Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        Paolo Sorrentino’nun son filmi “Olmak İstediğim Yer”in vizyona girmesiyle gündeme gelen İtalyan sinemasının köklü tarihine bakış attım bu hafta. Kültürel türlerinden auteur jenerasyonuna, kalıcı akımlarından ayrıksı politik sinema görüşüne uzanan 'kapsamlı serüven'de indirmesi kolay olmasa da 25 filmlik bir liste çıkardım.

        1905’te film üretimine başlanan İtalya, 1910’ların başında ‘peplum’ ya da bizde bilinen adıyla ‘kılıç-sandalet filmleri’nin katkısıyla bir ‘büyük prodüksiyon’ şanına kavuştu. Uzun süre de bu minvalde ‘seri üretimler’le boğuştu. Sesli sinemanın gelmesiyle birlikte sinemayı yalnız bırakmayan ‘Benito Mussolini rejimi’, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin doğuşuna yol açtı. Totaliter rejime karşı toplanan bir grup sinemacı (Rossellini, De Sica, Blasetti gibileri), ‘sosyal gerçekçi sinema’ya kaynaklık edecek bir gelenek başlattılar. Bu durum İtalya’nın ‘politik sinema’ damarından üretim yapan sinemacılarla her zaman anılmasını sağladı.

        1960’larda ‘modern sinema’ atılımını Federico Fellini, Michelangelo Antonioni ve Luchino Visconti üçlüsü sağlarken, onların devamında da gerçek bir ‘auteur’ jenerasyonu üredi. Pier Paolo Pasolini, Bernardo Bertolucci, Ermanno Olmi, Marco Bellochio, Taviani Kardeşler gibi kendi dünyası olan ama kimisi iz bırakmayan yönetmenler devreye girdi. O sırada Cinecitta’nın Hollywood’a kafa tutmasıyla birlikte tarihi prodüksiyonlar varlığını sürdürürken, spagetti western türü ve özellikli bir korku geleneği başladı. Böylece Sergio Leone, Mario Bava, Dario Argento gibi isimler varlıklarını hissettirdi.

        Ancak 1980’lerle birlikte bu paragrafta adı geçen yönetmenlerin ‘yaşlılık’ işlerine veya başka ülkelere transferlerine engel olamayan ülke sineması, bir ‘popüler sinema’ düşüncesine hapsoldu. Gabriele Salvatores, Guiseppe Tornatore gibileri eserleriyle ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ dalında Oscar yollarını (Bkz. “Cennet Sineması”, “Akdeniz”) zorladılar. 2000’lerde ise devreye Paolo Sorrentino, Ferzan Özpetek ve Gabriele Muccino’nun daha dinamik sinemaları girdi.

        Ben de bu 107 senelik sürece bakış atarken, mümkün olduğunca önemli yönetmenlerden (Antonioni, Fellini, Rossellini, Visconti, Pasolini ve Argento’ya direnemedim) birden fazla film almamaya gayret ederek 25’lik bir liste oluşturdum. Özellikle son 30 seneden sadece iki filmin seçkide yer alması da ilgi çekiciydi kanımca...

        Diğer Yazılar