Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bolca güldüren ve iğneleyen, formunda bir Kevin Smith… “İşkence Gecesi” (“Tusk”), ‘korku-komedi nasıl üretilir?’in dersini çoğu açıdan veriyor. Diyaloglarından görsel efektlerine, Johnny Depp’in sürprizli karakterinden Michael Parks’ın alışık olduğumuz kimliğine kadar ‘kült’ olma ihtimali yüksek bir esere dönüşüyor. Eylül’de 39. Toronto Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinde izlediğim “İşkence Gecesi”nin DVD’si Türkiye’de raflara girdi.

        X kuşağını yansıtırken tepki de çeken Kevin Smith, kendi dünyasını kurmuş bir yönetmendir. Onun eserlerinde karakterler arasında koyu bir muhabbet döner. Seks, film kültürü, cinsel tercihler gibi birçok şeyden söz edilir. Bu konuşmalara gülenler için her şey çok iyidir. Ama gülemeyenleri bir ‘işkence’ bekliyor olabilir. Fazla kesme olmamasına karşın geyik muhabbetinin arasına girmek şarttır. Bir Kevin Smith filminin yaşattığı deneyim ya ‘sevgi’ ya da ‘nefret’le anılır.

        QUEBEC’E İRONİK YAKLAŞIM

        Yönetmen 90’larda çıkan ve Tarantino, Linklater gibileriyle beraber anılan video kuşağı rejisörlerinden. Kariyerinde de dini taşlamadan lezbiyen romantik-komedisine, iki kafadar komedisinden korku-komediye uzanan bir yönelimi var. Bunların hepsi de ya Marx Kardeşler ya da Monty Python’dan gelen ‘diyalog mizahı’ alışkanlığından beslenir.

        “Şeytanın İni”nden (“Red State”, 2011) sonra burada da korku diyarlarına girmek onun için şaşırtıcı. Ama Smith’in saf bir korku filmine imza atmaktan ziyade kendinden bir parça bulduğunu söylemeliyiz. Özellikle de Quebec’in tehlikeli olduğuna dair yorum, ya ABD’nin gelişmemiş bölgelerinden ya da sevilmeyen bir başka ülkeden ‘kötülük’ çıkartma emperyalizmini yerle bir eder. Bu konuda ironik, ters istikamete sapan bir yaklaşım, ideoloji var.

        ÇAKTIRMADAN YAPILAN ŞEYLER

        Daha önce “Şeytanın İni”nde de gördüğümüz Michael Parks’ın canlandırdığı, ne dediği anlaşılmayan yerel katil, her şeyi çaktırmadan yapıyor. “Dehşet Saati”ndeki (“The Pit and the Pendulum”, 1961) Nicholas Medina (Vincent Price) misali evine alıp bodruma attığı zararlı kişileri öldürüyor ve yaşamına devam ediyor. Ama bunu nasıl yapıyor? Bu konuda net bir bilgi yok. Ama çeşitli efsaneler var.

        ‘Tusk’ (mors dişi) kavramı da bu noktada karşımıza çıkıyor. Justin Long’un (Wallace) bir internet programının ortak sunucusu olması ‘yeni yayın düzeni’ üzerine bir şeyler söylüyor. Hatta ‘Kill Bill’ videosunda kolu kopan bir tiplemeyi internette görmemiz de şiddetin boyutunu göstermeye yarıyor. Ama bunun ötesinde olup bitenler ‘tanıdık’ değil, tuhaf. Smith aynen New York’un banliyösünde, New Jersey’de yaptığı gibi burada da Kanada’nın Fransızca konuşulan bölgesinde bambaşka bir vilayet kültürü yaratıyor. “Şeytanın İni”nin kökten dinci okült grupları mercek altına alırken bu ciddi meseleyi ‘mizah’la ve komedi formülleriyle delik deşik etme arzusunun bir benzeri canlanıyor.

        JOHNNY DEPP GÜLMEKTEN KIRIP GEÇİRİYOR

        Dediğini anlamakta zorlandığımız Michael Parks ve onu avlamak için tutulan ‘bounty hunter’a (ödül avcısı) can veren Johnny Depp bu durumla dalga geçerken bizi bir kültür şokuna sokuyor. Bir an bile korkacak vaktimiz olmazken, uçarı yaratık tanımı da kült izleyiciyi mest ediyor.

        Tusk’ın geçmişteki bir hikayede Hemingway’le karşılaşmasından günümüze uzanan tabloda orta sınıfın dehlizlerinden çıkması çok matrak... ‘Bay Tusk’ adının aksanla vurgulanması, sürekli kulağımızda yankılanıyor. Program sunucusunun yozlaşmasını, ağzı bozukluğunu cezalandırma amacı var sanki.

        Long akılalmaz bir dönüşümle komedi kimliğini sapasağlam ayakta tutuyor. Onu köşeye sıkıştıran Depp ise eşsiz! Gülmekten kırıp geçirmenin kelime anlamına çıkarıyor. Smith, bir kez daha yabancıl ortamlardan yükselen korkuya yorum yaparken işin cılkını çıkarıyor.

        KEVIN SMITH FORMUNDA

        İnternet jenerasyonu olmaya kayan kendi kuşağının tanımına bakıyor. İnternette şov yapan, kendisinden de etkilenen karakterin izinde tanımsız bir deneyime sürüklüyor bizi. Sürekli uyuyup uyanan tiplemenin ucu açık, sonuçsuz ve plansız bir noktaya ilerlemesi önemli…

        Smith, yine kurguya bel bağlamadan, renklere dikkat çekmeden sükse yapıyor. Kendi jenerasyonundan Linklater’dan daha becerikli olduğunu kanıtlıyor. Her zaman üzerine gitmekten gocunmadığı hicvin ucu, bu kez de Kanada’nın müstakil evlerinde yaşayan orta sınıfa dokunuyor. Senarist-yönetmen kendi yaratık komedisine imza atarken ironik şeylerle bağ kuruyor. “İşkence Gecesi”, Smith’in “Babasının Kızı” (“Jersey Girl”, 2004), “Zorlu Takip” (“Cop Out”, 2010) gibi filmler çektiği bir yüzyılda sinemaseverler için kült bir hediye niteliğinde!

        FİLMİN NOTU: 6.5

        Künye:

        Mors Dişi (Tusk)

        Yönetmen: Kevin Smith

        Oyuncular: Justin Long, Michael Parks, Johnny Depp, Haley Joel Osment, Genesis Rodriguez

        Süre: 102 dk.

        Yapım yılı: 2014

        Diğer Yazılar