2000'lerde çekilmiş en iyi 50 film
Sinemada bazı süreçler büyük önem arz eder. Bu doğrultuda da 2000-2009 yılları arasındaki yeni yüzyılın ilk on yılındaki çeşitli atılımlar ışığında bir 50 filmlik liste oluşturdum. Geleneğe uyarak sondan başa ilerleyen bu listeye aşağıdan ulaşabilirsiniz.
2000’lerin en iyilerini ele aldığım listelerimde son durak bu oluşum oldu elbette. Daha önce de söylediğim gibi sinemada 10’luk kısımlar önemlidir. Bu listeler de bu durumu ortaya koyacaktır buna şüphe yok. Özellikle de ‘Yeni yüzyılın ilk yılları’ ibaresi önemli. Elbette ki dışarıda kalan sayısız eseri de unutmamak lazım. En az bir 100’lük listeyi ve hatta geri kalanını da zihinlere yazmalıyız.
Bu ‘kılpayı’lar arasında “Büyük Balık” (“Big Fish”, 2004), “Deccal” (“Antichrist”, 2009), “Nacho Libre” (2006), “Şeytan Üçgeni” (“Triangle”, 2009), “Kimlik” (“Identity”, 2003), “İhtiyarlara Yer Yok” (“No Country for Old Men”, 2007), “Zombilerin Şafağı” (“Shaun of the Dead”, 2004), “Kan Dökülecek” (“There Will Be Blood”, 2007), “Brand Upon Your Brain!” (2006), “Son Durak” (“Final Destination”, 2000), “2046” (2004), “Kung Fu Sokağı” (“Kung Fu Hustle”, 2005), “Yüksek Tansiyon” (“Haute Tension”, 2003) gibi eserler ön sıralara konabilir.
Türsel listelere önceki haftalardaki listelerden ulaşabilirsiniz. Ancak bazıları ‘şu eğilimi değiştirdi’, ‘şöyle bir şey başlattı’ gibi cümlelerle öne çıkarken bizim ‘en iyiler’ ise direk ‘devrim yaptı’ ve ‘etkisini hissettirmeye başladı’ deyişiyle listeleri oluşturdular. Bu sebeple de özellikle ilk beş-altı yıllık dilimden şu ana kadar yaratacağı etkinin belli olduğu eserlerin daha fazla odak noktam oldu diyebilirim.
İşte 2000’lerin en iyi 50 filmi şöyle:
1-Kırmızı Değirmen (Moulin Rouge!) (2001)
Müzikalde postmodern devrimi başlatan film. Dünya gerçek değil, aşk gerçek değil, müzik gerçek değil. Daha nasıl ütopik olunabilir ki?
2-Mulholland Çıkmazı (Mulholland Dr.) (2001)
David Lynch’in iki hikayeli film modeline geçiş filmi. Yönetmenin en derli toplu eseri. Aynı zamanda en zor anlaşılanı olduğunu düşünenler de mevcut.
3-Tulse Luper’in Çantaları (Tulse Luper Suitcases) (2003-2004-2005)
Usta yönetmen Peter Greenaway’in çığır açıcı eserinin alegorik bir karakterin tarihsel yolculuğunu ele alan, resim, edebiyat, tiyatro yüklü bir sinema dili devrimi olduğu söylenebilir. ‘Üç filmde sinema tarihi nasıl yeniden yazılır?’ın özeti niteliğinde...
4-Kill Bill (2003-2004)
Tarantino’nun en hınzır filmlerinden olan eser spagetti westernlerden wuxialara, kung fu filmlerinden istismar filmlerine, animelerden klasik westernlere uzanan bir skalada bir intikam hikayesi dokur. Her bölümü bir döneme saygı duruşu anlamına gelen eserin birçok yönetmene selam çakması niteliği önemini arttırır.
5-Bir Konuşabilse... (Lost in Translation) (2003)
Soğukkanlı ve dokunmasız aşk filmlerinin, soyut aşk filmi kavramının veliahtı. Antonioni etkili postmodern bir film modelinin mimarı.
