Nadas zamanı
Karşıyaka’da yas var.
Kolay değil, futbolun asırlık çınarı, son anlardaki tüm çabalara rağmen 3. Lig batağına düşmekten kurtulamadı.
Gerçi içinde bulunduğu mali tabloya bakarsanız, bu yıl olmasa önümüzdeki sezon, ya da ondan sonraki sezon bu sona yakalanması kaçınılmazdı. Zira son yıllarda birbiri ardına yapılan yanlışların faturası o kadar büyüdü ki, neredeyse altından kalkılması imkansız bir hale geldi. “Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceği” belliydi.
Bu son aslında bir anlamda malumun ilanıydı...
*
Her düşüş kötüdür.
Nasıl mı?
Üst liglerde mücadele eden bir takımın hem alt yapı yatırımlarını yapması, hem de bulunduğu konumda varlığını sürdürebilmesi ciddi maliyetler gerektiriyor.
Bu süreç, hemen üst liglere dönüş hesapları yapılmadan kulübü sağlam temellere oluşturma mücadelesi içinde geçerse özlenen başarı biraz geç olsa da sağlam temeller üzerinde Kaf-Kaf’ı bekliyor olacak.
O da basketbol şubesi.
Kaf-Kaf’ın potada iddialı olması, kuşkusuz kulübün marka değerini koruması adına önemli bir avantaj olacak. Bu avantajın doğru değerlendirilmesi, Karşıyaka’yı 3. Lig batağına sürükleyen kötü bilançolardan kurtulabilmesi için önemli bir fırsat. İyi niyetli hamleleri ile alkış toplayan Turgay Büyükkarcı ve arkadaşları gaza gelmeyip de, yeni dönemi kulübü sağlam temeller üzerine oturtmak amaçlı olarak planlarsa başarı kaçınılmaz.
Diyeceğim şu; nasıl ki verimi arttırılmak istenen tarla nadasa bırakılırsa, Karşıyaka da bu dönemi tırmanış için yapılanma fırsatı olarak değerlendirmeli.
Bunun için de tüm camiaya gereken tek şey sabır!