Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Chabrol ekolünün izini süren ve burjuva sınıfının içinden seslenen stilize bir psikolojik-gerilim. “Hizmetçi”, erotizm dozunu ayarlama cinliği, ön plandaki mekanın içini kullanma becerisi, yasak ilişki meselesine yaklaşımı, ilk kareden itibaren sınıfsal döngüyü anlatma zekası ve daha nice öğesiyle gerçek bir yönetmen filmi. Son 10 yılda parlayan Güney Kore sinemasının bu çıkışının mimarlarından Im Sang-Soo’nun becerisini bir kez daha görmemize yol açıyor. Zira burada burjuva sınıfı en az formunda bir Chabrol veya Bunuel kadar zekice masaya yatırılıyor. “Hizmetçi”nin Türkiye prömiyeri 2-17 Nisan 2011 tarihleri arasında düzenlenen 30. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde yapıldı.

        Güney Kore sinemasının son dönemdeki çıkışının içinde iz bırakan yönetmenlerden biri. “President’s Last Bang” (“Geuddae geusaramdeul”, 2005) ile dikkat çeken Im Sang-Soo’nun eseri, Claude Chabrol filmlerini akla getiren bir olay örgüsü ışığında filizlenen, stilize bir psikolojik-gerilim. Bu amacı doğrultusunda burjuvazinin arka planında yatan yozlaşmayı perdeye taşıma becerisi bir hayli üst düzeyde “Hizmetçi”nin (“Hanyo”, 2010). Bu noktada da Güney Kore sinemasının stilize dünyasından beslenen gerçek bir görsel şölen sunuyor film.

        İlk karesinden son karesine ince ince işlenmiş bir yönetmen filmi

        Karşımızdaki ciddi anlamda açılış karesinden kapanış karesine kadar ince ince örülmüş bir yönetmen filmi. Bu noktaya ulaşırken de çarpık açı, alt açı, üst açı, netsizlik, netlik, sanat yönetimi, çekim ölçekleri gibi hikaye anlatma araçlarını ince işçilik içeren stilize bir görsel yapıya transfer ediyor.

        Aslında şehrin göbeğinde bir intihar sahnesini portreleyen açılış, anlatıyor. Zira o teşebbüste bulunacak kadın tiplemenin arka planında duran kameranın, ‘orta plan’ ve ‘sallantılı el kamerası’ dokusunu getirmesinin gizemi baştan aşılamaya yaradığı söylenebilir. Onun devamında da şehrin içinde olup bitenlere ve mağaza standlarına yakın plan alan yönetmenin, asla açı-karşı açı tekniğine (yani ana akım anlatı sinemasının kurgu geleneğine) odaklanmaması sınıfsal ayrımı ortaya koyuyor.

        Zira bunun devamında kendimizi alt sınıfta maddi zorluklar çeken bir genç kadın ile onun annesinin intihar olayını görmesinde buluyoruz. Adeta kendileri intihar etmiş gibi cinayet mekanını gezmelerinin ardından bu karakterlerin genç olanı, devasa bir burjuva evinde ‘hizmetçi’lik yapmaya başlıyor. Tabii bu durumun gettolardaki evlerinde küçük yatakta yatmalarının üst açı ile resmedilmesinin hemen ardına yerleştirilmesi tesadüf değil. Böylece dar ölçekli objektif-açılar ile geniş ölçekli objektif-açıların karşımıza çıkaracağı ayrım için ilk adımlar atılmış oluyor.

        Burjuvanın rahatlığını, yalnızlığını ve gözüken mutluluğunu çok iyi anlatmış

        Hoon adlı bu tiplemenin burjuva evine girişiyle birlikte ise ailenin düzeni bir anda bozuluyor. Çünkü evin babası, bir çocuğuyla, güzel eşiyle ve yaşlı hizmetçileriyle birlikte ‘mutlu bir yaşam’ sürmesine karşın, ilk bakışta bu kadına tutkusal bir bağ hissediyor. Onunla yatmak istiyor.

        Böylece burjuva hayatının dışarıdan gözüken konformist halinin gerçek tarafı bir kez daha açığa çıkmış oluyor. Yönetmen özellikle bu devasa evi mekansal anlamda kusursuzca kullanarak, genelde uzun planlar, az kesme ve arka planda pembe dizi dokusunu hissettiren pastel renkli dekorla yol alıyor. Bunun üzerine gücü anlatmak için alt açı, hakimiyet altına girmeyi göstermek için üst açı, yozlaşmayı restmetmek için ise çarpık açı yerleştiriyor. Böylece bizi keskin bir gerilime ya da sınıfsal çatışmaya doğru sürüklüyor.

        Temasal yaklaşımıyla Bunuel ve Chabrol’ün formda dönemlerini hatırlatıyor

        Bu noktada ‘yasak ilişki’nin sonrasında karşımıza çıkan olay örgüsünde ne aldatılan eşin, ne de tutkuyla bağlanan kızın ‘kusursuz vücutlar’a sahip olmamaları, Amerikan sinemasının “Sadakatsiz” (“Unfaithful”, 2002), “Öldüren Cazibe” (“Fatal Attraction”, 1989), “Temel İçgüdü” (“Basic Instinct”, 1992) gibi bu konuda karton dönüşler yapan eserlerinin uzağında durmasını sağlıyor “Hizmetçi”nin. Yani klişeleşmiş erotik-gerilimlerden farklı bir noktaya kayıyor film.

