Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Gazeteciliğe başladığım ilk yıllarda, Türkiye’nin sismik araştırma gemisi Piri Reis gündemdeydi.

        30 yıla yakın bir zaman geçti, yine gündemde.

        Kıbrıs Rum Kesimi’nin Ada’nın güneyinde İsrail destekli doğalgaz aramaya başlaması Akdeniz’de suları ısıttı.

        Buna itiraz eden Türkiye de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile anlaştı ve Ada’nın çevresinde petrol aramak için karşı atağa geçti.

        Bu nedenle de İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Piri Reis adlı gemisi Urla’dan Kıbrıs’a doğru yola çıktı.

        10 kişilik uzman ekiple demir alan Piri Reis, KKTC kıta sahanlığında yaklaşık 20 gün boyunca iki boyutlu sismik araştırma yapacak.

        Şimdi, Türkiye’nin tek sismik araştırma gemisi olan Piri Reis’in seyir defterine bir bakalım.

        Geminin adını aldığı Piri Reis, diğer adıyla Ahmet Muhiddin Piri ya da Ahmet ibn-i el-Haç Mehmet El Karamani, 1465-1554 yılları arasında yaşamış bir Osmanlı denizcisi.

        Benim gibi Karamanlı bir ailenin çocuğudur.

        Osmanlılar, Karamanoğlu Beyliği’ne son verdiklerinde zorla İstanbul’a ikamete zorlanmıştır.

        Amerika’yı gösteren dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınmıştır.

        Piri Reis, eşsiz bir kartograf ve deniz bilimleri üstadı olmasının yanı sıra Osmanlı deniz tarihinde izler bırakmış bir Kaptan-ı Derya’dır.

        Piri Reis gemisi, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde kıta sahanlığını gerekçe göstererek çıkardığı gerginlik üzerine, 1978 yılında Almanya’dan satın alındı.

        1982 yılına kadar Ege Üniversitesi bünyesinde deniz araştırmalarında rol aldı.

        1982’de kurulan Dokuz Eylül Üniversitesi’ne devredildi.

        1987 yılında, Yunanistan’ın Ege’de petrol arayacağını duyurması üzerine Ege’ye gönderildi.

        Pek çok denizcilik araştırmasında başarıyla yer alan gemimiz, siyasi gerginlikler olduğunda da aynen bugün olduğu gibi görev üstlendi.

        Bu gemi şimdi, İsrail-Rum ittifakına karşı yine görevde.

        Dış basına göre Piri Reis bir tahrik unsuru..

        İşte bu kadar önemli işlere imza atan gemimizle ilgili bir ayrıntıyı sizlere aktaracağım.

        32 yıllık olan Piri Reis’in teknolojisinin en az her 5 yılda bir yenilenmesi gerek.

        Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Avni Benli ile konuştum.

        Prof. Benli, şunları anlattı:

        Türkiye gibi bir deniz ülkesinde birden fazla sismik araştırma gemisi olması gerektiği tezine katılıyorum. Ancak bu gemileri işletmek çok pahalı. Büyük araştırma gemilerinin yıllık harcamaları 5-6 milyon lirayı buluyor.

        Bizim gemimiz hem küçüklüğü hem taşınabilir (portatif) cihazları nedeniyle işletme açısından fazla gidere sahip değil. Teknolojisini yeniledik. Yeni cihazlar taktık. Dünyadaki tüm gelişmeleri yakından takip edip gemimizi ona göre yeniliyoruz.”

        Bu sevindirici... Ama işin bir de üzücü tarafını öğrendim Prof. Benli’den.

        Geminin 32 yıllık motoru ve elektrik jeneratörü de değiştirilmek istenmiş.

        Yurt dışından sipariş verilmiş.

        Motor ve jeneratör gelmiş.

        200 bin lira KDV istenmiş.

        Ödenmediği için ikisi de bir aydır İzmir Gümrüğü’nde bekliyor.

        Türkiye’nin, Başbakan Erdoğan’ın o kadar önem verdiği, rest çektiği bir konuda görev üstlenen gemimiz, 32 yıllık motor ve eski bir jeneratörle yola çıktı.

        Hayırlısıyla gidip başarıyla dönsünler.

        Gülizar’ı kurtaracak biri yok mu?

        Gülizar’ı kurtaracak biri yok mu?

        Bu nasıl çarpıklıktır, anlamam.

        Kampanyalar düzenler, kızları okula davet ederiz.

        Gelmeleri için kapı kapı dolaşırız.

        Emek, para harcarız.

        Yeter ki bir kızı okula kazandıralım diye...

        Ama Gülizar için adım atan yok.

        Muğla’nın Dalaman ilçesine bağlı Gürköy’de bu yıl okula başlaması gereken 7 yaşındaki Gülizar Arslan, ne yazık ki tüm yakarışlarına rağmen okuyamıyor.

        Evleri, taşımalı sistem araçlarının geçtiği yola 2 km. uzakta olan Gülizar’ı okula götürme işine hiçbir servis yanaşmıyor.

        Çünkü evlerine giden o 2 kilometrelik yol çok bozuk.

        Halbuki Gülizar, ağustos ayında yetkilileri uyardı; “Okumak istiyorum. Ama beni okula götürecek araç yok” dedi.

        Aradan geçen 1.5 aylık sürede önlem alınmadı.

        Gülizar için çözüm düşünülmedi.

        Şimdi Gülizar evde oturuyor.

        Okullar açıldı; yetkililer şimdi çözüm arayışına başladı.

        7 yaşındaki çocuğun 1.5 ay öncesinden gördüğünü göremediler.

        Ne güzel söylemiş; İyiyi yapabildiği halde yapmayan bir insan, suç işlemiş olur.

        PESTOLOZZI

        Diğer Yazılar