1-Deccal (Antichrist) (2009): Trier'nin 'kıyamet öncesi' sürece bakışını anti-Hıristiyan bir görüşle ve sert bir üslupla yoğuran son üçlemesinin ilk başyapıtı. Üç bölüm ve görsel üslupla yol alan, kötülüklerin yarattığı 'tersine bir dünya' portresinin ya da 'son'a götürme jimnastiğinin adresi. 'Dogma manifestosu'na kattığı stilize dokuyla eşsiz bir sinema şöleni kıvamında...
1-Deccal (Antichrist) (2009): Trier'nin 'kıyamet öncesi' sürece bakışını anti-Hıristiyan bir görüşle ve sert bir üslupla yoğuran son üçlemesinin ilk başyapıtı. Üç bölüm ve görsel üslupla yol alan, kötülüklerin yarattığı 'tersine bir dünya' portresinin ya da 'son'a götürme jimnastiğinin adresi. 'Dogma manifestosu'na kattığı stilize dokuyla eşsiz bir sinema şöleni kıvamında...
2-The Day The Earth Caught Fire (1961): Tür sinemasının saklı ama emekçi yönetmenlerinden Val Guest'in 'nükleer silah' korkusu üzerine kurguladığı bir kıyamet filmi mizanseninin ürünü diyebiliriz. Yalnızlık, sevgisizlik ve iş hayatı ile örülü yaşamların bir anda 'dünyanın düzeni değişti güneş yaklaşıyor, felaketler geliyor!' tümcesiyle kaosa girmesinin hikayesi. Elbette yüksek bir 'her şey Allah'a kaldı' melankolisi eşliğinde!
2-The Day The Earth Caught Fire (1961): Tür sinemasının saklı ama emekçi yönetmenlerinden Val Guest'in 'nükleer silah' korkusu üzerine kurguladığı bir kıyamet filmi mizanseninin ürünü diyebiliriz. Yalnızlık, sevgisizlik ve iş hayatı ile örülü yaşamların bir anda 'dünyanın düzeni değişti güneş yaklaşıyor, felaketler geliyor!' tümcesiyle kaosa girmesinin hikayesi. Elbette yüksek bir 'her şey Allah'a kaldı' melankolisi eşliğinde!
3-Kehanet (Knowing) (2009): Parapsikolojik felaket filmi formülünü geleneksel felaket filmlerinin 'inat'ına bozup 'kıyamet'e yönlendiren, bunun arkasına da 'küresel ısınma' paranoyasını alan bir Alex Proyas mucizesi denebilir. Nicolas Cage'in belki de son yıllardaki tek akılda kalan eseri, 'ya sonra ne olacak?' düşüncesi üzerine sunduğu egzersize ulaşırken 'gizemli' tablosuyla da dikkat çekiyor. Kıyametin alametini incelemeye alırken, tarafını da iyi belirliyor.
3-Kehanet (Knowing) (2009): Parapsikolojik felaket filmi formülünü geleneksel felaket filmlerinin 'inat'ına bozup 'kıyamet'e yönlendiren, bunun arkasına da 'küresel ısınma' paranoyasını alan bir Alex Proyas mucizesi denebilir. Nicolas Cage'in belki de son yıllardaki tek akılda kalan eseri, 'ya sonra ne olacak?' düşüncesi üzerine sunduğu egzersize ulaşırken 'gizemli' tablosuyla da dikkat çekiyor. Kıyametin alametini incelemeye alırken, tarafını da iyi belirliyor.
4-On the Beach (1959): İsmi konmayan bir nükleer savaşın etkisini azaltmak için Avustralya'ya sığınan bir Amerikan denizaltısının 'huzur' arayışının öyküsü. Herkesin köşesine çekilip 'acıklı son'u beklediği eser, aşklar, politikalar, huzursuzluklar ve daha nicesiyle savaş karşıtı bir yapı çıkarıyor karşımıza. Ava Gardner, Gregory Peck, Fred Astaire ve Anthony Perkins'in katkılarıyla 'muhalif direniş'e önderlik ediyor ve korkutucu 'yalnızlık' portresine destek veriyor.
4-On the Beach (1959): İsmi konmayan bir nükleer savaşın etkisini azaltmak için Avustralya'ya sığınan bir Amerikan denizaltısının 'huzur' arayışının öyküsü. Herkesin köşesine çekilip 'acıklı son'u beklediği eser, aşklar, politikalar, huzursuzluklar ve daha nicesiyle savaş karşıtı bir yapı çıkarıyor karşımıza. Ava Gardner, Gregory Peck, Fred Astaire ve Anthony Perkins'in katkılarıyla 'muhalif direniş'e önderlik ediyor ve korkutucu 'yalnızlık' portresine destek veriyor.
