Son Dakika

Dozu iyi ayarlanmış modern bir Tarzan macerası

06.07.2016 - 13:15 | Güncelleme:

8 TEMMUZ FİLMLERİ

Harry Potter’ın dört filmini yöneten David Yates’in rejisini üstlendiği, Alexander Skarsgård, Margot Robbie, Christoph Waltz, Samuel L. Jackson ve Djimon Hounsou’nun rol aldığı yeni bir Tarzan filmi… Dönemine ayak uyduran, her açıdan neyi nasıl yerleştireceğini iyi bilen dramatik bir orman tasviri... 2016 model “Tarzan Efsanesi”, aksiyonu, romantizmi, çocuksu ve destansı tarafları iyi ayarlanmış modern bir Tarzan macerası…

Hollywood’un erken döneminde ‘macera filmi’ popüler bir türdü. Özellikle 1920-1960 arasında bu alanda fazlaca üretim vardı. Hatta ‘Zorro’, ‘Robin Hood’, ‘Tarzan’ gibi karakterler de serilere alan açıyordu. Bu sebeple de bu türün ‘alt türler’inin kaynağı o devirlerde aranabilir.

UNUTULUP GİTMİŞ KAYNAK GERİ Mİ DÖNÜYOR?

Edgar Rice Burroughs’un 1912’de başlattığı kitap serisi, 1918 ve 1927’de iki sessiz sinema uyarlamasına sahip. Ama 1930’lardan 1960’lara kadar daha fazla elden geçti. Hatta “Tarzan İstanbul’da” (1952) adlı kült ve çakma bir yerli film de gördü. Ama 1998’deki Casper Van Dien’ın oynadığı B-tipi kurmaca film, 1999’da Disney’in animasyonundan sonra bu kaynak hiçbir şekilde konu olmadı.

Zira artık ‘Karayip Korsanları’ (‘The Pirates of the Caribbean’) serisinde görüldüğü üzere macera filmleri için aranan bambaşka bir vizyondu. Bu eserin arkasındaki, egzotik doğadan beslenen ‘orman macerası’ öncüllüğü çok önemsenmiyordu. Ama ilginçtir Adam Cozad-Craig Brewer ikilisinin senaristliği, David Yates’in yönetmenliğinde yepyeni ve büyük bütçeli bir ‘Tarzan’ filmine adapte olmamız isteniyor. Cozad’ın bu iş tanımında ikinci denemesi. Ama Brewer’ın siyahi istismar filmlerine imza atmış olması (bkz. “Sahne Ateşi/Hustle & Flow”, “Kara Yılan İnliyor/Black Snake Moan”) aslında bu ikilinin niye seçildiğini ortaya koyuyor: Kölelik öyküsünün doğru diyaloglarla desteklenmesi.

AMERİKAN İÇ SAVAŞI’NA BAKIŞ OBAMA DÖNEMİNE UYGUN

Aslında yeni orman adamının uyarlaması 1880’lerde geçiyor. O dönemde iç savaşı da içine alan bir korumacı tutum ve sömürgecilik merkeze yerleşiyor. İngiliz aristokrat John Clayton’ın ormanda yetişip soluğu İngiltere’de alması bir ‘doğudan batıya yolculuk/yükseliş’ hikayesine dönüşüyor.

Film, karakterimizin çocukluğuna, Jane ile karşılaşmasına fazla girmiyor. Aksine aristokrat yaşamında içine düştüğü bunalımı ve yaşadığı dönüşümleri merkezine alıyor. Margot Robbie ile Alexander Skarsgård sürekli göz önünde olup seyirciyi sıkmadığı, Samuel L. Jackson’ın George Washington Williams adlı siyahi asker/tarihçi/hukukçuyu canlandırdığı bir süreç var. Özellikle bu 14 yaşında Amerikan İç Savaşı’nda cephede kendini bulan karakterin Afro Amerikalılar için kilit rolü devreye girerken, ilk Amerikan başkanına isimsel gönderme de bir ‘Obama’ dönüşümü getiriyor.

