Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HAFTANIN DVD'LERİ

        Ülkemizde bütün korku filmlerine ya da içinden ölüm geçen filmlere ‘ölüm’lü bir isim koymak moda oldu son yıllarda. Bu hafta da korku-gerilim alanında faaliyet gösteren; “Ölüm Peşimizde”, “Ölüm Odası” ile bu garip durumdan nasibini almamış “Mulberry Sokağı”nın DVD’leri raflara giriyor. Birincisi büyü filmi alanında, ikincisi politik-gerilimde, sonuncusu ise salgın filmi komedisi denkleminde kendi ölçülerinde başarılı, yönetmenlerinin ve özlerindeki fikirlerin sağlamlığıyla öne çıkan yapıtlar.

        Bu hafta DVD’leri çıkan üç dikkat çekici filmin üzerine eğilmekte fayda var. Belki ‘iyi’ denebilecek kadar üst düzey değiller. Ancak en azından sinemaya yaklaşımlarıyla sinefil bedenimizi doyuruyorlar.

        Bunlar “Teksas Katliamı: Başlangıç” (“Texas Chainsaw Massacre: The Beginning”, 2006) ile tanıdığımız Jonathan Liebesman’ın son filmi “Ölüm Odası” (“The Killing Room”, 2009), ‘kült korku komedi’ alanında adını sıkça duyacağımızı henüz iki filmde ispatlayan Jim Mickle’ın ilk yönetmenlik denemesi “Mulberry Sokağı” (“Mulberry Street”, 2008) ve Ja-Yeon Yun’un büyü filmi alanındaki stilize korkusu “Ölüm Peşimizde” (“Yoga Hakwon”, 2009).

        “Ölüm Odası”: Pakula böyle istemişti

        Gün geçmiyor ki 11 Eylül sonrası veya Irak Savaşı sonrası dönem de Post-Vietnam yıllarında olduğu gibi sinemada yeni eğilimler çıkarmayadursun. Uzaylı istilası filmlerinin ve politik-gerilimlerin patlamasının ardından şimdilerde de savaş dramaları revaçta olmaya başladı.

        “Ölüm Odası” ise “Beyin Avcıları” (“Mindhunters”, 2004), “Ölüm Oyunu” (“Battle Royale”, 2000), “Testere” (“Saw”, 2003), “Küp” (“Cube”, 1998) gibi kapalı alan gerilimlerinin formülünü kullanan bir politik-gerilim. Lafın özü o alana mensup eserlerin yüzde 90’ı gibi korku yoluna sapmaktan ziyade Pakula’nın “Parallax Esrarı”nda (“The Parallax View”, 1974) öngördüğü ‘bir şirketin yetiştirdiği katiller’ meselesine parmak basmayı tercih eden bir eser bu.

        Jonathan Liebesman’ın orta plan ağırlıklı, el kamerası dokulu görsel dünyasının karakterlerin psikolojilerini öne çıkarmasından da güç almaya çabalıyor. Ancak görsel uyumsuzluk gibi birçok şeyden mustarip olduğunu da es geçmeyelim bu eserin.

        Öyle ki Tony Gilroy gibi alanda 2000’lerin ‘ustası’ olan bir yönetmen daha farklı bir doku katabilirdi “Ölüm Odası”na. Ancak bu haliyle de ‘Sistem insan kıyımını umursamadan canlı canlı deneyler yapıyor ve katiller yetiştiriyor.’ söylemini yerine getirmesi, politik damarı sağlam bir eser ile yüzleşmemizi sağlıyor. Anlayacağınız “Ölüm Odası”, “Avukat” (“Michael Clayton”, 2006), “İhanet” (“Breach”, 2007) gibi yapıtlarla artan politik-gerilim denemelerinin yeni ayağı ya da Pakula şubesi.

        “Ölüm Peşimizde”: Yaşlanma kabusu

        2003’te “Whispering Corridors 3: Wishing Stairs” (“Yeogo goedam 3: Yeowoo gyedan”) adlı ‘lanetli merdiven’ temalı hayalet filmiyle dikkat çeken Ja-Yeon Yu, ne yazık ki korku yaratma ve atmosfer depolama konusunda sınıfı geçememişti orada. Neyse ki aradan yedi yıl geçtiğinde, kendini geliştirme başarısını göstermiş. Bu sefer karşımıza hikayesiyle fazlaca “Ölüm Kadına Yakışır”ı (“Death Becomes Her”, 1992) andıran bir büyü filmiyle çıkıyor Güney Koreli yönetmen.