        İşte tam da bu noktada büyük patronun hamile eşi ile ağız işi sahnesini üst açı, aldattığı kız ile olanı pencerenin dışından düz açı ile çeken yönetmen, hangi seksin normal, hangisinin zoraki olduğunu resmediyor. Gerçek bir seks sahnesini de bu doğrultuda az görüntü, bol ses ve stilize yakın planlar ile karşımıza çıkarıyor.

        Yani Hollywood’a karşıt bir duruşu olan, burjuvaziyi de en az Chabrol ve Bunuel’in formda oldukları dönemdeki kadar iyi taşlayabilen bir yapıya doğru gidiyoruz. 2.35:1 sinemaskop oranının yarattığı yalnızlık ve duygusuzluk da aslında bir bakıma abartılı makyajlar, diyaloglar ve kimi zaman oyunculuklarla destekleniyor. Entrika üçgeninin yapay olduğunu bilen yönetmenin, bu noktada burjuva sınıfının altındaki çukurun perdedeki karşılığını bulmak istediği ise zamanla ortaya çıkıyor.

        Im Sang-Soo’yu henüz keşfetmeyenler için biçilmiş kaftan

        Nihai finişteki gerçeküstücü tablonun tedirgin ediciliğini balık gözü objektif (en geniş ölçekli, algı yanılması yapan objektif) ile sinemalaştırılması da bu durumun tuzu biberi olmuş. Gerçek anlamda bir mekana, sınıfa ya da dayatmaya hapsolmuş bireyler bunlar. Erkeğin sürekli tutulduğu bir metresi ve barındırdığı bir hizmetçisi var. Kayınvalidesi, öz çocuğu ve eşi de bunlara eklenince korkutucu bütün tamamlanmış oluyor. Filmin de amacı bu zaten. Yakın-orta ölçekli planlarla çekilen açılış sekansının bu ‘sıradan’ ve ‘basmakalıp’ döngüyü anlatmak için var olduğu ortaya çıkıyor “Hizmetçi”yi tamamladığınızda.

        Film, kimi zaman fazla diyaloğa kaptırıp kendini kaybetse de zeki bir yönetmenin işi olarak öne çıkıyor. Im Sang-Soo; Park Chan-Wook, Lee Myung-See, Bong Joon-Ho gibi stilize eserleriyle dikkat çeken ve Hollywood’a göz kırpan işçilerle aynı seviyede olduğunu bir kez daha ispatlıyor burada. Mercek, objektif ve çerçeve kavrama becerisinin üst düzey hali ve klişelere mahal vermeyen sinemasıyla, kendisini henüz keşfetmeyenlerin ilgisini bekliyor.

        FİLMİN NOTU: 6.5

        KEREM AKÇA’NIN İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:

        Amigo: 6

        Anayurt (Hora proelefsis / Homeland): 6.5

        Artık Yıl (Año bisiesto / Leap Year): 4

        Aşk Suçu (Crime d’amour / Love Crime): 3.7

        Attenberg: 7.5

        Beni Asla Bırakma (Never Let Me Go): 4

        Buradasınız (You Are Here): 4

        Canım Komşularım (Good Neighbours): 5.6

        Cinayet Şarkıları (Small Town Murder Songs): 6.5

        Cinnet (Kim Bok-nam salinsageonui jeonmal / Bedevilled): 2.6

        Değirmen ve Haç (The Mill and the Cross): 5.5

        Düzelti (Erratum): 3.7

        Ekim (Octubre / October): 6.1

        Elveda Taypey (Yi Ye Taibei / Au Revoir Taipei): 5.5

        Ha Ha Ha: 1.7

        Hayalimdeki Ev (Wai dor lei ah yut ho / Dream Home): 5

        Hayatımız (La Nostra Vita / Our Life): 5.2

        Hizmetçi (Hanyo / The Housemaid): 6.5

        İçimdeki Katil (The Killer Inside Me): 7.8

        İçimdeki Yangın (Incendies): 4

        İnsan Kaynakları Müdürü (Human Resources Manager): 4.9

        Kadının Fendi (Made in Dagenham): 3.5

        Kestirme Yol (Meek’s Cutoff): 3.9

        Kıyamet Gecesi (Vanishing on 7th Street): 5.5

        Koğuş (The Ward): 7.3

        Konukseverlik (Hospitalité): 3.4

        Kray (The Edge): 3.5

        Kumdan Kale (Sandcastle): 1.9

        Küçük Beyaz Yalanlar (Les Petits Mouchoirs / Little White Lies): 4

        Lucia (2010): 5.1

        Mamma Gogo: 4

        Muhbir (Whistleblower): 4

        Mutluluğum (Schastye moe / My Joy): 7.5

        Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole): 4

        Ölümüne Kaçış (Essential Killing): 7

        Ömrümüzden Bir Sene (Another Year): 6.5

        Picco: 5.5

        Polonya Yapımı (Made in Poland): 5.5

        Rio Seks Komedisi (Rio Sex Comedy): 2

        Son Gece (Last Night): 3.8

        The Conspirator: 6

        Torino Atı (A torinói ló / The Turin Horse): 9.2

        Uyku Hastalığı (Schlafkrankheit / Sleeping Sickness): 3

        Yokmuşum Gibi (As if I’m Not There): 2.5

        Yeni Yıl (Hjem til jul / Home for Christmas): 6

        Not: Yıldızlar 10 üzerinden verilmektedir. Festival süresince güncellenecektir.

        keremakca@haberturk.com

        Diğer Yazılar