Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Birkaç hafta önce evinin mutfağından paylaştığı video çok tutunca Kılıçdaroğlu aynı mekânı yeni siyaset meydanı olarak kullanmaya karar verdi.

Açıkçası ben siyasi iletişim dili bakımından başarılı buluyorum bu mutfak serisini.

Kürsüden prompterdan okunan soğuk konuşmalardan çok daha etkili ve dikkat çekici.

Üstelik patatesli börek deyip geçmeyin, Kılıçdaroğlu o fotoğraflar üzerinden seçmene 4 farklı mesaj veriyor.

“Mütevazı bir evimiz var, ben de sizden biriyim” diyor.

Eşine mutfakta yardım eden erkek profili çizerek kadın seçmenlerin gönlünü çalmayı hedefliyor.

Sıradan ev hayatının sosyal medyanın en önemli malzemesi haline geldiği bir çağda Z kuşağının anlayacağı dilden konuşuyor.

Kavganın ve aşırı ciddiyetin hâkim olduğu sıkıcı siyaset dünyasından sıyrılıp umut ve mutluluk vaat ediyor.

AK Parti ve MHP, 2018 seçimlerini milli beka söylemi üzerine kurmuş, milli-manevi değerler ve dışarıdaki 'Türkiye düşmanlarına' karşı verilen mücadele siyaset stratejisinin temelini oluşturmuştu.

Sınır ötesi operasyonların azalması, Doğu Akdeniz meselesinin gündemde geriye düşmesi ve salgın şartlarının en önemli sorun haline gelmesiyle iktidar kanadı özellikle son 1-2 aydır söylem üstünlüğünü kaybetti. Hatta başta '128 milyar' tartışması olmak üzere muhalefetin eleştirileri karşısında savunma pozisyonuna geçti.

Daha da önemlisi, kitleler üzerinde bir duygu dünyası yaratma gücü zayıfladı.

Geçen yıl bu zamanlar kitleleri milli-manevi duygular etrafında motive etmeyi hedefleyen ‘Kızıl Elma’, 'Mavi Vatan' ve 'Sen kimsin?' gibi kliplerin yerini, muhalefetin iddialarına cevap verme çabasında olan ve sonunda yayından kaldırılan animasyon filmi aldı.

Bugünlerde Mescid-i Aksa’da yaşanan zulüm muhafazakâr kitleyi aynı dava etrafında bir araya getirse bile kabul etmek gerekir ki büyük bir Erdoğan ya da AK Parti rüzgârı esmiyor.

Buna karşın muhalefet özellikle seküler ve merkez sağ seçmeni hedefleyen yeni bir ‘umut’ siyaseti yürütüyor.

Eskiden olsa özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi kavramların milli beka söylemi karşısında ‘light’ kalacağını söylerdim.

Bugünkü atmosferde ise muhalefetin vaat ettiği mütevazı, mutlu ve modern aile fotoğrafı 'büyük dava'ya nazaran daha fazla alıcı buluyor.

İşte patatesli börek fotoğraflarını da bu gözle okumak lazım…

Kimi anketlerde bir süredir muhalefet blokunun oyları Cumhur İttifakı’nın biraz üstünde çıkıyor.

Önceki yazıda dediğim gibi; salgın şartları, ekonomideki daralma, aşı tedarikindeki sorunlar derken muhalefet iyiden iyiye psikolojik üstünlük kazanmış gibi görünüyor.

Fakat bu psikolojik üstünlük havasına özellikle CHP kanadının kendini biraz erken kaptırdığını düşünüyorum.

Daha şimdiden iktidarı garantilediklerini var sayıyor ve hatta ülkeyi yönettikleri gün hesaplaşmak istedikleri isimlere bugünden meydan okuyorlar.

Birkaç ay önce özel sohbetlerde saklı tutulan bu tavır, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Kanal İstanbul yatırımcılarını tehdit etmesiyle iyiden iyiye açığa çıktı.

Medyaya, iş dünyasına, bürokrasiye “Biz iktidara geliyoruz, bugün ona göre davranmazsanız yarın bedelini ödersiniz” mesajı veriyorlar.

İşte bu erken havaya girme durumunun muhalefetin kendine yapabileceği en büyük kötülük olduğunu düşünüyorum.

Anketlerde kararsız seçmenin oy oranı çok yüksek. Buna rağmen CHP’nin, DEVA’nın veya Gelecek’in oylarında yükseliş yok. İYİ Parti’deki kıpırdanış da öyle muazzam sayılacak bir oranda değil. Bundan çıkan tek sonuç var. Pusuya yatmış sessizce bekleyen, muhalefeti de iktidarı da izleyen, henüz tarafını seçmemiş milyonlarca seçmen var. Cumhur İttifakı’nda sorunlar görüyorlar ama muhalefete de tam olarak güvenmiyorlar.

İşte o pusudaki seçmen muhalefetin erkenden iktidar şımarıklığı içine girdiğini hissederse eski partisine dönebilir. Ya da sandığa gitmekte tereddüt edebilir.

Son yerel seçimde AK Parti’nin en büyük hatası da tam olarak buydu. Seçimi kaybetmeyecekleri duygusuyla öylesine üstten bir dil tutturdular ki sonu hüsran oldu.

Her kim mütevazı, samimi, çalışkan, çözüm odaklı ve pozitif bir siyaset dili izlerse 2023’ün kazananı o olacak.

Diyarbakır’da havalimanı kavşağına yerleştirilen karpuz içindeki çocuk heykeli kaldırılmış.

Tamam sosyal medyada çok dalga konusu olmuştu…

Tamam biraz korku filmi karakteri gibiydi…

Ama sevimliydi de…

Dahası çok dikkat çekmiş, şimdiden şehrin sembolüne dönüşmüştü.

Kalsaydı muhtemelen herkesin önünde fotoğraf çektirmek için sıraya gireceği bir ikon haline gelirdi.

Kaldırılmasına üzüldüm doğrusu.

Bir modern sanat müzesi sahiplensin bence o heykeli…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • arzugs 29 gün önce elinin hamuru ile devlet işine karışmasın
    CEVAPLA
  • arzugs 29 gün önce vekil maaşı, genel müdür emekli maaşı ve işbankasından gelen maaşı var ama asgari ücretli gibi pozlar vermiş. ne yazık millet hizmet değil, film seviyor!!!
    CEVAPLA
  • YETKİN 30 gün önce siyaset işte
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (4)
0:00 / 0:00