‘KARA ŞÖVALYE’NİN MACERA KARDEŞİ GİBİ

İşe Djimon Hounsu’nun kabile liderinin eklenmesi derken, Kaptan Leon Rom’un tiplemesi çok silik duruyor ama iyi-kötü mücadelesinin tarafına dönüşüyor. Waltz en zayıf rollerinden birini verirken, David Yates’in aksiyonu, romantizmi, destansı ve çocuksu tarafları iyi dağıttığı görülüyor. Girizgahın yüksek temposu ile sonuç bölümündeki yükselen tansiyonun arasında zeki bir köprü kuruluyor. “Tarzan Efsanesi”nde David Yates, temelde John Clayton’ın dramını ele alıyor. Onun sömürgeci dünyada nasıl bir masumiyetle çıkış yaptığını inceliyor.


‘Orman macerası’ndaki dönüşüm değil de, sınıfsal yükselişteki yozlaşmanın yarattıkları bizi ilgilendiren. İyi bir kurgunun varlığıyla desteklenmiş orman, sahil ve şehir sahneleri/sekansları da büyük oranda filmi ayağa kaldırıyor. Dört Harry Potter filminden sorumlu memur Yates; adeta 1984’ta Hugh Hudson’ın yaptığını yineliyor, ya da “Kara Şövalye”de (“The Dark Knight”, 2008) Nolan’ın uyguladığı ‘olgunlara uygun formül’ünü devreye sokuyor.

GORİLLER VE DİYALOGLARIN GERÇEKÇİLİĞİ FİLMİ BESLİYOR

Bu da kaslarıyla değil zekasıyla, koşmasıyla değil planlarıyla öne çıkan bir Tarzan figürü yaratıyor. Çocukların kahramanı ‘anti-kahraman’a dönüşüyor. Macera damarı da modernleşerek Yates’in zamanla kendini geliştirdiğine işaret ediyor. Gorillerin Tarzan’ın yanında gerçekçi bir görünüme bürünmesi, ormanın CGI kokmaması, son sahildeki savaş sahnelerinin de fazlasıyla doyurucu olması filmi yukarı taşıyor. “Congo”yla (1995) akrabalık ilgi çekici bir hal alıyor.

Brewer’ın siyahi istismar filmlerinden kopup gelmesi ise işin siyasi boyutunu inandırıcı kılıyor. Sömürgeciliği ve aristokrasiyi eleştiren, 19. yüzyıldan bu meseleye parmak basan dramatik yapının katmanlarını eşeleyince mesaj kaygısı devreye giriyor. Flashbacklere kayıp ‘çocuksu’ taraf içeri girmedikçe filmin değişik bir tonda ilerleyen ‘Tarzan’ öyküsü tutuyor. ‘Yeni sürüm’ün (‘reboot’) ilk adımı “Tarzan Macerası”, taze bir seriye alan açar mı bilinmez ama bunu hak ediyor.

FİLMİN NOTU: 6.3

Künye:

Tarzan Efsanesi (The Legend of Tarzan)
Yönetmen: David Yates
Oyuncular: Alexander Skarsgård, Margot Robbie, Samuel L. Jackson, Christoph Waltz, Djimon Hounsou
Süre: 109 dk.
Yapım yılı: 2016

‘DAVETSİZ ÇAPKINLAR’, ‘ATEŞLİ VE TATLI’YLA BULUŞUYOR

‘Kötü Komşular’ serisinin senaristlerinden çılgın bir düğün/evlilik komedisi. “Mike ve Dave: Ah Bir Sevgili Yapsak”, çapkınlığın cinsel fantezilerle çarpıştığı edepsiz ve genel anlamda suyu çıkmış bir tuvalet mizahıyla çıkageliyor. Bağımsız filmlerle çıkış yapan Kendrick ve Plaza akıl sır erdirilemeyen halleriyle bu şamatadan geriye kalanlar oluyorlar.

Zac Efron, Adam Devine, Aubrey Plaza ve Anna Kendrick’i bir düğünün çevresinde bir araya getiriyor. Tabu yıkma hedefli eylemleriyle “Mike ve Dave: Bir Sevgili Yapsak” (“Mike and Dave Need Wedding Dates”, 2016), aslında cinsellik ve uyuşturucuyla ilgilenen ve belden aşağı vuran esprilerle yürüyor. İşin içine sinema kültürünü de katarak X kuşağına uygun bir çalışmaya dönüşüyor.

