29 EKİM 2015 FİLMLERİ

Farklı yorumlarla görmekten keyif aldığımız bir çeşit ‘Tanrı-çocuk’ ilişkisi… Mary Shelley’nin ‘Frankenstein’ı bu kez modern dünyada genç bir bedende karşımıza çıkıyor. Yeni milenyumdaki özgün uyarlamalar arasında basit duran 2015 model “Frankenstein”, “Candyman”in yaratıcısı Bernard Rose’un imzasıyla en fazla ‘kült’ olabilecek, kan oranı yüksek bir ‘body horror filmi’ne dönüşüyor.

Yaratıcı-denek ilişkisine örnek olan damarıyla Mary Shelley’nin Frankenstein’ı 1931’den beri çeşitli uyarlamalarla karşımıza çıkarıldı. ‘Kendi canavarını yaratma’nın bir metaforuydu… Bu kaynağın yavaş yavaş külüstür durmaya başlaması, 1994’teki başarılı Kenneth Branagh çalışmasının çabucak kenara itilmesini sağladı. Günümüzde artık bir şeyler yaratan bilim adamının başka tanımlara açılması moda.

BEDENSEL KORKUDAN DESTEK ALAN MODERN ZAMAN CANAVARI

“Igor” (2008), “Frankenweenie” (2012), “Frankenstein’s Army” (2013), “Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı” (“I, Frankenstein”, 2014) gibi filmler fazlasıyla yaratıcı uyarlamalardı. Bernard Rose ise 2015 tarihli yapıtta frankenstein filminin kaynaklarına dönüyor. Geleneksel damarı 70’lerde David Cronenberg’le sinemaya giren ‘body horror’ın (bedensel korku) kanlı eylemleriyle sarıp sarmalıyor.

Bedensel korku geleneği aslında soyulan deriler, bolca gore (kah pıhtısı) ve şiddet içeren bir tür filmine götürüyor bizleri. Frankenstein filminin bilimkurgu-korku arasındaki muğlaklığı böylece durağını belli ediyor. Bernard Rose 89 dakikada bir modern zaman frankenstein’i yaratmış. Yüzü yaralı bu ‘Darkman’ kıvamındaki tip o yöne kaymıyor.

Fantastikle, bilimkurguyla ilişki kurmuyor. Aksine film, 2015’te canlanıp bedensel korku motiflerinden beslenirken, kafa sesi ile kendini var eden bir geleneğe dikkat çekiyor. Bunun çok devrimci, yenilikçi olduğunu söylemek güç. Rose kendi kafasındakini yapmış. ‘İnternete sızan snuff film’ kavramının üzerine gittiği “Sx Kasedi” (“Sx_tape”, 2013) ile korkuya cesur dönüşü ya da gövde gösterisinin ardından buradaki tercihler de çok net…

CANDYMAN FRANKENSTEIN’A KARŞI

Öncelikle Victor Frankenstein’ın gözünden bir laboratuvarda teleobjektiflerle örülü, fluluktan beslenen bir atmosfer görüyoruz. Bu kısmın karakterin bakış açısından olması daha özgün olabilirmiş. Bu bölümde Carrie-Anne Moss ve Danny Huston video oyuncusu katkısı yapıyor. ‘Frankenstein’ın annesi’ tanımı uyarlamanın en çekici rötuşlarından. Aslında bu bölümün devamında kült oyuncu Tony Todd’un ‘Candyman’ misali girişi leziz ve antolojik bir çarpışmaya dikkat çekiyor.

‘Candyman Frankenstein’a karşı’ olarak da özetlenebilecek bu ‘alkış tutacak kitle’yi hedefleyen hamle bu sayede canlanıyor. Yeni “Frankenstein” bu kaynaktan besleniyor. Karakterin varoluş mücadelesinin mitolojideki klasik yeniden doğuma denk geldiği net. Tony Todd ile kenar mahallelerde karşılaşmak da doğal.

2015’TE ÇEKİLEN İKİ FRANKENSTEIN FİLMİNDEN BİRİ

Köpekler, hayat kadınları derken düşmüşlük seyirciye işliyor. Fakat nedense yüz için iyi duran makyaj efektleri, bedenin tamamı görününce fazla camp (bilinçli bayağılık estetiği) gözüküyor. Victor’a giydirilmiş elbise, belki “The Thing from Another World”deki (1951) kitsch uzaylı yaratığı hatırlatıyor. Bunun ötesinde diğer oyuncular da C sınıfı bir katkı veriyor gibi.

Rose’un köklerine dönme arayışında bu filmi çekmesi olumlu puan. Onu kimse “Ölümsüz Sevgi” (“Immortal Beloved”, 1994), “Anna Karenina” (1997) gibi ısmarlama projelerle anmak istemiyor. Ama burada da çıkılan yolda “Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı” gibi meseleyi çizgi roman geleneğine, bilgisayar dünyasına uyarlayan ve modern aksiyon sahneleriyle avucuna alan bir çalışma canlanmıyor. Hatta ‘net korku’ olarak bakınca, Richard Raaphorst’un ‘buluntu film’ denemesi “Frankenstein’s Army”nin merakla takip edilen seyir süreci de yok burada.

Paul McGuigan’ın olayı Igor’un gözünden anlatan, bu yıl içinde izleyeceğimiz “Victor Frankenstein”ıyla (2015) çarpışınca ise “Frankenstein” nereye gelir bilinmez… “Horrors of the Black Museum” (1959), “May” (2002), “İşkence Odası” (“Martyrs”, 2008) gibi Shelley’nin romanını kendine göre yorumlayan yaratıcı alt tür ürünleri elbette tercihimiz…

 

FİLMİN NOTU: 4.4

 

Künye:

Frankenstein

Yönetmen: Bernard Rose

Oyuncular: Xavier Samuel, Tony Todd, Carrie Ann Moss, Danny Huston

Süre: 89 Dk.

