Halle Berry'nin yılan hikayesine dönen filmi
2002’de “Kesişen Yollar” ile ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Oscar’ına ulaşıp bu ödülü alan ilk siyahi oyuncu olmuştu Halle Berry. Ancak kariyeri bir anda yokuş aşağı gitti ve Akademi’nin lanetinden mustarip oyuncular arasına katıldı. 2010’da Oscar projesi olarak planlanıp limitli vizyona giren, onun yapımcılığındaki “Frankie & Alice”, yılan hikayesine dönen talihsiz bir filmdi. Neyse ki dört sene sonra ABD ve İngiltere’yi takiben bizde de DVD’si çıkan bu eseri izleme şansına erişebiliyoruz.
Yedinci sanattaki psikolojik ve sinirsel hastalık temsilleriyle ilgili yorumu psikiyatrlara, psikologlara bırakıp aradan çekilmek daha doğru olacaktır. Ama çoklu kişilik rahatsızlığı (dissociative identity disorder) sinemada fazlaca başvurulan bir hastalık çeşidi. Erkeğiydi, kadınıydı derken birçok filmde karşımıza çıkmıştır. Genelde gerilim ve kara filme malzeme olmuştur.
STRİPTİZCİ KADIN HİKAYESİ
İşin doğrusu bu konuda becerikli işler var. “Frankie & Alice” (2010) özünde psikolog/psikiyatr-hasta ilişkisi filmi formülüne yakın duruyor. Bunu uygulamak isterken de kendi kurallarını belirliyor. Fon olarak 70’ler Amerika’sını tercih ediyor. Herkesin birbirini düşman bildiği, öteki korkusunun ayyuka çıktığı, şiddetin filizlendiği bir siyasi konjonktür…
Bunun orta yerine bir ‘striptizci kadın’ yerleştiriliyor. Aslında Afro-Amerikan sinemasının yükselişe geçtiği bir dönem için son derece uygun bir hikaye tabanı kuruluyor. Frankie’nin striptizci olarak sunulurken, ışıklar altındaki striptiz kulübüne can veren kırmızı, yeşil ve maviden besleniyor. Genel anlamda koyu renklerden oluşan bir palet var.
‘ÜÇ RUHLU KADIN’ İLE ‘LILA GREEN’ KIRMASI
İşin doğrusu bu fon bizi filme bağlıyor. Deneyimli Newton Thomas Siegel’ın görüntü yönetimi üst düzey. Ona iyi bağlanmış bir kurgu da ekleniyor. Özellikle final bölümündeki farklı zaman dilimlerinden odalar arası geçiş akılda kalacaktır.
Film ise bu temellerden “Üç Ruhlu Kadın” (“Three Faces of Eve”, 1957) benzeri bir yapıya doğru ilerliyor. Joanne Woodward’un üç karaktere bölünen Oscar’lı performansının üzerine “Şanssız Kadın”daki (“The Stripper”, 1963) şov kızı tipi Lila Green ilave ediliyor gibi… Açıkçası Berry, Sally Field’ın 1976 tarihli mini dizide canlandırdığı 13 kişilikli ‘Sybil’ tipinden de bir şeyler almış olabilir.
Aslında oyuncunun “Kesişen Yollar”daki (“Monster’s Ball”, 2001) iddialı seks sahnesi sebebiyle yakaladığı kötü şöhret yüzünden ‘erotik bir dram’ devreye girecekmiş hissi yaratılıyor. Zira ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Oscar’ını alan ilk Afro-Amerikalı kadın aktris olup zirveyi gördükten üç sene sonra “Kedikadın” (“Catwoman”, 2004) ile Altın Ahududu ödülü gelmişti. Genelde de alay konusu ya da teşhir malzemesi olan roller, onun düşüşünü hızlandırmıştı. Ama burada beyaz psikiyatr-siyahi kadın hasta arasındaki ilişkiye doğru ilerliyoruz. Senarist ekibindeki fazlaca ismin katkısıyla kendini ciddiye alan bir film devreye giriyor.
‘STRİPTİZ’ VE ‘TEMEL İÇGÜDÜ’YE DIŞARIDAN BAKIYOR
Öncelikle “Striptiz” (“Striptease”, 1996) ya da “Şov Kızları” (“Show Girls”, 1995) gibi olmama adına Alice’in (ya da Frankie’nin) bir ön sevişmede karşısındakine dini bir şeyler söyleyip “Şeytan”ın (“The Exorcist”, 1973) rahibine dönüşmesi hamlesi var. Bu durum muhafazakar ve ahlakçı bir eylem planı getiriyor. Devamında soluğu bir akıl hastanesinde alıyoruz. Açıkçası görsel açıdan bir sıkıntısı yok filmin. Berry kendini kasmanın karşılığını alıyor.
Dönemi yansıtan kabarık saçlarından taranmış saçlarına uzanan kimlik değişimleri inandırıcı duruyor. Berry, Stellan Skasgard’a karşı sırıtmıyor. Açıkçası “Temel İçgüdü” (“Basic Instinct”, 1992) gibi cinsellik konusunda teşhire de malzeme olmuyor film. Ama tutucu olma adına yaptıklarıyla fazla Oscar hayranı kokuyor. Finalde ise psikolojik açıdan “Frankie & Alice”in ulaştığı nokta hiç inandırıcı gelmiyor.
HALLE BERRY’NİN DÜŞÜŞ DÖNEMİ FİLMİ
Berry, “Kesişen Yollar” sonrası yokuş aşağı gitti. Ama burada iyi bir performans sergilemiş. Lionsgate’in, filmi 2010 Aralık’ında Oscar için bir salonda vizyona sokup oyuncuya Altın Küre adaylığı getirdiği biliniyor. Ama şirketin Afro-Amerikan filmleri alt kolu Codeblack’in 2014’te ‘yeni vizyon’da sinema adedini 100’ün üzerine çıkarması ilginç. “Frankie & Alice”in DVD’sinin raflara girmesi de tuhaf ‘depoya kaldırma’ hamlesinden daha mantıklı. Nihayetinde sanki aşırı beklenti ve Oscar projesi olarak allayıp pullamak bu duruma yol açmış.
“Hayalet Sesler” (“White Noise”, 2005) ile tanınan Geoffrey Sax görsel açıdan meselesini çözmüş, cinsel istismara kaymayan bir karakterin psikolojik dramına imza atıyor. ‘Aman aman’ bir film üretmese de hikaye anlatma sinemasıyla derdini anlatıyor. Berry’nin fiziksel güzelliğinden, seksiliğinden faydalanma adına yapılan hamleler, 2010’u bilemeyiz ama 2014 versiyonunda yok.
FİLMİN NOTU: 5
Künye:
Frankie & Alice
Yönetmen: Geoffrey Sax
Oyuncular: Halle Berry, Stellan Skasgård, Chandra Wilson, Phylicia Rashad, Alex Diakun
Süre: 97 dk.
Yapım Yılı: 2010