EPDK'da elektrik lobisi bastırıyor
Yazın yapılan elektrik dağıtım ihalelerinde inanılmaz rakamlar ortaya çıkmış, sonrasında "Bu paralar nerden çıkacak" ve "EPDK Lobiyle Mücadele Edecek mi?" başlığı altında, dün ve bugün gündeme gelen kâr marjı artışları için yapılan toplantılara dikkat çekmiştim. "Haklı çıktım" diyemeyeceğim. Çünkü böyle bir tablonun olacağına aylar önce işaret etmiştim. Sadece ihale sonrası değişik hesaplar yapıp, şapkadan tavşan çıkarmaya çalışan, ahkâm kesen yorumcuları bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Dün HT Ekonomi'de yer alan Olcay Aydilek'in haberi ise her şeyi gayet net bir şekilde ortaya koyuyor. Ben küçük bir bölüm alıyorum, tamamını okumalarını da tavsiye ediyorum.
"Elektrik dağıtım bölgelerini satın alan şirketlerin dört gözle beklediği tarifelerdeki yüzde 2.23'lük kâr marjının artışıyla ilgili kritik toplantı bugün Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu nda (EPDK) yapılıyor. Şirketlerin istediği yüzde 4 ile 7.5 arasındaki oran kabul edilirse kârları artacak. Vatandaşın ise faturası yükselecek."
Yüksek rakımlı ihaleler sonrası enerji çevreleri, özellikle ihaleye girip, yüksek fiyatlar karşısında çekilenler bu paranın nereden, nasıl çıkacağına dair makul ve mantıklı cevap verememişlerdi.
2006 yılında 30 yıllık dönem için başlatılan elektrik dağıtım ihalelerinin önemli kısmı 2010 yılında yapıldığı için, bu ihaleleri kazananlar işletme hakkı devri çerçevesinde 25 yıl işletmeci olacak. Mesela Boğaziçi ve Gediz bölgesini kazanan M. Emin Karamehmet ve Mehmet Kazancı girişim grubu yaklaşık 5 milyar dolarlık bir rakamı 25 yılda çıkarmak durumunda. Fakat basit hesaplarla bizlerin bu rakamları yorumlaması zor.
Ağustos'ta şu hususlara dikkat çekmiştim;
"Dağıtım özelleştirme modeli için birinci geçiş dönemi olarak 2006 ile 2010 aralığı belirlenmişti. Diğer bir ifadeyle 2010 un sonunda ikinci geçiş dönemi için hazırlıklar yapılacak. Belki de bazı önemli parametreler değişecek. Bu durumda rasyonel tekliflerle ihaleden elenenlerin durumu ne olacak? Hatta daha önceki ihalelere çeşitli belirsizliklerinden dolayı girmeyip, makul zeminde duranların durumunu kim açıklığa kavuşturacak?"
Eğer marjlar değişirse yukarıdaki soruların yerine ciddi sorunlar içeren soruları koymamız gerekecek. Vatandaşı elektriğin ne kadar ve nasıl çarpacağını tartışmamız kaçınılmaz olacak. Çünkü Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER), EPDK'dan yüzde 2.23'lük kâr marjını yüzde 4 ile 7.5 arasında değişen oranlarda artırmasını istiyor.
Bir soruyla bitirelim: Kâr marjları yukarı çekilirse ihaleler tartışmalı hale gelmez mi?
Amerikalı GEF Dentistanbul'u kapatıyor mu?
Elime ciddi bilgiler içeren bir not geldi. Notun özeti başlığın soru olmayan hali. Yani Dentistanbul kapatılıyormuş. Belki de el değiştirecektir, bilemiyorum. Kaynağına sormak üzere Dentistanbul'u aradım. Santral memuru yetkililerin telefonları meşgul, daha sonra arayın diye ısrar etti. Ben mutlaka bir yetkiliyle görüşmek istediğimi ve telefonda bekleyebileceğimi söyledim. Kısa süre bir kadına bağlandım. Yetkililerin asistanıymış. Ve "Dentistanbul kapanıyor"şeklinde bir yazı yazamazmışım. Ben, "Bir yetkili istiyorum" diyorum; o ısrarla, "Böyle bir şey yazmayın" diyor. Tam bu tartışma esnasında bir başka bayan telefonu alıyor;
"Yetkili benim buyurun."
"Konumunuzu ve isminizi alabilir miyim?" diyorum.
"Sorularınıza cevap vermek istemiyorum, basında yer almak da istemiyorum. Bu sebeple ismimi de vermiyorum. Böyle saçma sapan haberi de yazmayın. Doğru değil."
Üslubu tansiyonumu yükseltecek kadar kaba ve sert olduğundan, Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Aktüre'ye ulaşmak istediğimi iletiyorum, ama nafile telefonu kapatıyorum.
Elimdeki bilgileri buradan soru olarak Aktüre'ye yöneltiyorum.
Bilindiği üzere 2007 yılında Dentistanbul Diş Hastanesi ilgili birimleriyle birlikte Amerikan GEF (Global Environment Found) adlı şirkete satıldı. Sorularım şöyle;
1- GEF hafta içinde tasfiye kararı alarak, tüm çalışanlarını, maaşlarını, tazminatlarını ödemeden işten çıkartacak ve tedavileri süren tedavi ücretleri ödenmiş olan hastalarını da ortada bırakacak mı? Tasfiye kararı doğru mu?
2- 26 Ekim'de şirketin Türkiye'deki temsilcisi Şenol Aktüre, yaptığı toplantıda 1 Kasım 2010 Pazartesi günü itibarıyla tasfiye kuruluna müracaat edeceklerini ve artık tüm alacaklılarına karşı tasfiye kurulu yetkililerinin muhatap olacağını kendilerinin olmayacağını yakın çevresine açıkladı mı?
3- Dentistanbul daha önce işten elaman çıkardı mı? İş mahkemelerine giderek davaları kazanmış, temyiz aşamasında olan yaklaşık 30-35 çalışanıyla davacı konuma geldi mi?
4- Şirketin tek tapulu mülkü olan hastane binası geçen yaz satıldı mı? Satıldıysa neden bu yola gidildi?
5- Dentistanbul'un eski sahibi Mehmet Ali Özer ile olan davalar devam ediyor mu? Ona ödeme yapmamak için çeşitli geciktirme, bürokratik işlemleri ağırlaştırarak mahkemeyi uzatma söz konusu mu? Ayrıca Özer ile devam eden mahkemelerde yaklaşık 4 milyon doları aşan geciktirilmiş ödeme olduğu bilgisi doğru mu?
Yabancı sermayenin Türkiye'deki serüvenine ışık tutması kabilinden bu sorulara cevap alırsam aynen yayınlayacağım...