Sarayda seks ve rüyalar
Çapkınlığıyla nam salmış Giacomo Casanova’nın hikayesini kurmaca hale getirip birbirinden bağımsız gerçeküstücü parçalarla saran ve bundan varoluşsal alt metinler çıkaran özel bir film. Modern sinemanın en önemli figürlerinden Federico Fellini’nin “Spartacus”e cevabı ya da özgün kurmaca biyografi yorumu olarak anılabilecek “Fellini’den Casanova”, halen yedinci sanata bakışı ve unutulmaz sahneleriyle konuşulmayı hak ediyor. Kuşkusuz aristokrat saray yaşamı karşımıza, hiç bu kadar ilişkisel tarafıyla, cüretkar açılardan ve sinsi bir hiciv tonuyla getirilmemişti. Aradan geçen 35 seneye karşın da bu yorum hala geçerli!
En kısa tanımıyla çatısını rüyalardan oluşturan bir kurmaca biyografi olarak anılabilir. Zira “Fellini’den Casanova” (“Il Casanova di Federico Fellini”, 1976) yönetmenin ruhuna yakışan bir Casanova uyarlaması. Bu görüş ışığında hikayeyi elinin tersiyle itip her şeyi gerçeküstücü sekanslar ile anlatmaya soyunuyor. Böylelikle sanatçının 60’ların ikinci yarısından itibaren renkli dokuyla yaptıklarını bir kez daha tekrarlamasına alan açıyor.
Neredeyse gerçeküstücü yatak sahneleri toplamı diyebiliriz
Filmi izleyen seyircinin bu duruma tepki göstermesi de olası. Zira burada algı, hikaye anlatma gereklerinin tersi istikamette işliyor. Casanova’nın yataktan yatağa atlaması yozlaşmış seks mizansenleriyle canlandırılıyor. Sözde bir yol filmi olsa da şehirden şehre geçiş aslında gerçek anlamda bu gerçeküstücü tablolarla bir şeyler anlatma üzerinden yürütülmüş.
Fellini’nin yaratıcı ruhundan tablolaştırılan grup seks sahnesi, orgazm yarışması sahnesi ve sondaki oyuncak kadın-Casanova ilişkisi sahnesi; sanki antolojilere geçecek kalibrede gibi. Bu noktada da aslında üstadın kariyerinin ‘cinsel’ oranı en yüksek eserine dönüşüyor “Fellini’den Casanova”. Bu da şaşırtıcı değil. Zira nam-ı diğer bir ‘kazanova’nın ya da çapkının hikayesini, son derece estetik ve ‘dumanlı’ bir coğrafyadan anlatmaya soyunuyor.
Kurmaca biyografi alanında mihenk taşı filmlerden
Onun “Tatlı Hayat” (“La Dolce Vita”, 1960) ve “Roma” (“Fellini’s Roma”, 1972) ile birlikte uyguladığı bölük pörçük çok hikayeli film modelinden ziyade burada “Satrycon” (1969) sonrası üreyen garip öğeleri bildik mekanlara sokan anlayışının izini sürüyor bu yapıt. Bu bağlamda yönetmenin karşımıza çıkardığı şey; tablolardan anlam yaratmanın peşine düşerken, buna bir adamın seks yatağından oyuncaklaşmaya uzanan yolculuğu üzerinden yaşam-ölüm çizgisinde yer bulmayı hedefliyor.
Belki Pasolini’nin “Salo ya da Sodom'un 120 Günü” (“Salò o le 120 Giornate di Sodoma”, 1975) ile karşılaştırılabilir. Ancak onun gibi cinsel yozlaşmayı sadomazoşizmle buluşturmaktan ziyade, gerçeküstücülüğü öne çıkardığı çok açık eldeki eserin. “Fellini’den Casanova” daha çok ‘cinsel arayış filmleri’ içinde anlamlı bir yere oturtulabilir. Bu şablonda da hemen aynı kuşaktan Antonioni’nin erken dönem eseri “Çığlık”ın (“Il Grido”, 1957) durgun yapısına gidebilirsiniz.
Ancak yönetmenin kurmaca biyografiler içinde “Büyük Balık” (“Big Fish”, 2003) ve “Beni Orada Arama” (“I’m Not There.”, 2007) gibi eserlerde etki yarattığını da iddia etmek yanlış olmaz. 2.5 saat boyunca hikayeden ziyade tablo akışıyla yol alan ve auteur’ün kendi anlatı tekniklerinden güç alan bir yapıt bu. ‘Bir garip Fellini filmi’ denebilir. Bu bağlamda filmi izlerken ‘eğer sinema sanatı diye bir şey varsa, bu adam farklı bir yerde yaşıyor olmalı’ diye içinizden geçiriyorsunuz. Zira öyle aykırı detaylar ve anlatı teknikleri var ki çoğunluğu sinema kitaplarına geçecek değerde.
Fellini’nin “Spartacus”e cevabı
Bir kalçadan, bir pudradan, bir balık kabartmasından veya bir penisten o kadar farklı saraysal imgeler çıkarıyor ki yönetmen, akıl sır erdirebilmek mümkün değil. Bu da onun dönem filmini bozup biyografi iskeletiyle yozlaşmış ve uç noktalarda temsil etmesini sağlıyor. Zira burada saraylarda sürünen, aristokrasinin arasında unutulmaya yüz tutmuş bir adamın, aykırılıkla sarılmış hali var.
Fellini’nin “Spartacus”e (1960) bir cevabı olarak anılabilir “Fellini’den Casanova”. Serbest ve gerçeküstücü duruşuyla da fazlaca özgün. Bunuel ve Fellini’nin bu alanda sinemanın en önemli esin kaynakları olduğunu bir kez daha ispatlıyor.
Künye:
Fellini’den Casanova (Il Casanova di Federico Fellini)
Yönetmen: Federico Fellini
Oyuncular: Donald Sutherland, Tina Aumont, Cicely Browne, Carmen Scarpitta, Clara Algranti, Daniela Gatti, Mario Cencelli
Süre: 147 dk.
Yıl: 1976
keremakca@haberturk.com