Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Çatışma alanlarından çıkanları gözlüyorum.

        Onların yüzlerinde, gözlerinde, ruhlarında daha derin kırılmalar yaşandığı belli oluyor.

        En çok da kadınlarda…

        Çocuklarına sarılmışlar, kol kanat gerer gibi.

        Onlara baktıklarında yüzlerinde zoraki acı bir tebessüm oluyor.

        Bir şey hissettirmek istemiyorlar yavrularına.

        Sonra çocuk başka yere baktığında derinlere dalıyor yine gözler.

        Ne olacağını bilememenin korkusu, geride bıraktığı hayatın hüznü ve kaybettiklerinin acısı yüzlere yansıyor…

        İnsanların savaş ortamında ruhlarında kırılmalar yaşanır.

        Sanırım en çok fark ettiğim şey arafta yaşayan ruhlara dönüşmeleri oldu.

        Suriye’de, Halep’te evinin varil bombasıyla yıkıldığında inanamıyordu bir adam. Halbuki yıkıntının önünde duruyordu.

        Gazze’de İsrail füzesinin vurduğu ev buharlaşmıştı içindekilerle birlikte. Şoka girmiş, boş bir yüz ifadesiyle bana bakan akrabaları, evde yaşayanların da binayla beraber buharlaştığını kavrayamıyordu.

        Ukrayna Lviv’de kocasını, kardeşini ve tüm erkekleri geride savaş meydanında bırakıp gelen kadın, kucağındaki çocuğa sarılırken, tüm bunların kendi başlarına geldiğine inanamıyordu.

        Gerçekle hayal arasında bir yerde, arafta olur insanlar savaş alanında.

        Kabus gördüklerine inanmak isterler. Uyanacak ve tüm bunların gerçek olmadığını görecekler diye umutla beklerler.

        REKLAM

        Bu yüzden acıları biraz hafifler sanki. Girdikleri şok, onların zihinlerini uyuşturur, beyin gerçekle hayal arasında kalır ve acı hafifler bu yüzden.

        Zaman geçtikçe ve gerçeklerle yüzleştikçe hakikati idrak ederler. O zaman zihin ve ruh acıyı daha kolay kaldırıyor sanki. Belki de bu, metabolizmanın kendini koruma refleksidir...

        Kırım’dan göçmek zorunda kalmış 5 çocuklu bir aile gördüm bir gece Polonya’da Przemysl Glowny garında. Anne uykusuzluktan küçülmüş gözlerle bana bakıp, “en azından çocukların uyuyacağı bir yer bulmamız lazım” dedi.

        Baba ise elinde telefon, dondurucu soğukta başlarını sokacak bir yer bulmak için uğraşıyordu. “Şimdi aklımız başımızda değil, nereye gideceğimizi düşüneceğiz sonra” dedi hüzünle.

        Belirsizlik ve kaygı… sanırım savaş alanında en çok hakim olan duygular bunlar.

        Polonya’ya geçmek için sınırında binlerce anne ve çocuk tek sıra halinde dizilmiş beklerken, kabullenilmiş bir itaatkârlıkla söylenen her şeyi yapıyordu. Kimse neden 10 saat boyunca bu açık arazide, dondurucu soğukta, gece vakti bekletildiklerini sorgulamıyordu.

        Korku, ruhlarının derinliklerine nüfuz etmiş, herkesten yardım bekliyorlardı.

        Ne deseler yapacaklar. Yeter ki güvenli bir alana geçsinler çocukları ve yanlarındakilerle birlikte...

        Savaş insanın en temel ihtiyacı olan “güven” duygusunu tetikler.

        Bu yüzden hızla bombalardan, mermilerden ve savaş uçaklarının seslerinden kaçarlar.

        Sonra ikinci temel duygu alarm verir: Açlık…

        Nedense insanlar güvenliklerini sağladıkları anda, hemen aç kalacaklarını düşünürler.

        Bu yüzden buldukları her yiyeceği stoklamak isterler.

        Romanya sınırında, gelen göçmenlere yiyecek veren çadırların önünde uzun kuyruklar oluşur bu yüzden. İnsanlar kendileri ve çocukları için yedek gıda maddeleri alırlar yanlarında.

        REKLAM

        Kimi daha çok, kimi daha az…

        Kısacası savaş her insanın ruhunda kırılmalar yaratır.

        Çocuklar bomba, patlama, uçak, siren seslerinden çok etkilenirler. Bu korku, onların ruhlarında çok derin izler bırakır. Her ne kadar sesler gittiğinde oyun oynamaya başlasalar da, yıllar sonra bile ortaya çıkacak bilinç altı tahribatı yaşanmıştır artık.

        Sivillerin kırılmış ruh halleri bunlar…

        Bir de savaşanların, öldürmek ve yok etmek için var olanların ruh halleri vardır.

        Tüm insani değerlerin yok olduğu bir ruh halidir bu.

        Anlatmamak daha iyi…

        Diğer Yazılar