‘ATEŞLİ VE TATLI’ ‘DAVETSİZ ÇAPKINLAR’LA BULUŞUYOR

Senarist Andrew Jay Cohen-Brendan O’Brien ikilisi ‘Kötü Komşular’ (‘Neighbors’) serisini gişe canavarına dönüştürdükten burada da fazlasıyla iddialılar. Masaj salonu sahnesinde çıplaklık ve cinselliğin boyutu tartışma yaratabilir. Ama film temelde “Davetsiz Çapkınlar” (“Wedding Crashers”, 2005) ile “Ateşli ve Tatlı”yı (“The Sweetest Thing”, 2002) birleştiriyor.

Yani azgın kadınlarla çapkın erkekleri buluşturan bir ‘evlilik/düğün komedisi’ formülü aranıyor. Bu filmlerden ilkinin ‘sözlü referans’a dönüşmesi de senaristlerin her şeyin farkında olduğuna dikkat çekiyor. Bağımsız projelerle çıkış yapan Aubrey Plaza ile Anna Kendrick’in ‘rastgele düğün çifti’ne dönüşmesi ise baş döndürücü bir hal alıyor. Arada masum Sugar Lyn Beard kaynıyor.

MİZAHIN KEYİF VERDİĞİ ANLAR ÇOK DEĞİL

Bu ikilinin fantezileri ve uyuşturucu bağımlılığı ile erkeklerin onları yatağa atma sevdası arasında gidip gelen ‘mizah’ çok enerjik. Adeta ‘rekabet komedisi’ filizleniyor. Ama masaj salonu sekansı dışında genelde dozu kaçırılmış espriler var. Adam Devine dizi piyasasından çıkıp geldiğini ispatlarken, yönetmen Jake Szysmanki de kurguyu hızlandırıp dinamizme dinamizm katacak tecrübede değil.

Ama Plaza, Efron ve Kendrick tüm çılgınlıklarıyla bu kardeşler komedisini kadınların seveceği hale getiriyorlar. Kontrolden çıkmayı alışkanlık haline getirmek, ‘kutsal evlilik ve mutlu düğün başka bahara!’ dedirtiyor.

FİLMİN NOTU: 4.4

Künye:

Mike ve Dave: Ah Bir Sevgili Yapsak (Mike and Dave Need Wedding Dates)
Yönetmen: Jake Szymanski
Oyuncular: Zac Efron, Adam Devine, Aubrey Plaza, Anna Kendrick, Sugar Lyn Beard
Süre: 98 dk.
Yapım yılı: 2016

LAMPEDUSA’DA KESİŞEN HAYATLAR

İtalya’da kritik bir sınır bölgesine ilginç bir bakış… Gözlemci belgesel “Denizdeki Ateş”, siyasi açıdan tartışılacak olsa da görsel anlamda hedefine ulaşan bir çalışma. Ama Gianfranco Rosi’nin kısa sürede ‘Altın Aslan’ ve ‘Altın Ayı’ sahibi yönetmenler arasına girmesi hakkaniyetli mi? Elbette hayır.

“Çevreyolu” (“Sacro GRA”, 2013) ile dikkat çeken Gianfranco Rosi, babasının mirasını iyi değerlendirebilir mi? Açıkçası onun kadar saf politik işlere imza atmıyor. Ama işin belgesel boyutunda azımsanmayacak bir stili, formül arayışı var. Belli bölgelerdeki kesişen hayatları ‘sabit kamera’ ile gözlemlemek istiyor. Ama burada Lampedusa’yla ilgili Peter Schreiner ve Jacob Brosmann’ın aynı türde işlerle çektiği döneme (2015-2016) denk gelmesi ilginç.


‘TUTARLILIK’ YETERLİ Mİ?

“Denizdeki Ateş” (“Fuocammare”, 2016) balıkçı ailelerinin, DJ’lerin, çocukların hayatlarına usul usul giriyor. Afrikalı mültecilere bakış yabancılaştırıcı boyutlara da kayıyor. Bu sebeple aslında biraz ırkçı bir gözlem var. Özellikle de belli kısımlarda ‘neden bu kadar öteki bunlar?’ diyoruz. Rosi, bu kez tarafsızlığını koruyamamış, kendini tutamamış.

