Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        David Mitchell’in romanından uyarlanan ve bizde 26 Ekim’de ABD’yle aynı anda vizyona girecek, sezonun bilimkurgu olayı olmaya aday 100 milyon dolarlık “Cloud Atlas”ın dünya prömiyeri Cumartesi günü Toronto’da yapıldı. İlk tepkilerin ardından dün düzenlenen basın toplantısındaydım. Özellikle bu sinemaya uyarlaması zor, altı zaman diliminde geçen malzemeye yönetmenlerin hakimiyeti dikkat çekerken, ekibin ise samimi hali bir saatlik süreci eğlenceli hale getirdi. 37. Toronto Film Festivali’nde düzenlenen basın toplantısında Wachowski Kardeşler ile Tom Tykwer’in yanı sıra Tom Hanks, Halle Berry, Hugh Grant, Jim Sturgess, Susan Sarandon, Hugo Weaving, Jim Broadbent, Ben Whishaw, James d’Arcy, Keith David, Donna Bae, Xun Zhou ve David Gyasi de yer aldı.

        Bizde “Bulut Atlası” adıyla vizyona girecek “Cloud Atlas”, Hollywood’da furyaya dönüşen bilimkurgu örneklerinin son temsilcisi. “Koş Lola Koş” (“Lola Rennt”, 1998) ve “Koku: Bir Katilin Hikayesi”nin (“Perfume: The Story of a Murderer”, 2005) yönetmeni Tom Tykwer’in X Filme Creative Pool’unun fikir babalığında yürütülmüş olmasına karşın 100 milyon dolarlık ortak sermayeli ve kalibresi geniş bir eser... Toronto’da görücüye çıkan “Bulut Atlası”, üç yönetmeni Andy Wachowski, Lana Wachowski ve Tykwer’in yanı sıra uluslararası oyuncu kadrosundan 13 kişinin de katıldığı basın toplantısıyla tanıtımlarının ilk ayağını tamamladı.

        Weaving: ‘Uçurumdan atlamak gibi bir şeydi’

        Büyük oranda riskli bir iş olarak anılabilecek yapıtın herkesi mahcup edeceğine dair varılan fikir birliği ise basın toplantısının ana çerçevesini oluşturdu. Zaten en büyük klasikler de böylesi tartışmalardan sonra ortaya çıkmaz mı? Wachowski Kardeşler’in ‘Matrix’ markasını doğurmalarının ardından ilk gerçek bilimkurgu denemeleri olmasıyla ise ayrı bir önemi var. Bunun ardından 2014 için “Jupiter Ascending” adlı bir başka tür projesi için çalıştıklarını da belirtelim.

        İlki 1850’de sonuncusu gelecekte geçen altı farklı zaman dilimine açılan, buna göre reenkarnasyon, evrim teorisi gibi temalarla yol alan eserin hem tanıdık hem de albenisi yüksek bir evrenle selamlaması kesin izleyicisini. Zaten ilk gösteriminden sonra aldığı alkışlar da bunu kanıtlıyor.

        Ancak yedi yıl önce David Mitchell’in ünlü romanından oluşan süreç için en doğru yorum belki de ‘Matrix’in ‘Ajan Smith’i Hugo Weaving’in ‘alışma döneminin ardından uçurumdan atlamak gibi bir şeydi’ lafı olabilir. Oyuncunun bunun peşine ise ‘film nasıl olur diye düşündük. Bir zaman vardı ve bunu yapıyoruz dedik . Buna bağlantılar olacak gibi mi diye düşünmedik hiç. Ama birleştirici bir kader vardı. Riskli ve farklı bir şey yapmak için bir yerlerden atlamak gerekir bazen.’ tümceleriyle demek istediğini özetliyordu.

        Susan Sarandon: ‘Böyle bir değişim görmemiştim’

        Ama toplantı boyunca bütün oyuncuların üçlü yönetmen birlikteliğinden mutlu olduğu gözlerden kaçmazken, Mitchell’in romanının ‘antoloji’ halinin burada sinema dünyasında belli bir hikayenin çevresine dönüştüğü de Lana Wachowski tarafından itiraf edildi. Filmde dört karakteri canlandıran başrol oyuncusu Tom Hanks ise bu bir saatlik zaman diliminin neşesine dönüştü.