Yapım Yılı: 2015

 

GİT BAŞIMDAN!’ DEDİRTİYOR

Fantastik romantik-komedi Hollywood’da 30’lardan bu yana karşımıza dönem dönem çıktı. Ülkemizde ise bu durağa uğrayınca “Sizi Seviyorum” gibi çöp (trash) ürünlerle yüzleşiyoruz. “Git Başımdan” da sinemanın abecesini bilmeyip ucuzluk rekoru kırınca bu furyaya katılıyor.

Kafasında sesini duyduğu ‘hayal arkadaşı’nın gerçek olmasıyla şaşkınlaşan bir adam... Ama Şahin Irmak ya da Latif bütün filmi bu modda geçiriyor. Yönetmenin oyuncu yönetimini unutması onun da neye baktığını bilmemesine yol açıyor. Yeşilçam döneminde böylesi ucuz numaralar üzerine kurulu eserler görürdük. İşin içine ‘fantastik’i sokmak (bkz. “Sizi Seviyorum”) veya zor şeyler denemek (bkz. “Yapışık Kardeşler”) dip noktayı görmek anlamına gelebiliyor. Bülent Emrah Parlak’ın uhuyla yapıştırılmış sakallar ve gevrek ses tonuyla yaptıklarını ise hiç sormayın!

BAYAĞI KAPLUMBAĞA EFEKTİ SON NOKTA!

Şahin Altuğ hiçbir şeyle uğraşmamış. Bütün çekimleri yalapşap halledip yapımcısına teslim etmiş. Bu hafta vizyona giren “Nefesim Kesilene Kadar”ın (2015) da görüntü yönetmenliğini üstlenen Murat Tuncel bir şey yapmadan çamur gibi görüntüleri servis etmiş. Murat Şeker’le çalıştığı, görüntü erozyonuna yol açan filmleri akla getirmiş. 2.35:1’de ne amaçla çekildiği belli olmayan bir şapşallıklar geçidi var. Seslerin dublaj niyetine sonradan eklenmiş gibi durduğu, arada yüzen kaplumbağa efektlerinin kitsch (bayağılık estetiği) yapıyı desteklediği bir tuhaf romantik-komedi bu…

Olan rastgele araya sokulmuş Aslı Tandoğan’a olmuş diyebiliriz. Zira bu şaşkınlık hiçbir şekilde bir yere ulaşamazken 90 dakikayı zor buluyor. Oraya da araya atılmış parçalarla, sanki üçüncü dünya ülkesinde çekilmiş reklam görüntüleriyle ulaşıyor. Kameranın ayarı, oyuncunun mizansendeki yeri gibi sinemanın ana kurallarından uzak reji bu durumu doğuruyor. Eğlendirme konusunda sıkıntısı olmayan “İçimdeki Ses”i (2015) eleştirdiğimiz için filmin yaratıcılarından özür dileriz, daha kötüleri olabiliyormuş. İtici ve boyutsuz karakterlerle ‘samimi’ bile duramayan “Git Başımdan”, beterin beteri var dedirtiyor.

 

FİLMİN NOTU: 1.7

 

Künye:

Git Başımdan

Yönetmen: Şahin Altuğ

Oyuncular: Şahin Irmak, Bülent Emrah Parlak, Aslı Tandoğan, Seda Güven, Özgür Ozan

Süre: 90 Dk.

Yapım Yılı: 2015

 

KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU

45 Yıl (45 Years): 5.6

Amy: 4.2

Aşk Nerede?: 1.9

Aşk ve Merhamet (Love and Mercy): 6.9

Aşkın Ritmi (We Are Your Friends): 5.4

Ben Kimim (Who Am I): 6.2

Bulantı: 3.9

Deccal: 3.4

Efsane (Legend): 5.3

Ejder Kılıcı (Dragon Blade): 2

Everest: 2.5

Evlenmeden Olmaz: 1.8

Geçmişin Laneti (Visions): 3

Geçmişten Gelen (The Gift): 2.9

Geniş Aile Yapıştır: 2

Hayat Öpücüğü: 2.4

Her Şey Güzel Olacak (Every Thing Will Be Fine): 1.9

Hitman: Ajan 47 (Hitman: Agent 47): 2.2

Kaçış Yok (No Escape): 2.5

Kara Bela: 3.8

Kara Düzen (Black Mass): 4

Kızıl Tepe (Crimson Peak): 4.6

Kod Adı: U.N.C.L.E. (The Man from Uncle): 5.5

Korku Terapisi (Regression): 5.5

Küfa: Cin Kapanı: 2

Küçük Prens (The Little Prince): 6

Labirent: Alev Deneyleri (The Maze Runner: The Scorch Trials): 5.2

Lanet II (Sinister 2): 4.5

Madımak: Carina’nın Günlüğü: 1.5

Mantıksız Adam (Irrational Man): 4.8

Marslı (The Martian): 3

Merdiven Baba: 4

Minyonlar (Minions): 5.2

Otel Transilvanya 2 (Hotel Transylvania 2): 5.3

Öyle ya da Böyle: 1.4

Pixels: 6.8

Sıradışı Anne (Ricki and the Flash): 3.5

Sicario: 3

Solace: 5.6

Son Şans (Southpaw): 6.5

Stajyer (The Intern): 5.5

Şah Mat (Pawn Sacrifice): 6.3

Takım: Mahalle Aşkına: 4.4

Tehlikeli Yürüyüş (The Walk): 3.6

Yaktın Beni: 2.8

Yok Artık: 3.7

 

Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!