Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Şimdiden yani erkenden yazmanın ülkemizde bir anlamı olmadığını biliyorum, ama ola ki, "Bu defa binleri uyanır" diye notumu düşeyim. Mevzumuz yine Atatürk Havalimanı. İsviçre-Cenevre'de yapılan 12. Avrupa İş Jeti Fuarı'na (EBACE) doğru yola çıktığımda Türk Hava Yolları'nın Skylife Dergisi'nde yer alan bir haber dikkatimi çekti. Bir önlem alacaklarını sanıp değişiklik beklerken, bu işe karar verenlerin geleceği planlamayı bir türlü beceremediğini bir kez daha teyit etmiş oldum. Eylül ayında, Atatürk Havalimanı'nda yeni sıkıntılara kapı aralayacak bir de fuar yapılacakmış. Üstelik çeşitli sorunlardan geleceği de olmayan, büyüme şansı sıfır olan bir havacılık fuarı yapılacakmış. Tebrik etmemek elde değil.

        Erken uyarı meselesine gelince... Atatürk Havalimanı'nda rötar sıkıntıları daha olmadan 4-5 ay önce çeşitli yazılarımda problemin adım adım geldiğini ve önlem alınması gerektiğini tarihe not düştüm. Sonra ne oldu? Ortada rötar veya benzer problemler olmayınca kimse dikkate almadı. Ne zaman havalimanında 2-3 saatlik rötarlar yaşanmaya başladı, uçaklar gökte ve yerde beyhude tur atarak zaman, yakıt, para kaybı yaşattı, işte o zaman yazılanlar dikkate alınır oldu. Ama ne dikkat! Sadece sorunlar tartışılmaya başlandı.

        Hâlâ küçük de olsa bir çözüm bulunmuş değil. Sadece üzerinde çalışılan Avrupa'daki benzer meydanların yönetimini referans alan, danışmanlara inceletilip geliştirilen faydalı projeler var. Anlayacağınız erken yazmanın, uyarmanın, fikir vermenin, görüş açıklamanın, doğru tespitte bulunmanın memleketimizde bir esprisi yok. Tek tesellim Başbakan Erdoğan. Galatasaray'ın kupa meselesinde olduğu gibi, bugün yarın rötar sıkıntısına da o el atarsa çözülebilir.

        Şimdi gelelim Skylife Dergisi'ndeki haberin uyarması gereken etkiye.

        1996 yılında iki uçağın katılımıyla başlayan Airex Fuarı, bu yıl 50'nin üzerinde hava aracı ve 150'nin üzerinde firmayı ağırlamaya hazırlanıyormuş. Evet haberi süslemeye gelince bu ifadeler güzel, ama hep başlangıçtaki iki uçakla yola çıkarsanız eğer. Çünkü çoğu defa bu fuar büyümek yerine geri gitti. Birkaç defa "Havacılık büyüyor, Airex küçülüyor" diye yazdım. Çünkü fuarın birçok parametresi yanlış. Sadece yeri ve içeriği değil. Adam gibi bir yerde adam gibi fuar yapılması gerekir.

        Dünyanın hiçbir ülkesinde Atatürk Havalimanı gibi yoğun ve iyi yönetilmeyen meydanlarda fuar yapılmıyor. Londra, Paris, Dubai, Singapur, Cenevre gibi merkezlerde yapılan havacılık fuarları incelenirse, ne dediğim daha iyi anlaşılacaktır. Fuar yapılan meydanlarda amacına uygun yapılmış, kalıcı özel donanımlar vardır. Her sene veya 2 yılda bir yapılması halinde bile bir fuar düzeni, o fuarın bir mantığı vardır. Bizimkisinin ne fuarı olduğu bile tam belli değil. Bu konuda fuarı yapanların değil, Türkiye'de fuar organizasyonuna şekil, şemal verip regüle eden tarafın sıkıntıları var.

        Şimdi Airex'in ilk yapıldığı 1996 yılı nire, 2012 nire. Şu an Türkiye'de 100'e yakın iş jeti var. THY ve özel sektörün durumundan bahsetmiyorum bile. Ama havacılık fuarı, vizyonsuzluk ve becerisizlik yüzünden Türkiye'nin gelişimine uygun büyümemiştir.

        İki yılda bir düzenlenen Airex İstanbul Fuarı, 6-9 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Apronu'nda gerçekleşecekmiş. Nasıl olacağını ben de anlamış değilim. Bu bölgede iş jetlerine izin vermeyen, milyonlarca yatırım yapıp uçak, hangar sahibi olan işadamlarını "Atatürk Havalimanı sıkışık"diye başka meydanlara yönlendiren Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) hangi mantıkla fuara izin veriyor, anlamış değilim. Ama anlamam için de daha erken. "Eylülde gel" seslerini duyar gibi oluyorum.

        Bu fuarın bu haliyle yapılmasına izin veren tek makam var: Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı. Acaba Bakanımız Binali Yıldırım ne düşünüyor?

        Diğer Yazılar