5-Garip Doktor (Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb) (1964): Soğuk Savaş'ın orta yerinde bir Sovyetler Birliği-ABD didişmesinin adresi. Peter Sellers'ın üç karakterli portföyüyle başta Amerikan başkanı olmak üzere 'lider' tanımlarına büründüğü eser, içeriden gelen tehdit meselesine 'politik taşlama' omurgasından çözüm arıyor. Bunu yaparken de Stanley Kubrick'in ilk sinsiliklerinden birine dönüşüyor.
5-Garip Doktor (Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb) (1964): Soğuk Savaş'ın orta yerinde bir Sovyetler Birliği-ABD didişmesinin adresi. Peter Sellers'ın üç karakterli portföyüyle başta Amerikan başkanı olmak üzere 'lider' tanımlarına büründüğü eser, içeriden gelen tehdit meselesine 'politik taşlama' omurgasından çözüm arıyor. Bunu yaparken de Stanley Kubrick'in ilk sinsiliklerinden birine dönüşüyor.
6-End of the World (La Fin du Monde) (1931): Fransa'dan ve çeşitli ülkelerden birçok karakteri aynı amaç uğrunda birleşmeye çağıran bir 'kıyamet bekleyişi süreci' filmi. Bilinen gerçekliğin izinde sanatçısından ahlaksızına, kadınından erkeğine kadar gerçek bir Fransız Şiirsel Gerçekçiliği 'karakter odaklı dramı'nın merkezi diyebiliriz... "La Fin du Monde", Abel Gance'ın 'ara plan' ve 'görüntü bindirme' ağırlıklı kurgu yetkinliği ile parlıyor. Sinemaya bir 'belge-film' bırakıyor.
6-End of the World (La Fin du Monde) (1931): Fransa'dan ve çeşitli ülkelerden birçok karakteri aynı amaç uğrunda birleşmeye çağıran bir 'kıyamet bekleyişi süreci' filmi. Bilinen gerçekliğin izinde sanatçısından ahlaksızına, kadınından erkeğine kadar gerçek bir Fransız Şiirsel Gerçekçiliği 'karakter odaklı dramı'nın merkezi diyebiliriz... "La Fin du Monde", Abel Gance'ın 'ara plan' ve 'görüntü bindirme' ağırlıklı kurgu yetkinliği ile parlıyor. Sinemaya bir 'belge-film' bırakıyor.
7-3. Gün (Tres Días / Before the fall) (2008): Kıyamet yaklaşırken birbirini yiyip bitirmenin İspanyolcası. F. Javier Gutierrez'in ilk filmi, sapsarı doku, çarpık açılar, teleobjektifler, bakış açısı kamerası ve röntgenci kamera ile yükselen 'sıkışmışlık' paranoyasıyla ilgili bir eser. Buradan ilerlerken 1.85:1'de yüksek sonuçlar almayı, kimi zaman metafiziksel olduğu düşünülen öğelerle de yakın ölçekli mercekleri 'gerilim'le ve 'atmosfer'le doldurmayı beceriyor. Meteorun çarpmasına üç gün kala 'fazla ısınmanın karaktersel karşılıkları' meselesinin eşliğinde...
7-3. Gün (Tres Días / Before the fall) (2008): Kıyamet yaklaşırken birbirini yiyip bitirmenin İspanyolcası. F. Javier Gutierrez'in ilk filmi, sapsarı doku, çarpık açılar, teleobjektifler, bakış açısı kamerası ve röntgenci kamera ile yükselen 'sıkışmışlık' paranoyasıyla ilgili bir eser. Buradan ilerlerken 1.85:1'de yüksek sonuçlar almayı, kimi zaman metafiziksel olduğu düşünülen öğelerle de yakın ölçekli mercekleri 'gerilim'le ve 'atmosfer'le doldurmayı beceriyor. Meteorun çarpmasına üç gün kala 'fazla ısınmanın karaktersel karşılıkları' meselesinin eşliğinde...
8-Delik (Dong / The Hole) (1998): Bir delik, bir virüs, birbirine zıt iki karakter ve onların absürt ruh halleri... Tsai Ming-Liang'ın gözünden minimalist bir müzikal portresi çizen eser, komşuluk meselesinden soyut bir aşk çerçevesi çıkarmasıyla ilgi çekebiliyor. Garip, slapstick, absürt ve derinlikli komedi anlayışı da buradan yükseliyor. Umutlu olurken hüzünlü, dingin olurken çarpıcı durmayı becerebilen, özel bir yeni milenyum portresine açılıyor.