6-Tenenbaum Ailesi (The Royal Tenenbaums) (2001)
Alternatif çizgi roman estetiği kullanan filmlerin ve Wes Anderson’ın kariyerinin doruk noktası. Gene Hackman, Ben Stiller, Anjelica Huston, Gwyneth Paltrow gibi oyuncularından alınan detaylar anlatmakla bitmez!
7-Beni Orada Arama (I’m Not There.) (2007)
Sekiz oyuncunun canlandırdığı Bob Dylan’ın çığır açıcı postmodern biyografisi. Todd Haynes’in tür alanında açtığı çığrı kendi bünyesine transfer edenin bir daha çıkıp çıkmayacağı halen bir merak konusu.
8-İyi Alman (The Good German) (2006)
Sessiz dönemin kara film geleneğini tam ekran formatından kökündeki gramere kadar katıksız olarak transfer eden ‘Malta Şahini-Casablanca’ arasında bir eser. Steven Soderbergh’den beklediğimiz devrim hareketi.
9-Donnie Darko (2001)
Gençlik filminin içine alternatif bir süper kahraman geçirerek bunu David Lynch’in kara film dokusuyla yoğuran postmodern bir eser. Richard Kelly gibi genç bir bağımsızın doğuşuna tanıklık etmemizi sağlayan özel bir film
10-Timecode (2000)
Ekranı dörde bölerek dört plan sekanstan oluşan, dijital kamera devrimini başlatan eserlerden. Mike Figgis’in zeki planlama teknikleriyle zirve yapmıştı. Ekran bölme tekniğine de sınıf atlatmıştı.
11-Paramparça: Aşklar ve Köpekler (Amores Perros) (2000)
John Cassavetes’in karakter draması geleneğinin çok hikayeli ve şiddet dokulu Meksika şubesi. Sonradan Ameirkan sinemasına geçiş yapan Alejandro Gonzalez Innaritu’nun çıkış filmi.
12-Kaynak (The Fountain) (2006)
Paralel evren bilimkurgusu alanında daha önce görmediğimiz bir deneme. Üç farklı dönemde geçen aşk filmi çeşitlemesi, 2001 ve Stalker esintili bir evren ile Adem ile Havva meselesine özgün bir yorum olarak da görülebilir. Darren Aronofsky’nin en iyi filmi.
13-Akıl Defteri (Memento) (2000)
Tersine bir bellek egzersizi. Kara filmi sondan başa doğru akıtan bir olay örgüsüyle vizyona kavuşturan psikolojik bir dünya tasviri. Kara filmde atılım zamanı!
14-Alacakaranlık (Twilight) (2008)
2000’lerin ‘Blade’i olarak anabiliriz. Oradaki atılımı gençlik filminin içine sokup kurt adam filmiyle yoğuran özgün bir evren tasviri. Şimdiden bir fenomen haline gelmesi boşuna değil!
15-Yüzüklerin Efendisi (Lord of the Rings) (2001-2002-2003)
Fantastik sinemayı A sınıfına görkemli bir şekilde sokan, Peter Jackson imzalı dev üçleme. J.R. Tolkien’ın romanından olduğunu söylemeye gerek var mı?
16-Belleville’de Randevu (Triplettes de Belleville) (2003)
Sylvain Chomet’nin sessiz sinemaya ve Fransa’nın Charlie Chaplin’i Jacques Tati’ye saygı duruşunda bulunarak ürettiği animasyon dünyasının ilk ve en çarpıcı uygulaması. Fransa bisiklet turu ile paralel akan bir birey hikayesi.
17-Gündüz ve Gece (Dag och natt) Day and Night (2004)
Simon Staho imzalı yapıt tek bir arabanın içinde bir ‘açı-karşı açı tekniği deneyi’ sunar bizlere. Bir aile kavgasını oraya yerleştirirken, kamera sürekli ya sağda ya da solda durur. Uzun planlarla Abbas Kiarostami’nin “10”da yaptığı daha ileri götürülür.
18-Amélie (2001)
Peri masalı filminde devrim niteliğinde bir eser. Jean-Pierre Jeunet’nin döktürdüğü detaylı bir romantik-komedi.
