Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çıkarttığı yeni yeteneklerle, cesur ve capcanlı rejisörlerle dikkat çeken bir geleneğe sahip Rotterdam Film Festivali, bu yıl da aynı iddianın peşinde. Değişen ekibin kararıyla Hivos Kaplan için sadece sekiz eser yarışıyor. Bunlardan üçü kadın, beşi erkek yönetmenin imzasını taşıyor. 28 Ocak-7 Şubat arasında 45. yaşına giren festivalde görücüye çıkan iki yarışma filmini, “Motel Mist” ve “Oscuro Animal”ı değerlendirdim.

        ‘PARÇA PARÇA’ İZLENEBİLECEK CİNSEL İSTİSMAR FİLMİ

        Açıkçası her iki filmin de görüntü yönetmenleriyle ilgili negatif şeyler söyleyemeyebiliriz. Zira “Motel Mist”in sinematografisi ‘camp’ (bilinçli bayağılık estetiği) harikası, ama parça parça izlersek keyif alabileceğimiz anlar barındırıyor. Seksi kadınların yaşlı adamları ellerinde oynattığı öyküler çiğ bir mizahla kavranıyor. Prabda Yoon “Evrendeki Son Yaşam” (“Ruang Rak Noi Nid Mahasan”, 2003) ile “Hayalet Dalgalar”ın (“Invisible Waves”, 2006) senaristi olarak dikkat çekmişti.

        Fazla bilinmese de bu iki filmin yönetmeni Pen-Ek Ratanaruang, ülke sinemasının son 20 senedeki hareketlenmesinde en az Apichatpong Weerasethakul kadar değerli ve belirleyicidir. Riskli işlere imza attığı, mafya hikayelerine kayabildiği için önemsenmez. Ama onun en zayıf tarafı senaryodur. Kısacası Yoon, gerçek anlamda ‘pratik’ yaparak gelemiyor buraya. Filmde de zaten ‘genelev’ görünümlü bir mekanın içinde fantezi parçaları havalarda uçuşuyor, üstelik bunlar zeki de değil.

        İnatla cinselliğin sınırlarını zorlayan, beden temasını ele alan bir yaklaşım görmüyoruz. Aksine Russ Meyer işlerini akla getiren bir cinsel istismar filmine doğru yol alıyoruz. Üstelik çıplaklık sömürü için kullanılırken, araya giren seks objeleri, uçuk temalar, felsefi arayışlar, bilimkurgu iması pespayeliği destekliyor. “Motel Mist”, ‘kısa parçalara bak, bütünü boşver’ izlenimi bırakıyor.

        KURGUCUDAN YÖNETMEN OLUR MU?

        “Oscuro Animal”in görüntü yönetmeni Fernando Lockett, kıyamet sonrasına benzer bir atmosferde üç kadının psikolojisini, melankolisini iddialı karelerle yansıtıyor. Ama burada 107 dakikayı kaldırabilecek bir film yok. Zamanla bu fotoğraflar, ‘patates doğramaktan sanat mı olur?’ sordurtuyor. Diyalogsuzluk ve sabit açılarla alınmış kadrajlar bu kadar uzun süreyi kaldırabilir mi? Elbette hayır. Guerrero’nun kurgucu kimliğiyle film çekmesi yarı yolda kalmasına, dramatik yapı için uğraşmamasına sebebiyet veriyor. Ülkedeki siyasi karmaşanın getirdiği, ‘paramiliter gruplar’ın tehdidiyle ortaya çıkan karanlık tablo çok etkili, aksine hesaplı duruyor.

        “Land and Shade” (“La Tierra y La Sombra”, 2015) ve “Embrace of the Serpent” (“El Abrazo de le Serpiente”, 2015) gibi Cannes’da ödülü filmlerin ardından yakın zamanda bir Kolombiya filminin daha uluslararası arenada ses getirmesi ise sağlıklı bir durum mu? Bence değil. Zira “Oscura Animal”, “Land and Shade” ile birlikte ‘aşırı hesaplı, yapay ve ilkel minimalist sinema’ tanımına yakışıyor. Bizim Türk yönetmenler bunlardan daha derli toplu işlere imza atıyor. O kadar önemli bir film olmasa da, ormanı, egzotik dünyayı siyah-beyaz sinematografi ve tematik rötuşlarla iyi kullanan “Embrace of the Serpent”ı ise bu toplamdan ayırmak lazım.

        “Motel Mist” ve “Oscuro Animal”, ilgi çekici ve metaforik isimler ile iddialı cinsel içerik ve çıplaklığın ‘sıra dışı’, ‘çığır açıcı’, ‘ayrıksı’ sıfatları için yeterli olmadığını kanıtlıyor. Kurguculuk ve senaristlik ise ciddiye alınması gereken ayrı meslekler… Taylandlı ve Kolombiyalı yönetmenler bu konuda tökezleyip nereye odaklanacaklarını şaşırmışlar. Rotterdam yarışması bu sene hiç iyi başlamadı, umarız böyle devam etmez.

        MOTEL MİST: 3

        OSCURO ANIMAL: 3.5

        Diğer Yazılar