En iyi 15 katil aşıklar filmi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Sisteme karşı gelen iki bireyin ‘yol’ zemininde kaçma ve ilişki yaşama hikayelerini merkezine alan melez bir tür. Katil aşıklar filmi seneler boyu, ‘derin Amerika’ hedefli dramatik damarıyla dikkat çekti. Ben de sayısız yönetmene ilham veren ve sonradan Avrupa’ya da sıçrayan bu alanın en iyilerini seçtim.
Arkasına ‘politik’ bir motivasyon alarak ilerlerken, suç filmi, yol filmi ve aşk kavramlarını bir araya getiren melez bir tür / alt tür. Sinemada Büyük Bunalım dönemi ya da Vietnam Savaşı arka planından beslenen dokusuyla dikkat çekmiştir çokça. Sözünü ettiğimiz genelde 1960’ların sonundaki muhalif yol filmlerinin arasından veya 1930’larda kara filmin türevi olarak ortaya çıkmasıyla özümsenen bir alan esasen. Öyle ya da böyle; lovers-on-the-run road movie ya da bizdeki bilinen ismiyle katil aşıklar filmi, seneler boyu işlevlerini kuvvetlendirmiş bir formül oluşturdu.
Arthur Penn’den Nicholas Ray’e, Jean-Luc Godard’dan David Lynch’e kadar sayısız önemli yönetmeni ‘derin Amerika’ düşüncesiyle besledi. Bunların içinden özgürlükçü, cinsiyet sorunlu, sistemle dertleri olan, iletişimsizlik meseleli veya bambaşka açılımlarla etkisini arttıran filmler çıkardı. Ana hedef işledikleri bir suçtan ya da günahtan dolayı kaçan iki bireyin hikayesine odaklanmaktı. Bundan da sayısız farklı eğilim ortaya çıkarken temalar ve anti-kahramanlar adeta havada uçuşuyordu...
İşte sinemanın en dikkat çekici katil aşıklar filmleri:
1-Katil Doğanlar (Natural Born Killers) (1994)
Günümüzün zaplama mantığının ve tüketim toplumunun mağduru iki katilin öyküsü. TV estetiğini sinemalaştırmasıyla çığır açan, her izleyişte farklı bir sahne analizi yapıp saatler harcayabileceğiniz özel bir film. Oliver Stone’un kariyerinin en çarpıcı halkası, katıksız ve özgün bir başyapıtın sözünü veriyor. 90’ların en iyilerinden...
2-Çılgın Pierrot (Pierrot le Fou) (1965)
Jean-Luc Godard’ın siyah-beyaz dönemdeki katil aşıklar filmi konseptini bozmak için her şeyi yaptığı, buradan da Fransız sosyetesini hedef aldığı bir başyapıt. Halen akıl sır erdirilemeyen plan sekansları, görsel anları, replikleri ve daha nicesiyle üzerinden defalarca kez geçilmeyi özendiriyor. Buradaki aşıklarımız Anna Karina ile Jean-Paul Belmondo.
3-You Only Live Once (1937)
Fritz Lang imzalı ilk ‘Bonnie ve Clyde’ uyarlaması. Henry Fonda-Sylvia Sidney ikilisi Büyük Bunalım döneminin içinden ‘saldırıyor’... İkilinin gücüyle üreyen bu ilk Bonnie-Clyde hikayesinin tarafları ve amaçları açık. “You Only Live Once”, Lang zekasından beslenen, sinemanın bu melez formüldeki öncü eserlerinden...
4-The Honeymoon Killers (1969)
Gerçek bir ana akım karşıtı ‘aşk’ tabanı oluşturan eserin, Leonard Kastle’ın yükselemeyen kariyerinin parlak başlangıcı olduğu kesin. Filmin bağımsız ruhuyla donattığı katil aşıklar filmi konseptinde Post-Vietnam döneminden ‘iri kadın’ prototipiyle çarpıcı yollar araladığı kesindir. Zira esasen ‘yalnız kalpler’ gibi bir meselenin ışığında toplumun bir köşeye ittiği bireyleri öne çıkarma arayışında bir filmdir bu. “The Honeymoon Killers”ın hikayesinin birkaç uyarlaması daha olduğunu da not düşelim.
5-Bonnie ve Clyde (Bonnie & Clyde) (1967)
Nükleer Savaş ile Vietnam Savaşı’nın ortasından fışkıran bir Büyük Bunalım dönemi hikayesi. Warren Beatty ile Faye Dunaway’in bir araya geldiği bu eser ABD’de melez türün 70’lerde alevlenmesine yol açtı. Arthur Penn’i ise Yeni Hollywood eğiliminin en saygı duyulası isimlerinden birine dönüştürdü.
