Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        22 Mayıs ve 29 Mayıs’ta vizyona giren iki yapıt, ülkemizde 70’li 80’li yıllarda furyaya dönüşen yabancı filmlerden kopyalama/çalma eğiliminin sürdüğünü ispatladı. “Pişt”, ‘Korkunç Bir Film’in yapısını transfer ederken, “Sihirbazlık Okulunda Bir Türk”, ‘Harry Potter’ın dünyasını kullanan kısmen daha zeki bir parodi denemesine ev sahipliği yapıyor. Bu devirde kaynak göstermeden kopya çekmek sinemamızdaki vizyon sıkıntısını ortaya koymuyor mu?

        Yeşilçam geleneğinde komedi filmleri önemli bir yer tutar. Güncel örneklere bakınca eğer doğru bir komedyen ve sosyolojik taban yakalanırsa bunların ‘güldürme’ konusunda sıkıntı çekmediği söylenebilir. 2015’te vizyona giren komedi denemeleri arasında ilk bakışta “Çarşı Pazar”, “O.H.A.: Oflu Hoca’yı Aramak”, “Niyazi Gül Dörtnala”, “Hayalet Dayı” ve “İçimdeki Ses” bu ihtiyacı gideren eserlerdi. Aslında bunun ana sebebi de Türk insanına dair yerinde tespitlerdi…

        YERLİ KOMEDİDE ‘TRASH’ ÜRETİMİ TAM GAZ!

        Ama aşırı üretimi takiben trash (çöp) komedi örnekleri de varlıklarını sürdürüyor: “Yav He He”, “Netekim Karakolu”, “Yapışık Kardeşler”, “Polis Akademisi Alaturka”, “Yolunda A.Ş. Çinçin Bağları Hikayesi”, “Ali Kundilli”, “Mazlum Kuzey” ilk akla gelenler. Yani 69 yeni yerli filmin en iyi ihtimalle 10’da birinde en dip noktayı görebiliyoruz. Seviyedeki bu dengesizlik akıl sağlığı için iyi değil… Açıkçası “Pişt” ve “Sihirbazlık Okulunda Bir Türk” de bu listeye girmek için büyük çaba sarf ediyor.

        Özellikle bunlardan Can Sarcan imzalı ilki, sinematografiyi de bu ismin üstlenmesiyle sinemayı ve seyirciyi ciddiye almamasının mağduru olmuş. Niye yerleştirildiğini anlamadığımız, oyuncuları kavrayamayan mercekler ve açılar ucuzluk rekoru kırıyor. Diyalogların ve esprilerin iki saniyede halledildiği yerde mizansen ya da dramatik yapı zaten beklemiyoruz. Çerçevenin içinde nereye yerleştiğini bilmeyip kendi haline bırakılınca şaşkın şaşkın dolaşan karakterlerle yüzleşmek bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor.

        ESKİ KAFALI ORİJİNALİNDEN KOPYA KOMEDİ FİLMLERİNDEN

        Ama mesele sanki ‘çalıp çırpma’da kopuyor. “Pişt”, Hollywood’da genelde ‘korku filmleri’ne dokunduran ‘Korkunç Bir Film’ (‘Scary Movie’) adlı parodi serisinin Türkiye versiyonu… Poster neredeyse birebir olmasına karşın bu devirde herhangi bir ‘haklarını satın aldık’ ibaresine rastlamazsanız şaşırmayın! Zira eski kafalı, Yeşilçam kolaycılığından beslenen ‘orijinalinden kopya’ komedi ürünlerinden biri duruyor karşımızda… Rakipleriyle ne kadar çekişir? Orası da muamma… “Plajda” (2008), “Şeytanın Pabucu” (2008) gibi bu eğilimi gösteren komedilerin üretildiği bir milenyumda buna da şaşırmıyoruz.

        Açıkçası “Ağır Abi”nin (2011) senarist-yönetmeni Oğuzhan Uğur’un ana karakterler arasına eklenmesi seviyeyi düşürmüş. ‘Otel’ (‘Hostel’), “Cinnet” (“The Shining”, 1980), “Halka” (“Ringu”, 1998), “Piranha” (2010), “Elm Sokağı Kabusu” (“A Nightmare on Elm Street”, 1984), “Paranormal Activity” (2007) gibi filmlere göndermeler ‘siz kim oluyorsunuz?’ dedirtiyor. Bunun arkasına, ‘sinemamızdaki korku filmleri dalga geçilecek malzeme sunmuyor muydu zaten?’ sorusu iliştirilebilir.

        HAYRİ PITIR’ YERİNE ‘MEHMET KOÇERO’

        İşin doğrusu sözlü ve görsel göndermeler de çok yapay bir şekilde planlanmış. Betül Arım, Murat Serezli gibi konuk oyunculara olmuş olan. Zira “Pişt” seyirciyi ciddiye almayan bir komedi… Ama “Sihirbazlık Okulunda Bir Türk” onun yanında ele alıp, ‘beterin beteri var’ diye düşününce bir tık yukarıya yerleşiyor. Açıkçası ‘Harry Potter’ın macerasını bir Türk’ün gözünden ele almak hoş fikir. Esas olan çalmamak…

        Aslında bu konuda “Pişt” kadar ‘net bir eylem’den söz edemeyiz. Fakat perdede Turist Ömer’in ‘Uzay Yolu’nda, Arif’in uzayda veya Taş Devri’nde yaptıklarının bir benzeri canlanıyor. ‘Hayri Pıtır’ kıvamındaki geleneksel Türk genci Mehmet Koçero, kendini bir anda bir Büyücülük Okulu’nda buluyor. Gelen çağrı mektubunun tasarımından evdeki ailenin tepkisine kadar sosyolojik yaklaşımda sıkıntı yok. ‘Bir Türk’ün yorumları da güzel. Quidditch maçı yerine gelen futbolun kültürel geri dönüşleri olabilir. Ama senaryonun işleyişi zorlama duruyor. Öte yandan bu tercih, futbolun beşiği İngiltere’de sırıtıyor.

        KENDİMİZİ FAZLA MI CİDDİYE ALIYORUZ?

        Seriden birebir alınan ya da çalınan öğretmenler bir amaca hizmet etmiyor gibi. Açıkçası yemek sahnesindeki çekişmeye vurgu da tutuyor. Bazı espriler yerinde. Ama sinematografi, kurgu ve elbette görsel efektler yerlerde sürünüyor. Fantastik komedi fantezi dünyasını bir bilgisayar demosuyla karıştırıyor. ‘Kitsch’ (bayağılık estetiği) sıfatının ezbere dönüştüğü arka plan kullanımları göze batıyor.

        Açıkçası “Pişt”in ‘çöp komedi’ dersek buna ne diyebiliriz bilinmez. Ama en iyimser yorumla ‘B sınıfı’ uygun gelecektir. O noktada Barbaros Dikmen’in Vine fenomeni iddiasıyla çıkagelip Ali Kundilli gibi hayal kırıklığı yaratması kaçınılmaz. Kısa günün karı, herkesin komedyen olduğunu iddia etmemesini ve çalıp çırpmadan önce bizdeki kaliteyi gözden geçirmesini diliyoruz. Ve elbette seyirciyi ciddiye alan komedi filmlerinin daha da artmasını…

        PİŞT: 1.2

        SİHİRBAZLIK OKULUNDA BİR TÜRK: 2.5

        Diğer Yazılar