        Medyadaki yerini daha genç ve güzel bir kadına kaptıran ana karakterimizin bir yoga okuluna gidip sonsuz güzelliğe kavuşma arzusu ana iskeleti oluşturuyor burada. Yönetmen de hayaller, halüsinasyonlar ve hayaletler üzerinden stilize, yüksek tempolu ve sinemaskop formatıyla Hollywood geleneklerini aratmayan bir korku ile çıkageliyor.

        Bunun ‘bayağı’lık tuzağına düşmekten ziyade, insan ruhundaki bencilliği, kini ve açgözlülüğü yansıtırken karşımıza ruhsal sonuçlar çıkarması; şaşırtıcı bir toplamla yüzleşmemizi sağlıyor. Bazı eksiklerine karşın önem verilmesi gereken bir büyü filmi “Ölüm Peşimizde”.

        “Mulberry Sokağı”: Fare insanların istilası

        Kim korkmaz ki kanalizasyonda yaşayan farelerden? İşte 2010’da Toronto Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan “Stake Land” ile özenli, bilinçli ve efektlere hakim bir vampir komedisiyle karşımıza çıkan Jim Mickle, 2008’de Tribeca Film Festivali’nde gösterilen ilk filmi “Mulberry Sokağı”yla da sinemalardan önce ev videosuna konuk oluyor. Bu yapıtın ana malzemesi ise farelerin insanları ısırmasıyla New York’ta yaşanan bir salgın.

        Salgın filmi konusunda ‘fare insanlık’ meselesinden, el kamerası kullanımından ve seslerden bolca eğlenceli an çıkarmasını da iyi beceriyor bu yapıt. Bu doğrultuda hem profesyonel duran efektler, hem korkuya hakimiyet, hem de kült olacağını bilen bir anlayışla çıkageliyor. Belli ki Sam Raimi’nin izini sürdüğünü öngörebileceğimiz Mickle ileride her alt türde bir korku-komedi üretecek. “Mulberry Sokağı” da bunların ‘salgın filmi’ ayağı.

        Savaş psikolojisi üzerine iki film

        2009 ve 2010’da uğramadığı festival bırakmayan “Sıradan İnsanlar”, Sırbistan’da bir bireyin savaş psikolojisiyle sıkışmışlığını minimalist bir dille perdeye aktarıyor. Bu üzücü, dingin, soğukkanlı ve anlamlı eser, Robert Bresson’u andıran stiliyle Vladimir Perisic adlı yeni bir yönetmenin doğuşunu müjdeliyor.

        Irak Savaşı’nın başlangıç yıllarında bir askerin arada kalmışlığını ele alan “Yeşil Bölge” ise, son iki Bourne filmi ile tanınan Paul Greengrass imzalı. Başrolünde Matt Damon’ın yer aldığı eser, ülkedeki kitle imha silahlarının Amerikalı gruplarca pazarlandığının üzerine giden muhalif metinleriyle ve el kamerasını mevzilere sokmasıyla dikkat çekici bir toplama kavuşuyor. Belki de savaş filmi alanında yeni bir yaklaşımın da ilk durağı oluyor. Bunu zaman gösterecek.

        Kerem Akça’nın Önerdiği 15 DVD:

        1-Herkese Karşı Tek Başına (Seul Contre Tous)

        2-Doctor Parnassus (Imaginarium of Dr. Parnassus)

        3-Örnek Aile (The Joneses)

        4-Sıradan İnsanlar (Ordinary People)

        5-Savaş Sırasında Yaşam (Life During Wartime)

        6-İnadım İnat (Please Give)

        7-Jindabyne

        8-Yeşil Bölge (Green Zone)

        9-Deney (Splice)

        10-İlişki Durumu: Karmaşık (It’s Complicated)

        11-Greenberg

        12-Diriliş (After.Life)

        13-Ölüm Odası (The Killing Room)

        14-Ölüm Peşimizde (Yoga)

        15-Mulberry Sokağı (Mulberry Street)

        Not: Liste, son 2 ayda çıkan DVD’lerden oluşturulmuştur. Her hafta güncellenecektir.

        keremakca@haberturk.com

        Diğer Yazılar