8-Delik (Dong / The Hole) (1998): Bir delik, bir virüs, birbirine zıt iki karakter ve onların absürt ruh halleri... Tsai Ming-Liang'ın gözünden minimalist bir müzikal portresi çizen eser, komşuluk meselesinden soyut bir aşk çerçevesi çıkarmasıyla ilgi çekebiliyor. Garip, slapstick, absürt ve derinlikli komedi anlayışı da buradan yükseliyor. Umutlu olurken hüzünlü, dingin olurken çarpıcı durmayı becerebilen, özel bir yeni milenyum portresine açılıyor.
9-Arıza Aşk (Bellflower) (2011): Burnumuza 'yanık kokusu'nu ulaştırırken, buradan yitik bir ilişki filmi çıkaran Evan Glodell'ın çarpıcı ilk filmi. "Arıza Aşk", 'Mad Max'in mimarisi ile John Hughes'ün diyalog düşüncesini iç içe geçiren, özgün yaklaşımlı bir esere dönüşüyor. Renk ve ışık kullanımıyla akıllarda kalan bir sinema dili sunmakta sıkıntı çekmiyor.
9-Arıza Aşk (Bellflower) (2011): Burnumuza 'yanık kokusu'nu ulaştırırken, buradan yitik bir ilişki filmi çıkaran Evan Glodell'ın çarpıcı ilk filmi. "Arıza Aşk", 'Mad Max'in mimarisi ile John Hughes'ün diyalog düşüncesini iç içe geçiren, özgün yaklaşımlı bir esere dönüşüyor. Renk ve ışık kullanımıyla akıllarda kalan bir sinema dili sunmakta sıkıntı çekmiyor.
10-Fail-Safe (1964): Soğuk Savaş'ın orta yerinde nükleer kıyım ve atom bombası korkularını ABD'ye çeviren bir 'hedef' hatasının adresi. Sidney Lumet'in gözünden hiciv yüklü bir politik-dram. Dingin, soğukkanlı ama sert...
10-Fail-Safe (1964): Soğuk Savaş'ın orta yerinde nükleer kıyım ve atom bombası korkularını ABD'ye çeviren bir 'hedef' hatasının adresi. Sidney Lumet'in gözünden hiciv yüklü bir politik-dram. Dingin, soğukkanlı ama sert...
11-Son Gece (Last Night) (1998): Dünyanın sonuna saatler kaldığını son anda öğrenseniz nasıl bir önlem alırdınız? Kimimiz araba devirir, kimimiz cinsellik arayışına yönelir, kimimiz dua eder, kimimiz ise intihar oyununa başlar. İşte Don McKellar bu paranoyayı melankolik bir hayat hikayeleri deposuyla karşımıza çıkarıyor ve felaket filmlerinin tersi istikamette bir yeni milenyum korkusu sunuyor.
11-Son Gece (Last Night) (1998): Dünyanın sonuna saatler kaldığını son anda öğrenseniz nasıl bir önlem alırdınız? Kimimiz araba devirir, kimimiz cinsellik arayışına yönelir, kimimiz dua eder, kimimiz ise intihar oyununa başlar. İşte Don McKellar bu paranoyayı melankolik bir hayat hikayeleri deposuyla karşımıza çıkarıyor ve felaket filmlerinin tersi istikamette bir yeni milenyum korkusu sunuyor.
12-4:44 Last Day on Earth (2011): Küresel ısınma ile gelebilecek sona dair artan filmlerin en eli yüzü düzgünlerinden. En azından Amerikan değerlerini savunmayan bir bağımsız. Bush politikaları ve günümüz toplumu eleştirisini keskince yapan eserin, Willem Dafoe-Shanyn Leigh ikilisinin 'entelektüel' çiftinden güç aldığı kesin. Bu mikro bütçeli filmde Abel Ferrara, cinsellik ve internet ile sürülen 'hiççi' hayatın nereye kadar gideceğini sorgulamaya alıyor zekice...
12-4:44 Last Day on Earth (2011): Küresel ısınma ile gelebilecek sona dair artan filmlerin en eli yüzü düzgünlerinden. En azından Amerikan değerlerini savunmayan bir bağımsız. Bush politikaları ve günümüz toplumu eleştirisini keskince yapan eserin, Willem Dafoe-Shanyn Leigh ikilisinin 'entelektüel' çiftinden güç aldığı kesin. Bu mikro bütçeli filmde Abel Ferrara, cinsellik ve internet ile sürülen 'hiççi' hayatın nereye kadar gideceğini sorgulamaya alıyor zekice...