Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal yarışmasında dün “Guruldayan Kalpler” ve “İyi Biri”nin galaları yapıldı. Açıkçası birincisinde Algı Eke’nin, ikincisinde Cengiz Bozkurt’un filmleri kontrolü altına alan yetkin performansları güne damga vurdu.

        Antalya’da ticari filmler de ağırlıkta bu sene. İşin doğrusu önceki yıllarda düşen kaliteyi, artan ‘sanatsal çöp’ ve ‘amatör film’ oranını düşününce bu tercihi eleştirmemek lazım. Hatta “İtirazım Var” ve “Oflu Hoca’yı Aramak” bu konuda becerikli, yetkin çalışmalar. Ama “Guruldayan Kalpler” ve “İyi Biri” için bu kadar olumlu şeyler söylemek zor. Açıkçası bu dört filmin adını bir arada anmak, ilk ikisinin yaratıcıları Onur Ünlü ve Levent Soyarslan’a saygısızlık olur.

        İKİ DİZİ KAFALI TİCARİ KOMEDİ

        Her ikisi de TV’nin seri üretim mantığına kapılmış yönetmenlerden çıkmış eserler. Bunlardan biri durum komedisi, diğeri yol komedisi damarına yükleniyor. İşin tuhaf tarafı Ömer Uğur ve Ayhan Sonyürek’in kendi kişisel projelerini üretmeleri… Her ikisine de sorsanız bir söylem peşinde olduğunu söyleyecektir. Ama söylem her şey değil.

        Yeşilçam güzellemesi “Unutulmayanlar” (2006) ile ‘sinemasız filmler’ çekeceğini ispatlayan Sonyürek, “İyi Biri”nde de bu ezberden şaşmıyor. Ama filmin esprisi sanki ana karakterin Metin Akpınar, Yılmaz Güney ve Altan Erkekli’nin ses tonlarını aynı potada eriten abartılı şivesiyle Yeşilçam tarihindeki dublaj meselesini alaya alması. Bu noktada da devreye ‘bu kısa filmlik malzeme 120 dakikaya nasıl olur?’ sorusu giriyor.

        Açıkçası yönetmenlik koltuğunda kıvrak bir rejisörün olmaması işi ‘oyuncu filmi’ne çeviriyor. Yolda beliren Mazlum Çimen dahil tüm oyuncular da ‘karakterimsi’ olarak önümüzden ayrılıyor. “Guruldayan Kalpler”, çok zeki bir durum komedisi iskeleti kuruyor temelde. Becerikli bir yönetmen olsa her şeyi yerli yerine oturtabilir. Ama Uğur’un potansiyeli filmi ‘meselesi olan uzun metrajlı dizi’ seviyesine indiriyor.

        Yönetmen, fazlasıyla ağdalı cümlelerle anılınca güzel gözüken modern sanatın fakir kesimde yaratabileceği eğlenceli durumları mercek altına alıyor. Bu samimi damardan beslenen yapıt, ‘sanatçı üst sınıf-cahil/eğitimsiz alt sınıf’ ilişkisinde ilginç anlar yakalıyor. Özellikle Kaos adlı eserin tanımlanma ve kaybolma aşaması, yer yer ‘madcap’ komediye kayarak eğlence kat sayısını arttırıyor. Yanlış anlaşılmalar ve zıtlaşmalar mizahı besliyor.

        ALGI EKE VE CENGİZ BOZKURT DÖKTÜRÜYOR, İZ BIRAKIYOR

        Ama temelde her iki eseri de başrol oyuncuları ile anacağız. “Guruldayan Kalpler”de eğitimsiz, kenar mahallede yaşayan ve Anadolu’daki köyünden göç etmiş gibi duran eş tiplemesi Vicdan’a can veren Algı Eke, “Kedi Özledi”den (2013) sonra bir kez daha aranan kadın komedi oyuncusu olacağını gösteriyor. Adile Naşit, Ayşen Gruda, Demet Akbağ kadar rol çalabilen, doğaçlamayla iş bitirebilen ve enerjisiyle dikkat çeken bir isim kendisi. Bizi kendine bağlayıp kontrolü eline alıyor. Burada da ona ne zaman iş düşse hemen karşımızda o karakteri üzerine çekinmeden geçiren, onu adeta yaşayan uyumlu bir kimlik çıkıyor.

        Eke’nin kocası üstünde kurduğu baskıdan modern sanata verdiği tepkiye kadar, fakir bölgelerdeki İstanbullu ailelerin durumu çok güzel gözlemleniyor. Tepeden tırnağa bir karakter yaratan Eke, aslında filmin doyurucu mizahının neferi oluyor. O sahneye girdiğinde, elinde tencereyle, kulağımızda çınlanan şiveyle fark etmeksizin bir ışıltı yayıyor.

        Daha çok yan rollerdeki aksanlı adam olarak dikkat çeken Cengiz Bozkurt, belki de ilk başrolüyle “İyi Biri”yi sırtlayıp götürüyor. Bunu nereye kadar beceriyor? En azından bir saat boyunca... Yılmaz Güney, Metin Akpınar ve Altan Erkekli’nin şivelerini, Yeşilçam yapaylığını, ayarı kaçmış dublaj belasını ti’ye alır şekilde inatla, tüm gıcıklığıyla sürdürmek sabır ve tecrübe ister.

        Onun yarattığı karakter ayakları üzerinde duramıyor belki. Ama Bozkurt, filmde yolda olup bitenleri diğerleriyle girdiği ilişkiden anlatıcı sesine kadar bütün katmanlarıyla kavrıyor. Karikatürize durmayı anlamlı hale getiren, yapaylıktan beslenen bir sahne kimliği oluşturuyor. Köpekle ilişkinin getirdiği tuhaf laflar, 40 yaşındaki Mızrap’ın ilk kez evden kaçma hikayesini en azından bir yere bağlıyor.

        Eke ile Bozkurt’un karakterlerini, hayat okulundan mezun olmuş kenar mahalleli Vicdan ile taşralı Mızrap’ı aynı çatı altına soksak, bu cehaletle, alaycılıkla ve Türk kültürüne uyumla enfes bir çift çıkar. En azından “Guruldayan Kalpler” ve “İyi Biri” gibi seviyesi altlarda dolaşan ticari komedi filmlerinden daha ‘kaliteli’ bir şeyler göreceğimiz kesin!

        Kerem Akça’nın ulusal yarışma filmleri için yıldız tablosu:

        ÇEKMEKÖY UNDERGROUND: 3.8

        GURULDAYAN KALPLER: 2.6

        İTİRAZIM VAR: 6.3

        İYİ BİRİ: 3.5

        KUMUN TADI: 5.4

        KUZU: 4.3

        NEDEN TARKOVSKİ OLAMIYORUM…: 4

        OFLU HOCA’YI ARAMAK: 5.5

        SİVAS: 6.5

        Not: Yıldız tablosu, festival boyunca güncellenecektir.

        Diğer Yazılar