Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Uzun bir süredir dikkat çekiyordum, fakat sorularıma ve sorunlara muhatap bulmakta bile zorlanıyordum. Mesele ithalat meselesi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çocuklara olan ilgisini ve sevgisini bildiğimden bir defa olaya işin bu tarafından girdim. Başbakan'ın hediye ettiği Çin malı oyuncakların, çocuklar daha evlerine götüremeden ellerinde kaldığına işaret etmiştim. Ertesi hafta, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'den ilginç ve yerinde bir karar çıktı. Fakat yetmez. Somut bir ithalat politikası olması lazım.

        Televizyonlarda Çin malı, uzaktan kumandalı, Air Hogs markalı oyuncak uçakların reklamları yapılıyor. Fiyatları yaklaşık 200 TL civarında. Ankara'daki ithalatçı şirketi arayıp, 'Yedekparça veya servis hizmeti var mı?' diye sordum. Cevap 'Yok.' Böyle bir şey olabilir mi? Bu kadar para karşılığında alınan bir elektronik eşyanın teknik hizmeti neden olmaz? Çünkü ithalatı kontrol eden, denetleyen ve sorgulayan yok.

        Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, "Kendimize güvendik. Kendimize inandık. Bunun sonucunda ekonomik büyüme yaşadık. İstihdam arttı, işsizlik azaldı. İhracatımız istikrarlı bir tempoyla artmaya devam etti" d iyor ama hiç ithalatın daha fazla arttığından, bu sebeple istihdamın olumsuz etkilendiğinden bahsetmiyor.

        Türkiye'nin '2023 İhracat Stratejisi' çalışması yapanların, ithalattan bağımsız böyle bir rapor hazırlamaları söz konusu bile olmamalı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ihracat/ithalat karşılaştırmasında, 'Bir atıp üç yiyoruz' eleştirisi yerinde, ama epeyce geç kalmış bir uyarı.

        İthalat konusunda son olarak devreye Dış Ticaretten Sorumlu Bakan Zafer Çağlayan girdi. Tablo şu: 2010 yılında ihracat 113.6 milyar dolar, 2010 Ocak-Kasım dönemindeki ithalatımız da 164.9 milyar dolar olmuş. Dış ticaret açığı ise 62.7 milyar dolara çıkmış.

        Bugün Bakan Çağlayan, yerinde bir kararla, ilk defa bir bakan olarak ithalat gerçeğine dikkat çekecek. Umarım bu toplantı sürekli hale gelir. İhracat ile birlikte sektör sektör ithalat kalemlerinin de açıklanmasına vesile olur.

        Aksi takdirde dış ticaret açığına, cari açığa başka türlü dikkat çekilemez, istihdam da başka türlü aşağı inmez. Aşağıda basit bir örneğim var.

        Yolsuzluklara böyle gözlük lazım

        Türkiye'de oyuncak sektörü diye bir şeyin kalmadığını defalarca yazmıştım. 40 civarındaki önemli üretici firma saçma sapan ithalatlar yüzünden buharlaştı. Fakat ümit vaat eden gelişmeler de var. Bunlardan birisi gözlük sektörü. Bir yatırımcıyla yakından konuştum, detaylarını biliyorum. Aynı zamanda gözlük kullanıcısı olduğumdan sektörü de yakından takip ediyorum. 'Yerli imalatçı' diye kimse yok piyasada. Son yıllarda cam üretiminde 'İşbir Optik' adından söz ettiriyor.

        Gözlük çerçeveleri ithalatında ise Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın, korunma önlemi kapsamında ithal gözlük çerçevesi başına 3 dolarlık ek mali yükümlülük uygulamasının çok işe yaradığını, diğer sektörler için de benzer stratejiler geliştirilmesinin icap ettiğini söyleyebilirim.

        Böyle kararlar Türkiye'yi bir yerlere taşır. Bundan 10 yıl öncesine kadar Türkiye'de gözlük imalatı yapan 3-4 atölye

        vardı. Çin'den sorgusuz sualsiz ithalat başlayınca kepenkleri kapattılar. Sektör yok oldu. Ancak alınan 3 dolarlık koruma kararından ümitlenen bir şirket Türkiye'de yatırım yapıp üretime geçmeye karar verdi. Bir ortak dostum kanalıyla bu gelişmeyi takip ediyordum.

        Dün bu yatırımı yapan Mono Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Erdil ile gözlük çerçevesi üretme kararını konuştum. İthal gözlük çerçevesine fon uygulama kararı sonrası düşünmüş ve bir ay önce 6 milyon dolar yatırıp, ayda 200 bin adet gözlük çerçevesi üretecek tesis kurmuş. Yaklaşık 300 kişi istihdam etmeyi düşünüyor, ancak kalifiye eleman sıkıntısı yaşıyor. Çünkü sektör emek yoğun bir sektör. Bir çerçevenin imalattan çıkıncaya kadar 50 noktada el işçiliği görmesi gerekiyor. Fakat bu işi bilenimiz yok.

        Makine parkı tamam, 2-3 aylık eğitimle kalifiye personel sorunu da çözülüyor. Peki, bu tesis Türkiye'nin ne kadar ihtiyacını karşılayabilir?

        Zararlı ve zararsız alımlar

        Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Emin Zararsız, geçici karekodlu ilaç alımının durdurulmasıyla 1.5 milyar TL'lik potansiyel bir yolsuzluğun önlendiğinden bahsediyor. Doğrudur. Öte yandan her yıl SGK'nın ihtiyacı olan yaklaşık 8 milyon adetlik gözlük çerçevesi sebebiyle ne kadar paranın Çin'e ve aracılara gittiğinden haberdar mı? İthalatçılar buralarda da bir dümen çevirmiyor mu? En azından yerli üretime yönelik SGK'nın da bir düzenlemesi, teşviki olmalı ve kesinlikle uygulanan fon da ithalatçı lobilerinin azizliğine uğramamalı. Çünkü sadece SGK'nın ihtiyacını karşılamak için bile Mono Grup gibi yeni tesislerle sektörün oluşmasına yardımcı olunmalıdır. Birçok ülkede Türk malının, Çin ürünlerine tercih edildiği de dikkate alınırsa, ithalattan rahatlıkla ihracata bile dönebiliriz.

        Diğer Yazılar