Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bazı gazeteci meslektaşlarımız Halk TV’deki bir programda AK Parti'nin Joe Biden'ın seçim kampanyasına kurumsal olarak destekte bulunduğunu öne sürdü. Bu durum karşısında İsmail Saymaz şaşırınca da iddialarını sürdürerek “Evet evet, yapabiliyorsun bu açık bir şey. Yazıldı bu” dediler.

Peki AK Parti kurumsal olarak sahiden Biden’ın seçim kampanyasına bağış yaptı mı? Daha doğrusu böyle bir şey gerçekten mümkün mü?

AK Parti’den yetkili isimlere sordum. “Bu mümkün değil çünkü Anayasa’mız buna izin vermiyor. Siyasi Partiler Kanunu'nun 69. ve 72. maddelerine aykırı” yanıtını aldım.

Cumhurbaşkanlığı çeşitli lobi şirketleri üzerinden dolaylı olarak böyle bir bağış yapmış ya da yaptırmış mıdır? Bunu da araştırdım ve öğrendiğim kadarıyla böyle bir durum söz konusu değil çünkü tüm psikolojik yatırımı Trump’a yapmışlar.

Söz konusu haberler Murat Güzel üzerinden çıktıysa o da büyük bir hata zira Güzel zaten bir ABD vatandaşı ve Demokrat Parti delegesi. Obama ve Clinton kampanyalarına da açıkça destek vermişti. Yani Türk hükümetinin lobicilik çalışmalarıyla doğrudan bağlantılı değil.

Peki Cumhurbaşkanlığı’ndakiler neden çıkıp açıkça “Hayır, Biden’a bağış yapmadık” demiyorlar? Nedeni basit çünkü “Yaptık” deseler Türkiye kamuoyunda, “Yapmadık” deseler ABD’nin yeni yönetimi gözünde zor durumda kalacaklar!

Önceki yazıda Ankara’da Biden’ın kazanması nedeniyle morallerin bozuk olduğunu ifade etmiştim. Açıkçası bu durumdan aşırı endişeli olduklarını söylemek de doğru olmaz. Biden göreve başladıktan sonraki ilk 6 ayda ilişkilerin gerileceğini ama belli bir zaman sonra bir tür denge oluşacağını düşünüyorlar.

Tabii bu arada Biden’ın nasıl bir kadro oluşturacağı da önemli. Dışişleri bakanı, ulusal güvenlik danışmanı, savunma bakanı, CIA Başkanı, ulusal güvenlik konseyi üyeleri kimler olacak? Brett McGurk gibi şahin isimler bu kadroda yer alır mı? Bu da yakından takip ediliyor.

“Peki Biden, Erdoğan’a karşı şahin bir politika izlemeyi tercih ederse ne yaparsınız?” diye de sordum.

“S-400 nedeniyle yaptırımları devreye sokarsa Türkiye geri adım atmaz. Ayrıca Suriye ve Libya gibi noktalarda ABD ile ipler gerilir, Rusya cephesi güçlenir. Bu durum NATO içinde sorun yaratır. Irak gibi başka noktalarda da Türkiye’yi karşısına alan bir Biden yönetimi ne kadar rahat hareket edebilir? Reel politik Biden’ın sertleşmesini engelleyecektir” yanıtını aldım.

Kısacası Ankara’da şimdilik temkinli bir bekleyiş var diyebiliriz.

Yeni parti kuracağı kesin gibi ama net konuşmuyor. Bu arada CHP Genel Merkezi'ne yönelik eleştirilerinin dozunu giderek artırıyor. Partiden ihraç edilirse mağduriyet rüzgârını arkasına alır diye mi düşünüyor acaba?

“A Haber beni haber yapıyor, Halk TV yapmıyor; CHP Genel Merkezi'nden korkuyorlar" derken A Haber’in desteğinden şikâyetçi mi yoksa memnun mu acaba?

“Çok az para harcıyoruz; yediğimiz lahmacunun parasını ödüyoruz. Çok para gerektirmeyen siyaset yapacağız” diyor ama içten içe kendisi için şatafatlı bir hayat hayal eden halkımız bu tutumlu siyaseti cazip bulur mu acaba?

“Miting yapmak yerine tek tek insanlarla buluşuyoruz” ifadesini kullanıyor ama “Beklenen rüzgârı yaratamadı, kalabalıkları toplayamadı” algısı oluşturduğunun farkında mı acaba?

Bizimki gibi ortadan ikiye yarılmış bir toplumda, hele de ki medyanın laf cımbızlayarak kendi işine geldiği gibi manipülasyon yaptığı bir ortamda, sanatçılar, bilim adamları, yazarlar gibi kanaat önderlerinin işi sahiden çok zor. İşte bu zoru başarıp herkesin ortak değeri olarak kalabilmeyi başaran nadide isimlerden biri de Prof. Dr. Aziz Sancar…

Yalnızca Nobel Kimya Ödülü'nü alarak hepimizi gururlandırmakla kalmadı, mücadelelerle dolu hayat hikâyesi ve mesajlarıyla da örnek oldu.

Dün Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda gençlere “Aman güzel kardeşim, gözünüzü seveyim günlük politikayla uğraşmayın. Kendi işinize bakın, elinizden geldiğince temel bilime ve teknolojiye odaklanın. Teknoloji faydalı ama taşıma suyla değirmen dönmez. Her alet edevatı ithal etmeye kalkarsak diğer ülkelerle yarışamayız” demiş.

Hakikaten de günlük politikayla bu kadar uğraşmasak, sosyal medyada birilerine laf yetiştirmek için saatlerimizi harcamasak, sinirlerimizi yıpratmak yerine işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışsak, bilime ve teknoloji üretimine odaklansak bambaşka bir ülke oluruz.

Bu basit ama acı gerçeği hatırlattığınız için, azimle çalışmanın önünde hiçbir engelin duramayacağını gösterdiğiniz için teşekkürler Aziz Bey…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00