Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ne oluyoruz yahu, bu ölçüsüz linç niye?

Üstelik öyle herhangi bir müzik grubu da değil. Nesiller boyu şarkılarını dinleyerek büyüdüğümüz, milli değerimiz sayılacak kadar kalbimizde yer etmiş bir sanatçı grubudur MFÖ.

Mazhar Alanson’un suçu ne?

Anıtkabir’le, Atatürk’le Hz. Muhammed’i kıyaslayan bir açıklaması olmadığını, sosyal medyada o söylemiş gibi dolaştırılan sözlerin iftira olduğunu ifade etti ama yetmedi.

“Bodrum konserine tek bir bilet dahi satılmadı” iddiasının doğru olmadığını açıkladı, yetmedi.

“Vurun ulan vurun, ben kolay ölmem” diye isyan etti, o bile yetmedi.

Ne oluyoruz yahu, bu ölçüsüz linç niye?

Fazıl Say’a da yaptınız bunu, ne geçti elinize?

Onlar nesiller boyu hatırlanacak eserler yarattılar, sizse o küçük hayatlarınızı, politik bir bağnazlık içinde, kin ve öfkeyle tüketiyorsunuz.

Mazhar Alanson’a karşı arkası kesilmeyen bu cahilce saldırıları görünce korona falan dinlemeden en yakın MFÖ konserine bilet almaya karar verdim.

Avusturya Uyum Bakanı Susanne Raab, ülkede bir Türk casus yakalanmasının ardından "Türkiye, Avusturya’yı bölmek istiyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kolu Viyana'ya kadar uzanıyor” demiş.

Bu açıklama Suriye’den gelse belki bir nebze inandırıcı olabilirdi.

Yunanistan dese şu ortamda karşılık bulabilirdi.

Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Mısır... Hadi aramızın limoni olduğu şu günlerde onları da anlardık.

Ama Avusturya’yı bile bölmeye gücümüz yetiyorsa, MFÖ’nün meşhur şarkısındaki gibi 'Türkiye neymiş be abi!'.

Bundan daha iyi bir Erdoğan propagandası olamazdı!

Seçim kazanmak isteyen her Avrupalı siyasetçi propaganda listesinin başına ezbere bir Türkiye ve Erdoğan karşıtlığı konduruyor galiba.

Doktorların ve sağlık çalışanlarının hastaları tedavi ederken koronavirüs kaparak hayatını kaybetmesi içimizi yakıyor.

Meğer pek sesini duymadığımız bir mağdur grup daha varmış; koronalı hastaları defin için hazırlayan din görevlileri...

Şanlıurfa Siverek’te imamlık yapan 44 yaşındaki Osman Çilenti, koronadan ölenlerin cenazelerini yıkadıktan bir süre sonra hastalanarak vefat etmiş.

Acılı eşi koruyucu elbise verilmediğini, yeterince önlem alınmadığını ve hastalık sürecinde psikolojik baskı uygulandığını söylüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı olayla ilgili soruşturma başlatmış.

“Korona nedeniyle yaşamını yitirenler neden yıkanıyor ki?” diye yorum yapanlar olduğunu gördüm.

Bu aslında çok zor bir durum...

Yakınları, sevdikleri insanı kaybetmenin acısıyla onu inançlarına uygun ritüellerle en güzel şekilde uğurlamak istiyor.

Ama burada tıpkı sağlık çalışanları gibi din görevlilerine de çok ağır bir mesuliyet düşüyor.

Din İşleri Yüksek Kurulu, pandemi dönemi başlayınca Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun da tavsiyesiyle cenaze işlemleriyle ilgili bir fetva yayımlamış.

“Kovid-19 sebebiyle vefat edenlerin cenazelerinin koruyucu tedbirler alındıktan sonra usulüne göre yıkanması, kefenlenmesi ve defnedilmesi farz-ı kifâyedir” deniliyor.

Elbette buna uyulsun ama demek ki din görevlileri için alınan tedbirler yeterli değil.

İkinci dalganın eşiğinde olduğumuz şu günlerde prosedürlerin sıkılaştırılması şart.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!