19-Olası Dünyalar (Possible Worlds) (2000)
Polisiyenin içine bilimkurgusal motifleri sokmasıyla yenilik yapan, bu ışıkta da fazlasıyla “Akıl Defteri”ni hatırlatan bir eser. Paralel evrenler arası yolculuk meselesine yapılmış en özgün yorumlardan biri.
20-Dönüş Yok (Irreversible) (2002)
Sondan başa doğru ilerleyen bir sinema dili dokurken, plan sekanstan vazgeçmeyen bir ‘şiddet nasıl doğar?’ filmi. Gaspar Noé imzalı...
21-Hulk (2004)
Ekran bölme tekniğini baz alan çizgi roman estetiği dokusu ile çığır açmış bir Ang Lee filmi. Çok önemsenmese de ilerleyen dönemde değeri anlaşılacaktır orası kesin!
22-Palindromes (2006)
Bir karakteri sayısız oyuncunun oynaması üzerine kurulu bir toplumsal kimlik bunalımı filmi. Sinemasını git gide daha yenilikçi hale getiren, “Mutluluk” (“Happiness”, 1998) ve “Öykü Anlatımı” (“Storytelling”, 2001) ile tanıdığımız Todd Solondz’un en uç noktası.
23-Aşk Zamanı (Fa yeung nin wa/In The Mood for Love) (2000)
Aşk filmi kalıplarımızın içine ‘spagetti’ ya da ‘stilize’ bir oluşum sokan, Hong Kong’lu auterleşmekte zorlaşmayan Wong Kar-Wai imzalı eser. Maggie Cheung-Tony Leung ikilisi de burada yavaş çekim ve müziğin etkisiyle yakalanan çerçeveler de halen akıllardan çıkmadı.
24-Hayat Var (2008)
Açıklaması kolay değil. Ama sinemadaki sayısız eğilimi içinde bulunduran bir İstanbul anti-masalı olarak anılabilir. Bu doğrultuda da Reha Erdem evrensel bir başarıya imza atmış. Türk sinemasının tarihinde çıkardığı en önemli birkaç eserden biri.
25-Gir Kanıma (Lat den Ratte Komma In/Let The Right One In) (2008)
Vampir filmini minimalist sinemanın içine sokup Aki Karusmaki çekmiş hale getiren Thomas Alfredson’un başyapıtı. Duyularla ve atmosferle korkutan bir korku filmi. 2010’da bir de Amerikan yeniden çevrimi üretildi.
26-Saklı (Caché) (2005)
Haneke’nin David Lynch’in “Kayıp Otoban”ına (“Lost Highway”, 1997) cevabı. Gizem dolu bir üst sınıf eleştirisi.
27-Pan’ın Labirenti (Pan’s Labyrinth / El Laberinto del Fauno) (2006)
Franco İspanya’sında geçen, politik dayatmaları da içine alan bri peri masalı filmi. Fantezi mi savaş mı sorusu üzerine Guillermo Del Toro egzersizi.
28-Günah Şehri (Sin City) (2005)
Siyah-beyaz bir Frank Miller evreni. Renkli öğelerin efekt olarak kullanıldığı bir ‘suç şehri’ üzerine giden kara film denemesi. Mickey Rourke’dan Rosario Dawson’a bütün oyuncular bu ‘yeşil ekran teknolojisi’ni bir kademe ileri iten eserin hammaddeleri arasında.
29-Öldüren Kadın (Femme Fatale) (2002)
Tipik bir postmodern sinefil filmi. Brian de Palma bu sefer kara film tarihinden pastiş ve biçimci bir dünya yaratıyor. Vamp kadınlar, cinayetler, araba kazaları, dedektifler ve daha fazlası mevcut.
30-Açlık (Hunger) (2008)
Bobby Sands’in mahkumiyet sürecini anlatan bozucu bir hapishane filmi. Türü iki psikolojik bölüme ayıran bir eser. İngiliz Steve McQueen’in henüz ilk sinema eseriyle geleceğinin parlaklığını ispatlaması önemli bir olay.
