13 MAYIS FİLMLERİ

Metropolde bambaşka bir yaşama başlamış orta yaşlı kadınların da ‘ana yurdu’ ve ‘geçmiş’i olabileceğine dikkat çeken, psikolojik açıdan güçlü bir ilk film. Senem Tüzen, “Ana Yurdu” ile Türk sinemasındaki anne-kız ilişkilerine cesur bir yorum getiriyor. Esra Bezen Bilgin’in başarılı performansından da destek alan kalıplarından çıkma, yetiştirilme şekline ve tutuculuğa karşı gelme öyküsü ‘isyan etme’ arzusunu tetikliyor.

Anneannesi öldükten sonra taşradaki eski evine giden Nesrin’in öyküsü… Aslında bu şehir görmüş entelektüel yazarın esas problemi, Türk toplumunun muhafazakar damarı... Zira annesinin katkısıyla sürekli köşeye itilen, varlığını, ayakta durma şansını yitiren ‘kadın kimliği’ köklerinden ayrılıp bir hayat kurmuş sanki. Ülkemizdeki cinsiyetçiliği bertaraf etme, unutma şansını yakalamış.

BERGMAN ETKİSİ ÇOK BELİRGİN 

 

Tüzen, muhtemelen taşradan kaçmış, ailenin baskıcı uyarılarına karşı gelememiş, her şeyi bilinçaltına atmış bir karakterin üzerine gidiyor. Baştan itibaren oraya geri dönüp alışma sürecinin ötesinde, sanki Ingmar Bergman ve Kira Muratova gibi ‘tiyatro-psikoloji’ ilişkisinden kalıcı feminist sinema örnekleri çıkaran usta isimler akla geliyor. Adeta onların kadrajın önü ve arkasındakilere yaklaşımının resimsel karşılığını izliyoruz.

Nesrin ve karşısına bir anda çıkan başörtülü annesi Halise, aslında anneanne-anne-kız ilişkisindeki çalkalanmayı ortaya koymak için var. Yönetmen de başarılı görüntü yönetmeni Vedat Özdemir’den iç mekanda ayna, televizyon ve daha nice aksesuarı ‘yansımalar’ için kullanmasını istemiş. İçsel dünyanın karanlık dışavurumu bu sayede tedirgin edici bir psikolojik analize dönüşüyor. Genelde karakter ile seyirci arasına bir obje koyarak ‘dark odak’ı ve ‘odak kaydırma’yı bir dil objesine çevirmiş Özdemir.

TUTUCU AİLENİN KARABASANI

Bu sayede de Bergman’ın orta dönemi, “Aynanın İçinden” (“Såsom i en spegel”,

1961), “Sessizlik” (“Tystnaden”, 1963), “Persona” (1966) gibi işleri akla geliyor. Film “Persona”nın soyutluğuna ulaştığı son 30 dakikada daha güçlü, unutulmaz bir noktaya açılıyor. Esra Bezen Bilgin’in Nihal B. Koldaş’la ilişkisi zamanla ‘araf’, ‘melankolik bir hayal’ ya da ‘unutulmaz bir karabasan’ haline geliyor.

Tüzen, “Ana Yurdu”nda, tutucu ailenin karabasan gibi üzerine çöktüğü Türk kadınının karanlık ruh halini terapi altına alıyor. Bu hareketlenme cesur bir finale alan açıyor. Kamera, açı ve mekan kullanımı açısından Bergman’ın “Genç Kız Pınarı”ndaki (“Jungfrukällan”, 1960) kritik bir sekansı hatırlatıyor bu bölüm. Ama filme katkı olarak tartışılmalı bence. Onun öncesine yerleştirilen ‘kendini tatmin etme’ anı da görülmeye değer. Vedat Özdemir’in iç mekanı kullanırken adeta düşük ve yüksek kontrast çalışıyor gibi yapması, Bergman’ın siyah-beyaz benliğini hissettiriyor.

KABUKLARINDAN ÇIKAMAYAN TÜRK KADINININ İSYANI

Ama dış mekana çıkınca uzun planlar, pan hareketi filme destek vermiyor. Aksine sıkıştırılmış doğa sevgisine, pastoral görüntü yanılsamasına ve oryantalist Türk kadını manzaralarına kayıyor. Filmin özelliği, ülkemizdeki kadınların kabuklarından çıkmak isterken her şeyi bastırmak durumunda bırakılmalarına karşı çıkması...

