Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fikri takip gereği, geçen hafta mübarek ramazan girmeden, halkımızın kafasında pirinçle ilgili istifhamlar kalksın diye, GDO'lu pirinç tartışmasını bir kez daha ele aldım. Ve dedim ki: "Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, bu konuda gelişme olunca kamuoyunu aydınlatacağına dair söz vermişti, ne oldu?" Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri İlhan Deneri'den aşağıdaki açıklama geldi. Gelen cevabı aynen aktarıyorum. Buyurun bakalım, neler olduğunu anlayabilecek misiniz?

        "Habertürk Gazetesi'nin 04.07.201 3 tarihli nüshasında yer alan 'O Kadar Ahkâm Kesilen GDO'lu Pirinçler Ne Oldu?' başlıklı köşe yazınızda; gerçekle ilgisi olmayan, kamuoyunu yanlış yönlendiren, kurumları ve kişileri töhmet altında bırakan iddialar yer almakta ve özellikle Sayın Bakanımızın kendisine yöneltilen soru dolayısıyla kamuoyunu bilgilendirmesi, kamuoyunda haksız algının oluşmasına sebep olduğu ima edilmektedir.

        Olay şudur: Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı, bir ihbar üzerine verdiği talimat doğrultusunda Gümrük Muhafaza ekipleri yasal prosedür çerçevesinde Cumhuriyet Savcılığı'nca sağlanmış mahkeme kararına uygun olarak tahkikat yürütmüşler, ihbara konu ürünler de savcılık tarafından numuneler alınmış, TÜBİTAK ve İTÜ'de tahlil ettirilmiştir. Bu aşamada iddia konusu ile alakalı tahlil sonuçlarının biri pozitif diğeri negatif şekilde sonuçlanmış; bu durum basında haber olarak da yer almıştır. Bu vesileyle yöneltilen soru üzerine kamuoyu bilgilendirilmiştir. Sayın Bakanımızın söz konusu pirinçlerde 'GDO vardır veya yoktur' şeklinde bir beyanatı ve hüküm cümlesi olmamıştır. Hatta açıklamalarında "Dünyada genetiğine müdahale edilmiş, GDO'lu pirinç üretiminin olmadığının" da altını çizmiştir. Konunun yargıda olduğunu ve yargılama sonucunda her şeyin açıklığa kavuşacağını belirtmiştir. Bu ölçü içerisinde yapılan açıklama kamuoyunun bilgi edinme hakkının karşılığıdır. Açıklamada ilave yok, eksiklik yok, suçlama da yoktur. Hal böyleyken tamamen kamuoyunu doğru bilgilendirmeye dönük yalın açıklamanın sorun teşkil ettiği ve haksızlığa yol açtığı şeklinde değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını düşünmekteyiz.

        Sorun ne oldu? Konu ne aşamada? şeklindeki sorunuzla alakalı olarak; 3 ithalatçıyla ilgili dava açılmış, 2 olayla ilgili ise soruşturma devam etmektedir. Mahkeme ve savcılığın görev alanında seyreden olayla ilgili şu aşamada söylenecek bir söz olmadığının bilinmesi gerekir.

        Şunu da ilave etmek gerekir ki; Tiryaki ismiyle kamuoyuna yansıyan ve suçlamaya dayanak teşkil eden İTÜ'nün tahlil raporuyla ilgili İTÜ Rektörlüğü tarafından raporlarının yanılgılı olduğuna ilişkin açıklama da kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bilginize sunar, iyi çalışmalar dileriz."

        Bakan Yazıcı'nın bu açıklamaları beni tatmin etmediği gibi nisan ayında konuyla ilgili verdiği beyanatlar da ortada. Hatta Başbakan Erdoğan'ın iki bakanın farklı açıklamalarına verdiği tepkiye de Bakan Yazıcı istediği yerden ulaşabilir. Ancak bu işin nasıl başladığını merak ediyordum, onun da cevabını aldım. Sayın Yazıcı'ya teşekkür ediyorum.

        Turkcell'de asıl hatayı TMSF yaptı

        Turkcell'in tarihinde bir dönüm noktası olacak haftadayız. Mehmet Emin Karamehmet'i yıllarca Türkiye'nin en zengin işadamı koltuğuna oturtan Turkcell, grubun bankalarıyla olan sorunları sebebiyle sıkıntıya girdi. Karamehmet, Turkcell'in hisse yapısını ilginç pozisyonlara sokarak yaptığı satışlarla, batık banka patronları içinde devlete en fazla para ödeyen oldu. Ancak TMSF, borçlara karşılık zamanında Turkcell'den hisse almış olsaydı, bugün Turkcell bu duruma düşmezdi. Kamu tarafı o gün akıl edemediğini, iki yabancı ortağın atraksiyonu sebebiyle, bugün şartlan ve yasaları zorlayarak yapmaya çalışıyor. Türkiye'nin önemli bir şirketi için kamu zamanında öncülük etmeyi beceremedi, çok geç kaldı. Bakalım yarın ne olur?

        Diğer Yazılar