31-Tanrıkent (City of God / Cidade De Deus) (2002)
Toplumsal suç filmi kavramını hikaye anlatma ve gerçekleri ortaya çıkarma açısından zeminin üstüne taşıyan bir yapıt. Hem Güney Amerika’dan böyle filmlerin artmasına yol açtı, hem de Brezilyalı Fernando Meirelles’in ABD’ye transfer olmasını sağladı.
32-Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) (2004)
Hatıra silme gibi bilimkurgusal bir konunun üzerine giden aşk filmi. Hem duyusal, hem hipnotize edici evreniyle halen kendi taklitini yapabilecek bir yapıt dahi çıkarmadı. Michel Gondry ile Charlie Kauffman’ın birlikteliğiyle gelen bir başarı abidesi.
33-Thomas Aşık (Thomas est Amoureux) (2000)
Daha önce “Göldeki Kadın” (“Lady in the Lake”, 1947) adlı kara filmde gördüğümüz ‘bir kişinin gözünden akan film’ konseptini daha ileriye taşıyan yapıt. “Thomas Aşık”, Belçikalı Pierre-Paul Renders’in agorafobi ve sanal dünyanın hakimiyeti üzerine ürettiği yaratıcı bir sinema dili başarısı.
34-Battle Royale (Battle Royale / Batoru rowaiaru) (2000)
Kapalı alan gerilimlerini bilgisayar oyunu estetiği dokusuna trasnfer eden, bunu yaparken de altına zeki faşist yönetim karşıtı ve geleceğin sistemi zıttı söylemler yerleştiren bir eser. Japon sinemasının eski tüfeklerinden Kinji Fukasaku’nun tempo ve şiddet konusunda başarısı da dikkate değer. Şimdiden izini süren eserler üretti.
35-Dokuz Hayat (Nine Lives) (2005)
Federico Fellini, Robert Altman gibi isimlerden bildiğimiz ‘çok hikayeli film’ ya da ‘kesişen hayatlar filmi’ formülünü farklı bir düzene kavuşturan eser, katıksız bağımsız Rodrigo Garcia imzalı. Bütün karakterlerin yaşamlarını kaydırmalı plan sekanslarla dokuyan ve onlara bir daha geri dönmeyen, hem bozucu hem devrimci bir modern klasik.
36-Karanlıkta Dans (Dancer in the Dark) (2000)
Bir fabrika işçisinin hikayesi. Ancak film Lars Von Trier imzasını taşıyınca, bir kısmı Dogma estetiğiyle çekilmiş bir birey mücadelesi, diğer bölümü ise renk çılgınlığı yapan müzikal sahneleri toplamına dönüşüyor. Böyle olunca da türde fark yaratan bir eserle yüzleşiyoruz.
37-Asi Gençlik (Brick) (2005)
2000’lerin çıkış yapan en önemli Amerikan bağımsızlarından Rian Johnson’ın ilk filmi. Yönetmen burada Francis Ford Coppola’nın “Siyam Balığı”nda (“Rumble Fish”, 1983) yaptığını daha da ileri götüren bir ‘teen-noir’ yani gençlik filmi-kara film kırması esere imza atıyor. Klasik kara film döneminden kalma tiplemeler ve açılar eşliğinde bir de aksan transfer ediliyor. Gençlik filmi alanında önemli bir eser bu.
38-Kahraman (Yin Xiong / Hero) (2002)
Zhang Yimou’nun Hong Kong’ta eski bir tür olan wuxia’yı ya da stilize dövüş filmini daha farklı postmodern bir evrene transfer ettiği filmi. Renk dokusuyla bir görsel şölen.
39-Siz Yaşayanlar (Du Levande / You, The Living) (2007)
Kült yönetmen Roy Andersson’ın üçüncü yönetmenlik denemesi, yine bir minimalist sinema resitali sunuyor. Bu sefer bol hikayeli ama az kesişen hayatlı bir İsveç portresi çıkarıyor yönetmen. “Tatlı Hayat”ın (“La Dolce Vita”, 1960) soğukkanlı versiyonu diyebiliriz.
