Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İlk savaşı henüz 26 yaşındayken ve daha 6 aylık gazeteciyken gördüm.

        Bosna’da.

        Taze mezarlar başında, genç gelinleri ağlarken buldum.

        Çocukların bomba patladığında nasıl korktuklarını ilk o zaman fark ettim.

        Savaşın en büyük mağduru kadınların insanı çıldırtan hikayelerini dinlemeye dayanamadım.

        1.5 milyon insanın hapsedildiği Gazze’de bombardıman altında kaldım. Yakında patlayan bir bombanın beni öteye savurmasından anladım dehşetini.

        Düştüğü yerde insanların cesetlerini bulamadılar. Hepsi buharlaştı.

        Bir çocuk koluma yapıştı, tepemizde insansız ve insafsız hava araçları gezerken.

        Tıpkı dev bir arı gibi ses çıkartıyordu. Ses yaklaştıkça korkuyordu çocuk.

        Sahilde uçurtma uçuran çocukları vurdular.

        Uçurtmaların ipi koptu, Akdeniz’e düştü. İnsanlığın vicdanı gibi kayboldu abluka altındaki sularda.

        Halep kuşatma altındayken girdim şehre. Bir caminin içinde birbirine ateş ediyordu insanlar.

        Bir sokağın başından öteki ucuna makineli tüfekler mermi yağdırıyordu.

        Çocuklar kulaklarını tıkamış, bize bakıyordu korkuyla.

        Durmayacak mı bu canavar ses der gibiydiler.

        Sonra Guta'da kimyasal silahlarla boğuldu akranı çocuklar.

        Birkaç saat önce namaz kıldığımız cami bombalandı bir gün.

        Varil bombası dediler.

        Atarken tekbir getirmiş Esed’in askerleri.

        REKLAM

        Cami içinde ölenler Fatiha suresindeydi henüz namazda.

        Darbeyle kaosa sürüklenmiş Kahire'deydim bir keresinde.

        Çadırlar kurup Rabia meydanına direniyorlardı insanlar.

        Tepede helikopterler uçuyordu, bildiri atıyorlardı, darbe iyidir diye.

        Çocukların, kadınların umutla direnişleri bir sabah vakti, tanklar ve zırhlı araçlarla ezildi.

        Birkaç gün önce kaldığım çadırlar bombayla yanarken, meydanın fotoğrafını çektiğim minareyi de vurdular.

        Firavunlar döneminden beri ilk kez özgürce seçtikleri liderleri hapishanede ölürken, kimse ses etmedi.

        Sri Lanka’da CoxBazar’da dünyanın en acımasız, en perişan mülteci kampında, dünyanın en fakir mültecileri kalıyordu.

        Myanmar’dan gelen Arakanlı Müslümanlar, topraktan yaptıkları evlerde yaşamaya çalışıyorlardı.

        Şiddetli yağmur yağdığında ev çamura dönüyor, kendileri de çamurdan insana.

        Ben gittiğimde yazdı ve tozdan insana dönüştüklerine seviniyorlardı.

        Bir milyon insanın naylondan, bezden, çamurdan evlerde kaldığını tahayyül edemezsiniz.

        Ve sefaletin içinde kadınların, çocukların nasıl istismar edildiğini bilmek istemezsiniz.

        Ölmek onlar için kurtuluş oluyordu çoğu kez.

        Savaşlarda, mülteci kamplarında, kaosun ve korkunun kol gezdiği topraklarda hep erkekler ölür, kadınlar ve çocuklar mahvolur.

        Ölmek daha kolaydır.

        Orada bir kadın ve çocuk olarak yaşamak ise daha zor.

        Üzgünüm, tüm bu acılar yaşanırken, bu dramın durması için bir şey yapmadı o büyük devletler.

        Yani insan haklarının, özgürlüğün, bir sürü süslü kavramın savunucuları…

        Çocuklar gözlerimizin önünde ölürken, "Devletlerin dostları yoktur, çıkarları vardır" diyorlardı bize küçümseyerek.

        REKLAM

        Bir şey yapmadılar…

        Şimdi Ukrayna’da savaşın en büyük mağdurları yine çocuklar ve kadınlar.

        Korkuyla, açlıkla, sevdiklerinin ölmesini izleyerek, şehirlerinin yandığını görerek yaşamaya çalışıyorlar.

        Çocuklara acımayan bir ülkedir Rusya unutmayın.

        Afganistan’da oyuncakların içine bomba koyan, İdlip’te çocukların uyuduğu mülteci çadırlarını bombalayan, Çeçenistan’da evleri insanların başına yıkan, Gürcistan’da binaları buharlaştıran hep odur.

        İzliyor yine o anlı şanlı devletler Ukrayna'yı.

        Gazze’yi, Kahire’yi, Halep’i, Cox Pazarı, Myanmar’ı, Libya’yı, Yemen’i izledikleri gibi.

        Çocuklar ölüyor, kadınlar ölüyor ve bir ulus yokluk içinde direnirken izliyorlar yine.

        Hayır bu kirli düzen böyle devam etmeyecek.

        Edemez.

        Bir gün ölen masum çocukların ve kadınların intikamını alacaklar.

        Hem öldürenden, hem izleyenden.

        Bir gün değişecek bir kirli düzen.

        Savaşta büyüyen çocuklar yapacak bunu.

        Diğer Yazılar