz yok. Ne için toplandığı ve nerde kullanılacağı da meçhul. Ramazan ayı sebebiyle de bu eylemler fırsat buldukça tekrarlanıyor.

        Sahibi Meçhul Mektuplar

        Önceleri ipe sapa gelmez e-mailleri alırdım. İsimleri belli olmayan, mantıksızca eleştiren, hatta ‘Güntay Bey’ diye başlayıp, küfürle, hakaretle bitenler olurdu. Şimdi mektup moda oldu. Galiba son hadiseler sebebiyle, telefon kayıtları, internet trafiği rahatlıkla deşifre edildiği için kafası basmayanlarda uyanıklık yapıp, ninelerinin sitemine, mektuba döndüler. Artık hakaretler, küfürler kapalı zarf içinde geliyor.

        Son gelen bir mektubu açarken yanımda bir de dostum vardı. Gönderen zarfın üzerini bantla sarmalamış. Daktiloyla da hem zarfın üzerine adresimi hem de bana ulaştırmak istediği salyalarını mazrufa mesaj olarak kaydetmiş. Dostum bantla sarılı zarfın içinden önemli bir haber konusu, ihbar dosyası çıkağı tahmininde bulundu. Yazılanları okuyunca şaşırdı. Aldırma dedim; ‘Memlekette sapık çok. ’

        Gelen mektupta adres, isim yok. El yazıda kullanılmamış. Gönderenin hesabı ortada, böylece ettiği küfürlerin, hakaretlerin izleri belli olmayacak. Bu derece psikolojik rahatsızlığı olanların peşine kimse düşmez, merak etmesin.

        Anlamadığım benim alanım ve gazetede yazdığım yazılar, çok fazla gerginliğe prim verecek durumda değil. Televizyon programıma da salyalar akıtmışlar, ama Habertürk’teki havacılık ve turizm programım ‘Airport’ bir klasik oldu. Haftada iki gün Bloomberg’te yaptığım yorumlarda teknik, politik ve ideolojik değil. Bu durumda saçma sapan mektup ve e-mail gönderenlerin amacı ne anlamadım? Hangi ruh haliyle oturup böyle mektup yazıyorlar anlam veremiyorum.

        Bu durumda yazdıklarını ikiyle çarpıp bu beylere havale ediyorum. Belki kendilerine gelirler…

        Diğer Yazılar