40-Yeniden Sev Beni (Reconstruction) (2003)
Danimarkalı Christoffer Boe sonradan düşüşe geçse de onun burada yarattığı aşk filmi konsepti özellikle İskandinav sinemasında büyük etki etki yarattı. Özellikle Dogma estetiğine yakın duran 16 mm odaklı stilize bir üslup kuran, bunu da yaratım meselesi üzerinden akıtan, anlatıcılı aşk filmi. Kurmaca meselesine karşı çıkan bir yönetmen filmi. Devamında “Allegro” (2005) ile bilimkurguya transfer olması ise çok yönlülüğünü göstermiştir Boe’nun.
41-Koku: Bir Katilin Hikayesi (Perfume: The Story of a Murderer) (2006)
Patrick Süskind’in çok satan romanından sinemalaştırılan eser 2000’lerin “Kuzuların Sessizliği” (“Silence of the Lambs”, 1991) olarak anılabilir. Öyle ki slasher filmini kostümlü dramanın içine sokmasıyla bir tür kırması çığrı açıyor. Tom Tykwer’in de yoğun katkısıyla.
42-Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı (Hedwig and the Angry Inch) (2001)
Müzikalin bu serbest vezni kült yönetmen John Cameron Mitchell imzalı. Onun gözünden bir transeksüelin hikayesini ele almasının yanında eklektik ya da rüya dolu evreniyle de fazlasıyla “Tommy”i hatırlatıyor.
43-Bir Rüya için Ağıt (Requiem for a Dream) (2000)
Belki de ‘melodramın postmodern şubesi’ adı altında özetlenebilir. Ancak daha çok karakter dramasını sinemaya sokan John Cassavetes’in izinde akan ancak sürreel evreni ve stilize yönetmenliğiyle öne çıkan bir film. Toplumun altında ezilen üç-dört anti kahramanın şan, şöhret, uyuşturucu gibi keskin koridorlarda kaybolmaları Darren Aronofsky adlı bir yönetmen doğurmuştu.
44-Aşkın (500) Günü ((500) Days of Summer) (2009)
Kara kalem estetiğini sinemaya sokan bir romantik-komedi devrimi. Lineer olmayan hikaye kurgusu, müzikal sahneleri ve daha nice hınzır tarafıyla çarpıcı bir deneyim. Yeni ‘Örümcek Adam’ filmini yönetecek olan Marc Webb imzalı.
45-Rus Hazine Sandığı (Russkiy kovcheg) (2002)
Aleksandr Sokurov’un Hitchcock’un “İp”te (“Rope”, 1948) yaptığını bir kademe ileri taşıdığı tek kesintisiz plan sekanstan oluşan filmi. HD kameranın katkısıyla bir müze, tarih ve sinema gezintisi.
46-Cennetten Çok Uzakta (Far From Heaven) (2002)
Melodramın sinemadaki yenilikçi temsili Todd Haynes’in listedeki ikinci filmiyle karşımıza çıkıyor. Douglas Sirk filmlerine göndermelerde bulunan bir pelikül ve renk şovu.
47-Canavar (Cloverfield) (2008)
2000’lerdeki ‘el kamerası gerçekliği’ devriminin ‘REC’ ile birlikte en önemli korku temsilcisi. Burada canavar filmi konseptine ‘canavarsız yaklaşım’ıyla çığır açtığını görülebilecek bir gerçek.
48-Şrek (Shrek) (2001)
DreamWorks’ün postmodern animasyon atılımı. Bir bataklık canavarının kahraman olduğu ve her şeyi masallar evreninden parçalarla yaşadığı, bilgisayar animasyonu harikası. Üç devam filmi üremesine şaşırılmamalı.
49-Yurttaş Köpek (Mah Nakorn / Citizen Dog) (2004)
2000’lerde çıkış yapan ve 2010’da Altın Palmiye’ye kadar uzanan Tayland Yeni Dalgası’nın deneyci yaklaşımlarının en yüksek noktası. Wisit Sasanatieng imzalı, “Amélie”yi hatırlatan bir peri masalı filmi
50-Şiddetin Tarihçesi (History of Violence) (2006)
‘Şiddet ABD’den nasıl çıkar?’ meselesi üzerine bir anti-western. David Cronenberg imzalı.
keremakca@haberturk.com