Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

18 yıldır girdiği her seçimden hep birinci çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu başarısının arkasında halkla bire bir temasının çok güçlü olmasının büyük payı olduğu herkesin malumu…

Oylarını artırmaya çalışan Meral Akşener bu gerçeği bildiği için Erdoğan’ın yıllardır benimsediği yoldan giderek bir ayağını sürekli sahada tutmaya çalışıyor. Salgına aldırış etmeden il il ziyaretler yaptı, şimdi de İstanbul’un semtlerini dolaşmaya başladı. Parti kurma hazırlığındaki Muharrem İnce de Memleket Hareketi adı altında Türkiye’yi gezdi.

Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu ise uzun zamandır sokaklarda görmüyoruz.

Geçtiğimiz seçimde büyük mitingler yapmak yerine salon toplantıları düzenlemişti. Bu toplantılarda halkın dertlerini yüz yüze dinlediğini iddia etmişti. Fakat etki gücü sınırlı toplantılardı bunlar…

Bana kalırsa Kılıçdaroğlu özellikle sağ muhafazakâr seçmen arasında kendisine yönelik kamuoyu desteğinin zayıf olduğunu bildiği için ittifak siyasetine zarar vermemek ve yerel seçimde sağ partilerden oy alabilecek adayların önünü kesmemek için bilerek sokağa inmemişti.

2023’te muhalefetin seçim stratejisinin ne olacağı, kimin Cumhurbaşkanı adayı gösterileceği yüksek sesle konuşulurken Kılıçdaroğlu kanadında da bir hareketlilik olduğunu seziyorum.

Bu hafta yaşanan iki gelişme bunun sessiz işaretleri gibiydi.

CHP Parti Meclisi’nde dikkat çekici bir karar alındı. Kılıçdaroğlu milletvekillerine kalabalık heyetler halinde sahaya inmeleri ve kanaat önderleriyle görüşmeleri için talimat verdi. Ayrıca “Sen Varsan Biz Varız” kampanyası adı altında İstanbul’da 7 bin kişilik bir ekiple ev ziyaretlerine başlıyorlarmış.

Eğer ki bu tüm Türkiye’ye yayılacak yeni bir hamle ise demek ki CHP sahayı boş bıraktığının nihayet farkına vardı.

Diğer gelişme de geçtiğimiz gün Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Hanım ile birlikte bir apartman görevlisini ziyaret etmesi ve sohbetlerinin uzun uzun medyaya servis edilmesiydi. O ziyaret bana Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul seçimleri öncesinde iftar için dar gelirli insanların evlerine misafir olduğu sahneleri hatırlattı.

“Acaba Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmayı ciddi ciddi değerlendiriyor ve bunun için ‘salon’ siyasetini bırakıp halkla iç içe olmaya mı karar verdi?” diye düşünmeden edemedim.

Ne de olsa İmamoğlu’nun seçim kampanyasının en etkili parçalarından biri bu iftar buluşmalarıydı.

Meral Akşener veya Mansur Yavaş’ın Kürt seçmenden oy alamayacağı, muhalefetin tüm kesimlerini ancak Kılıçdaroğlu’nun birleştirebileceğini düşünenlerin sayısı artmaya başladı. Öylesi bir senaryoda ben Erdoğan’ın işinin çok kolay olacağına inansam da eğer Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmayı aklına koyduysa halkla gerçekten bütünleşmeli. PM’de aldığı karara bizzat öncülük ederek, sadece milletvekillerini göndermek yerine kanaat önderleriyle bizzat kendisi görüşmeli.

Bu arada Muharrem İnce’nin CHP’den götüreceği her bir oyun da şimdiki yönetime fatura edileceğini unutmamalı… İttifakları bir arada tutma pahasına pasif bir siyaset izleyecek olursa CHP seçmeninin çalacağı farklı bir kapı var artık.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00