        Halle Berry’nin ‘deneyimsel bir süreç yaşadık. Bir daha böylesi bir kadroyu bulamayız’ deyişi önem arz ederken, Sarandon’ın ‘burada bütün planlarım suya düştüğü için bulunuyorum’ lafı da aslında bir soru işareti ya da kuşku niyetine anılabilir. Çünkü oyuncunun ‘daha önce buradaki gibi bir fiziksel değişim görmemiştim’ demesi yine ‘saygı’sını ispatlıyor.

        Hugh Grant: ‘Kıyafetimi hala saklıyorum’

        Ancak bu cümle daha ziyade ekibin eğlenceli ve tecrübeli çalışma ortamını, Hanks ve Hugh Grant’in kontrolünde ortaya koymasının bir ‘elektrik’sel karşılığı olarak anılabilir. Hanks’in Jim Sturgess’in makyajına yaptığı yorumu, ‘yapay aksan’la takdir etmesinden Jim Broadbent ile Keith David’e laf atmasına kadar bir ‘neşe kaynağı’ işlevi gördüğü ortada. Bir süre sonra belirgin bir şekilde yönetmen-oyuncu ilişkisi adına ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ durumuna dönüşen basın toplantısını Hugh Grant’in iğnelemesi ise ilginç…

        ‘Filmin bütün sürecinin içinde bulunduğum için pişmanım. Bana teklif edilince böyle bir ‘sicim’ olacağımı bilmiyordum. Plastik makyaj saatler boyunca devam etti. Çok müthiş atmosfer vardı diyorlar. Ama ben hep bunu edepsizleştirmeye çalıştım. Amerikan ve Alman setler daha öyleymiş herhalde. Bizde böyle bir durum yoktu’ diyerek söze girmesi ise herhalde şaşırtıcı değildir. Filmde niye rol aldığının sorulmasına karşılık ise ‘albay savaşına katılmak için yaptım. Kıyafetimi hala saklıyorum. Yoksa nasıl Londra’da TV izlerken veya uyurken böyle bir kıyafet giyebilirdim ki?’ cevabı kahkahalar attırıyordu.

        Tom Hanks: ‘İnsan ırkını özetleyen sinematik bir edebiyat yolculuğu’

        Keith David, Ben Whisham ile James d’Arcy’nin ‘mecburi’ sessiz halleri gözlerden kaçmazken esasen olayı toparlayan ve projeye sahip çıkan Tom Hanks idi. Senaryonun ilk yedi sayfada hiçbir şey anlamadığını itiraf eden oyuncu, ‘artistik mücadele’yi 50. sayfadan sonra idrak etmiş. Bu da aslında film deneyimi adına da böylesi bir iddiayı akla getiriyor.

        Bunun yanında Hanks’in ‘sinematik bir edebiyat yolculuğu yaratarak insan ırkının özetini çıkaran, zalimlik ile iyilik arasında gidip gelen bir eserdi’ sözü her şeyi kapatıyor. Ancak kendi adımıza Tom Tykwer, Andy ve Lana Wachowski’nin proje için çokça uğraşıp gecelerini gündüzlerine kattıklarını gözlemlediğimizi söyleyelim.

        Yönetmenler için şaşırtıcı, çılgın, deneysel ve büyülü bir yolculuk

        Onlar için ‘büyülü buluşma’, ‘ilk görüşte aşk’ gibi tamlamalar bu süreci anlatırken, altı hikayenin birbirine geçme süreci de önemli olmuş. Böylece Almanya, İskoçya ile İspanya arasında dolaşan çekim sürecindeki parçalardan ‘şaşırtıcı, çok çılgın, deneysel ve popüler bir film çıktı’ diyerek özetliyor Tykwer.

        Yönetmenler uyumlarıyla adlarını üçüze çıkarırken, Lana’nın cinsiyet tercihini seneler sonra medyaya açıklaması için Tykwer’in baskı yaptığı, bir pazarlama stratejisi planladığı gerçeği ise basın toplantısının magazin detayı olarak anılabilir. Özellikle onun planlı hali ve heyecanı gözlerden kaçmayıp bu ‘atlas’ üzeri yolculuğu anlamlı kılıyor orası kesin!

        Diğer Yazılar