 

Bunun için de psikolojik altyapısı sağlam bir feminist sinema örneğine imza atıyor Senem Tüzen. Söylemiyle değerli bir ilk filmle yüzleşirken, Esra Bezen Bilgin’e çok şey borçlu, yakın planları, kafaları ve ev içindeki aksesuarları müthiş kullanan bir sosyolojik resim devreye giriyor. Her şey matemin, kuralcılığın, yasakçılığın, tutuculuğun, dini inancın gizli bir karşılığı gibi... “Kadının Adı Yok”u (1987) Bergman çekmiş izlenimi bırakan “Ana Yurdu”, anne-kız ilişkisi konusunda geriye dönüp bakılacak cesur bir belge.

FİLMİN NOTU: 5.6

Künye:

Ana Yurdu

Yönetmen: Senem Tüzen

Oyuncular: Esra Bezen Bilgin, Nihal G. Koldaş, Semih Aydın, Fatma Kısa

Süre: 93 dk.

Yapım yılı: 2015

UÇUŞ SERBEST!

‘Şirinler’ ve ‘Otel Transilvanya’ gibi serileri başlatan Columbia Pictures’dan bir akıllı telefon oyunu uyarlaması… “Angry Birds Film”, cebimizde oynadığımız ‘Angry Birds’ün karakterlerinden bir ‘macera-komedi animasyonu’ yaratıyor. Yaratıcı çizimleri, yüksek temposu ve okşanası tipleriyle keyif veriyor.

2009’da iOS oyunu olarak yolculuğuna başladı. 2010’da Android ya da akıllı telefon oyunu olduktan sonra patladı. Bu durum karşısında da aslında perdede şansını denemesi beklenebilecek bir gelişmeydi. Açıkçası cebimizdeki uygulamadayken büyük ekranda gördüğümüz ‘kuşlar’ tatmin ediyor burada... Çizim olarak sıkıntısız süreç, renkli bir animasyona sebebiyet veriyor.

KIZGIN KUŞLAR ADASI

“Angry Birds Film”, ‘ada macerası filmi’ konseptinin içine yerleşiyor. Red’in gözünden bir kuşun kötülerle mücadelesini gözler önüne seriyor. Elbette oyunun mantığına uygun ‘uçuş serbest!’ bölümleri özenle tasarlanmış. Karakterler de tasarım açısından tatmin ediyor. Seslendirme kadrosuyla özellikle ayrı bir perde heyecanı devreye giriyor.

Ama senaryo konusunda eğlendirme potansiyelinin muhtemelen yaş grubu düşük. Bu sebeple de teknik açıdan sıkıntısı olmayan bilgisayar animasyonu, elbette ki yakın dönemde izlediğimiz farelerin, solucanların, sualtında yaşayan hayvanların dünyalarından yaratıcı değil. Senaryosuyla yaş grubunu düşürüp güldürmüyor da…

Fakat bir çeşit ‘Robinson Crusoe macerası’ olarak akıp gidiyor. Sony Pictures Animation’ın ise “Otel Transilvanya” (“Hotel Transylvanya”, 2013), “Canavar Ev” (“Monster House”, 2006) ve “Korsanlar!”dan (“The Pirates!”, 2012) sonra en başarılı ürünü.

FİLMİN NOTU: 5.5

Künye:

Angry Birds Film (The Angry Birds Movie)

Yönetmen: Clay Kaytis, Fergal Reilly

Seslendirenler: Jason Sudeikis, Peter Dinklage, Sean Penn, Bill Hader

Süre: 97 dk.

Yapım yılı: 2016

‘HORROR EXPRESS’İN YEĞENİ

Trende geçen B-tipi bir kurt adam filmi... Sadece görsel efektleriyle biraz olsun takdir görebilecek “Dehşet Treni”, “Horror Express”in yeğeni olarak anılabilir. Ama bizde aynı Türkçe isimle DVD’si çıkan “The Midnight Meat Train”in tırnağı bile olamıyor.

Senaristliğini TV çizgi dizilerine imza atan bir ikilinin, yönetmenliğini ise makyaj efektleri ve özel efektlerle ilgilenerek bir kariyer inşa eden bir kişinin üstlendiği tuhaf bir proje… “Dehşet Treni” (“Howl”, 2015) elbette trende geçen onca korku filmi ile bağ kuruyor. Fakat bizde aynı isimle doğrudan ev videosuna kayan Clive Barker uyarlaması “The Midnight Meat Train”in (2008) başarısını tekrarlayamıyor. Hatta bu sene vizyona giren “Ölüm Treni”nin (“Backtrack”, 2015) de altında kalıyor.