Denize ve sahile odaklanan yaşamlarda da “Çevreyolu” kadar ilginç olamamış. Sadece bölgenin doğasına, denizine odaklanmış. Coğrafi güzellikler, sosyolojik metinlerin önüne geçmiş. Bu durum karşısında ister istemez filmin 114 dakikasına yayılan da bir şey kalmıyor.
Aksine mesafeli karelerle bize bu soğukkanlılığa, saf gerçekliğe kaykılan HD görüntülere inanmamız bekleniyor. Sömürü, abartı yok, matematik olarak bir tutarlılık var. Ama karakterler inandırıcı durmuyor, zamanla bir şov malzemesine dönüşüyor sanki.

“Denizdeki Ateş”, Altın Aslanlı “Çevreyolu”nun başarısını tekrarlayamıyor. Lampedusa’yla ilgili ise “Nefes Alıyorum” (“Respiro”, 2002) çok daha başarılı bir filmdi. Orada çıkış yapan sosyal gerçekçi yönetmen Emanuele Crialese ise göçle ilgili diğer eserlerinde de fazlasıyla samimiydi. Burada bu açıdan da bir sıkıntı var.

FİLMİN NOTU: 5

Künye:

Denizdeki Ateş (Fuocoammare)
Yönetmen: Gianfranco Rosi        
Oyuncular: Samuele Pucillo, Pietro Bartolo, Samuele Caruana
Süre: 114 dk.
Yapım yılı: 2016

KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU

Alamet-i Kıyamet: Tarikat: 4.5
Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden: 3.1
Ammar 2: Cin İstilası: 3.8
Ana Yurdu: 5.6
Angry Birds Film (Angry Birds Movie): 5.5
Annemle Geçen Yaz: 4.5
Arama Moturu: 3.6
Arınma Gecesi: Seçim Yılı (The Purge: Election Year): 5
Babaannem: 2.2
Başımın Belası (Tumbledown): 3.5
Bekar Yaşam Kılavuzu (How to Be Single): 5.9
Bekleyiş (L’attesa): 4.2
Belgica: 4.5
Benim Çılgın Düğünüm 2 (My Big Fat Greek Wedding 2): 2.5
Bin Başlı Canavar: 5.7
Bir Kadın + Bir Erkek (Un + Une): 5.1
Dehşet Treni (Howl): 2.6
Emicem Hospital: 4.5
Evrim (Evolution): 8.1
Fırtınalı Hayatlar (Genius): 6.7
Hitchcock/Truffaut: 7.3
Hitler’e Suikast (Elser): 3.5
İyi Adamlar (The Nice Guys): 4
İnatçılar (Hrutar): 5.1
Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı (Captain America: Civil War): 5.7
Kim Kadın Kim Koca (Ki and Ka): 1.8
Korku Seansı 2 (The Conjuring 2): 5.5
Kördüğüm (Maggie’s Plan): 3.8
Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit (Independence Day: Resurgence): 5.1
Lanetli Çocuk (The Boy): 6.1
Merkezi İstihbarat (Central Intelligence): 2.6
Midnight Special: 5.8
Muna: 2.5
Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden: 5
Özel Kargo (Precious Cargo): 1.9
Para Tuzağı (Money Monster): 5.5
Rüzgarın Oğlu (Race): 5.3
Sen Benimsin (A Bigger Splash): 3.5
Senden Önce Ben (Me Before You): 3
Sihirbazlar Çetesi 2 (Now You See Me 2): 3.6
Siyahın Elli Tonu (Fifty Shades of Black): 4.6
Şeytanın Çocukları: El-Ebyaz: 3.5
The BFG: 6.1
Üç Harfliler 3: Kara Büyü: 2.6
X-Men: Apocalypse: 5.4
Ve Panayır Köyden Gider: 4.5
Vurgun (The Trust): 3
Warcraft: 6
Zootropolis: Hayvanlar Şehri (Zootopia): 6.2

Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.
erilmektedir.


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300