6-Swoon (1992)
Siyah-beyaz pelikülle 16 mm ile üretilen ve bir eşcinsel çiftin hikayesini incelemeye koyulan, eşcinsel sinemanın mihenk taşlarından.. “Vahşi Zarafet” (“Savage Grace”, 2007) ile tanınan Tom Kalin’in ‘deneysel’ güdüden yönetmenlik çıkardığı bir Büyük Bunalım dönemi portresi.
7-Kanlı Topraklar (Badlands) (1973)
Terrence Malick’in çok sevdiği 50’ler Amerika’sını çerçevesine aldığı, bir aile, ortam, atmosfer ve düzen eleştirisi. Sissy Spacek’in anlatıcı sesi ile Martin Sheen’in erkeksi karakterini merkez alan, dokunaklı, hipnotik ve yapıbozucu bir tür denemesi. “Kanlı Topraklar”ın bu filmler içindeki yeri her zaman özeldir.
8-Vahşi Duygular (Wild at Heart) (1990)
David Lynch’in ‘gerçeküstücü’ ve ‘absürt’ bir duygu yerleştirdiği, sıradışı bir film. “Oz Büyücüsü”nün ayrıksı ya da türsel değişim geçirmiş versiyonu olarak görülebilecek, bu özelliğiyle de akıllardan çıkmayan bir eser. Filmin atardamarını oluşturan Laura Linney-Nicolas Cage ikilisinin etkileşimi ise müthiş bir aykırılıkta!
9-Gun Crazy (1950)
Joseph H. Lewis’in yüksek yetisiyle neredeyse ‘aksiyon’ ile sarılan bir tür denemesi. Kara film estetiğinden çok ‘stil’ güdüsüyle kavranan sahnelerden bütün çıkarmasıyla önem arz eden Büyük Bunalım dönemi tabanlı bir eser. Alanın ilk önemli eserlerinden.
10-Thelma ve Louise (Thelma & Louise) (1991)
Lezbiyen ve feminist okumalara açık Ridley Scott imzalı bir tür denemesi. Aşık olmaktan ziyade Amerika’nın yollarında umudu, aşkı, sağduyuyu ve masumiyeti bulamayan iki kadının mücadelesi ana mesele. Ridley Scott’ın kariyerinin tavan noktalarından biri...
11-They Live by Night (1949)
Suç filmlerinin ‘B tipi’ döneminden Nicholas Ray imzalı bir yapıt. Farley Granger-Cathy O’Donnell gibi bu devrenin ‘akılda kalıcı’ oyuncularının ‘katil aşık’ı canlandırdığı bir sinema eseri. Edward Anderson’ın ‘Thieves Like Us’ adlı romanından uyarlanan bu özlü ürünün Robert Altman’ın bakışından bir de 1974 tarihli yeniden çevrimi var. Büyük Buhran döneminin yönlendirdiği koşulsuz noktalar üzerinden yürüyen politik metinleriyle de her zaman özel bir yere sahip “They Live by Night”.
12-Sonsuz Firar (The Getaway) (1972)
Hapishaneden çıktığı anda soluğu çok özlediği ‘soygun’ platformunda alan bir suçlunun kaçışının öyküsü. Steve McQueen-Ali MacGraw ikilisinin unutulmaz çekiciliğini arkasına alan bir Sam Peckinpah filmi. Filmin kurgu yetisiyle yarattığı akıldan çıkmayacak anlar, halen izleyiciyi şaşkınlık içinde bırakabiliyor. 1994 tarihli bir de yeniden çevrimi var.
13-Aşk ve Soygun (Boxcar Bertha) (1972)
Cinsel açıdan cesur, politik açıdan dönemine uygun, anlatı açısından bozucu ruhuyla dikkat çekici özel bir film. Martin Scorsese’nin kariyerinin ilk ürünlerinden olan bu eser, Büyük Bunalım döneminde filizlenen bir aşk ve suç hikayesine uzanıyor. Çok önemsenmese de katil aşıklar filmine Godardiyen yaklaşımıyla dikkat çekici.
14-Çılgın Romantik (True Romance) (1993)
Tony Scott’ın rejisi, Quentin Tarantino’nun senaryosuyla parlayan, alanın içinde değeri fazlaca kabul edilen bir eser. “Çılgın Romantik”, Rosanna Arquette-Christian Slater ikilisinin varlığıyla sistem karşıtı ruhu yansıtan örneklerden. Bu duruşuyla klasik sinemaya uygun, rahat tüketilir ve iyi çekilmiş bir yapıt. Ancak senaryosuyla her zaman tartışma konusu olmuştur.
15-God Bless America (2011)
Bobcat Goldthwait’in Joel Murray-Tara Lynne Barr ikilisinden çıkardığı sübyancılığa varan katil çiftiyle ve bunun ışığındaki mizah anlayışıyla öne çıkan bir film. Kısa sürede kültleşmesi net olan yapıt için rahatlıkla sinsi bir beynin itirafları yorumu yapılabilir. Nihayetinde “Katil Doğanlar” tabanlı bir tüketim toplumu eleştirisi karşımızdaki.