BU DEVİRDE TUTUNMA ŞANSI YOK

B-tipi oyuncuların ve sallanan el kamerasının hakimiyetiyle kadrajların profesyonelleşmediği bir iş görüyoruz. Aslında Paul Hyett, kurt adam efektlerine hakim. Özellikle bu konu üzerine kafa yormuş, filmin o tarafında fazla falso verilmiyor. Ama mesele kan dozajını arttırmak, oyunculara yüklenmek, dramatik yapıda dönüşler yapmak olunca “Dehşet Treni”, bir alt tür filmi olarak ayakları üzerinde duramıyor.

Yeni milenyumda Güney Kore’den (“Kurt Çocuklar”) Japonya’ya (“Kurt Çocuk”), Kanada’dan (“Ginger Snaps”) İngiltere’ye (“Dog Soldiers”) bu alt türün kalıplarını allak bullak eden işler varken ucuzluğu daha da göze batıyor. Elbette ki Christopher Lee ile Peter Cushing’i buluşturan kült “Horror Express”in (1972) yeğeni olma hedefi tutuyor. Oradaki ‘maymun-adam’ meselesi ‘kurt adam’la yer değiştiriyor. Ama onun gibi eldeki taştan altın çıkaran bir yapıtla yüzleşmiyoruz.

Dumanların bile buğulu cam izlenimi bıraktığı kuşbakışı alınmış genel planlar hakikaten trajik. “Dehşet Treni”, Brian King’in Leelee Sobieski ile Danny Glover’ı buluşturan çöp (trash) “Gece Treni” (“Night Train”, 2009) ile çekişebilecek seviyede.

FİLMİN NOTU: 2.5

Künye:

Dehşet Treni (Howl)

Yönetmen: Paul Hyett

Oyuncular: Ed Speleers, Holly Weston, Shauna Macdonald, Elliot Cowan

Süre: 90 dk.

Yapım yılı: 2015

HAFTANIN EN İYİSİNİ YAZMIŞTIM

Ünlü sinema kitabı film oldu! Kent Jones’un yedinci sanat sevgisi aşılayan belgeseli, sahne analizinden bireysel görüşlere uzanan bir sinefil hazinesi!

FİLMİN NOTU: 7.3

Künye:

Hitchcock/Truffaut

Yönetmen: Kent Jones

Oyuncular: Alfred Hitchcock, François Truffaut, Martin Scorsese, David Fincher, Peter Bogdanovich, Olivier Assayas, Arnaud Desplechin, Wes Anderson

Süre: 79 dk.

Yapım Yılı: 2015

KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU

91.1: 2.8

Ankara Yazı Veda Mektubu: 2.6

Annemin Yarası: 2.9

Ateş: 4.1

Avcı: Kış Savaşı (The Hunstman: Winter’s War): 4.2

Azazil 2: Büyü: 0.6

Babaların Babası: 3.8

Baskın Günü (Bastille Day): 3.3

Batman v Superman: Adaletin Şafağı (Batman v Superman: Dawn of Justice): 4

Bekar Yaşam Kılavuzu (How to Be Single): 5.9

Cloverfield Yolu No: 10 (10 Cloverfield Lane): 3

Çöl Kraliçesi (Queen of the Desert): 4.3

Deliormanlı: 4

Emicem Hospital: 4.5

Kaçma Birader: 5.4

Kapının Diğer Tarafı (The Other Side of the Door): 1.2

Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı (Captain America: Civil War): 5.7

Kar Korsanları: 6

Kolpaçino 3. Devre: 1.2

Kor: 4.8

Kral için Hologram (A Hologram for the King): 5.5

Kung Fu Panda 3: 5.1

Kurdun Uyanışı (Le Dernier Loup): 3.3

Küçük Esnaf: 3.6

Magi: 4.2

Orman Çocuğu (The Jungle Book): 6.7

Ölüm Emri (Eye in the Sky): 6

Ölüm Treni (Backtrack): 4.4

Ölümcül Oyun (Ich Seh, Ich Seh): 8.5

Özel Bir Gün (Mother’s Day): 3

Saklı: 5.6

Saul’un Oğlu (Saul Fia): 6.7

Somuncu Baba: Aşkın Sırrı: 1.9

Sonsuzluk Teorisi (The Man Who Knew Infinity): 2.6

Suçlu (Criminal): 3.8

Suikastçı (Nie Yin Niang): 7.8

Toz Bezi: 3.5

Yarım: 3.8

Yemekteydik ve Karar Verdim: 4.5

Yeniden Başla (Demolition): 4.3

Yeni Ahit (Le Tout Nouveau Testament): 6.9

Yola Geldik: 1.2

Yolculuk: 1.9

Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!