Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türk Hava Kurumu’nun elindeki yangın söndürme uçakları meselesi yıllardır çözülemeyen acayip bir sorun haline geldi.

Muhalefet iktidarı politik nedenlerle THK’nın elindeki uçakları kullanmamakla suçluyor, iktidar ise THK’daki uçakların işe yaramaz olduğunu iddia ediyor.

Meseleyi çözsün diye atanan kayyum gaf üstüne gaf yapıyor.

THK uçaklarını kiralamak isteyen belediye başkanları ve muhalefet lideri kendisine ulaşamıyor.

Sonra çıkıp “Düğündeydim kusura bakmayın” diyor. Diyebiliyor!

Ve asıl kabul edilemez olanı Tarım ve Orman Bakanı çıkıp Orman Bakanlığı'nın envanterinde bir tane dahi yangın söndürme uçağının olmadığını ilan ediyor. Sanki bu çok olağan bir durummuş gibi...

Kusura bakmasınlar ama her bakanın özel uçağının olduğu bir ülkenin yangın uçağına sahip olmaması kabul edilebilir değil.

Hele de ki aynı sıkıntı yıllardır yaşanıyorken....

Bakın geçen yaz da aynı tartışmaları yaptık, ondan önceki yaz da... Fakat ne THK’nın elindeki uçaklar yenilendi, ne de Türkiye kendi yangın uçaklarını satın aldı.

Yine komşu ülkelerin yardımına muhtaç hale geldik. Sonunda Rusya, Ukrayna ve Azerbaycan’dan toplamda 13 uçak ve bir kaç helikopter desteği geldi.

Şimdi her birine dünya kadar kira ödenecek.

Bir sonraki yangında “Veremeyiz bize lazım” derlerse ne yapacağız?

Lafa gelince büyük devletiz ama bir yangın söndürme uçağımız bile yok.

Tüm bu tartışmalar sürerken sorunun kalıcı çözümü için değişik öneriler ortaya atılıyor.

Uğur Dündar köşesinde orman yangınlarıyla mücadeleyi Türk Hava Kuvvetleri’nin üstlenmesini önermiş.

“Orman yangınlarının söndürülmesi, kâr amacıyla çalışan özel şirketlerin eline bırakılamaz. Konu millidir. Küresel ısınma nedeniyle gelecek yıllarda yangınların daha da artabileceği göz önüne alınarak mücadele, Türk Hava Kuvvetleri'nce yapılmalıdır” diyor Uğur abi... Ben de bu önerisinin ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum.

Dündar ayrıca Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığı da yapmış olan emekli Hava Pilot Korgeneral, Dr. Erdoğan Karakuş’un görüşlerine yer vermiş. Karakuş’un yerli yangın söndürme uçağı önerisi de dikkate alınmalı. Sayın Karakuş’un da dediği gibi geliştirilen HÜRKUŞ uçaklarının bir bölümü, yangın söndürme amacına uygun üretilmeli. Hatta bu yerli uçağa yangın söndürme çalışmalarına gönüllü olarak destek verirken yaşamını yitiren gencimiz Şahin Akdemir’in adı verilse ne kadar güzel olur...

Madem THK ile Orman Bakanlığı arasındaki didişme bitmiyor, seneye aynı korkunç manzarayla karşılaşmamak için etkin çözümler üretelim.

 

 

CHP Milletvekili Turan Aydoğan’ın aracını çeviren trafik polislerine karşı kaba davranışlarının görüntüsü çıktı dün.

Çakarlı bir araçta ilerlerken polis çeviriyor ve ehliyet istiyor.

Ben milletvekiliyim diyerek kimlik göstermeyi reddediyor.

"Ben sizin milletvekili olduğunuzu nereden bileyim 650 tane milletvekilini tanıyamam ki" diyen polise, "Bakamazsın kardeşim, Bakanın kimliğine bakabiliyor musun? Aç Meclis albümüne bak” diyerek çıkışıyor. Sonra da gaza basıp gidiyor.

Nereden bakarsanız bakın kabul edilemez bir davranış.

Olayın büyümesinin ardından bir açıklama yapmış, Marmaris’teki yangın bölgesine kendi kullandığı araçla giderken telaş ve gerginlik içinde o diyaloğun yaşandığını ve üzgün olduğunu söylemiş.

Tam olarak özür dilemeyi de kendine yedirememiş.

Oysa ki milletvekilliği bu millete hizmet makamıdır.

Alçakgönüllü olmayı, millete örnek olmayı gerektirir.

Keşke Turan Aydoğan gururunun esiri olmayıp o sözleri sarf etmeseydi. En azından sonrasında “Ayıp ettim, özür dilerim” diyebilseydi.

Bu arada bir eleştiri de görüntüleri çeken polis memuruna yapılmalı. Olay anını başka vatandaşlar çekse neyse ama görev başındaki memurun gizli görüntü çekip bunu sosyal medyaya sızdırması kabul edilemez.

Polis memurları kimlik sorma işlemi yaparken, kanunla yetki verilmediği sürece kayıt yapamaz. Milletvekilinin söz ve davranışları uygun olmayabilir ama ortada bir hukuka aykırılık varsa bunu tutanağa bağlayıp ilgili makama yollar. Kişilerin ses ve görüntüsünü kaydedip ifşa etmek suçtur.

Lafın kısası Turan Aydoğan’ın tavrı çok yanlış ama görevli memurun yaptığı da hoş görülemez.

 

 

Önce A Milli Kadın Voleybol takımımızın başarılarına sevindik. Elenecekler mi diye endişelenirken Arjantin'i 3-0 mağlup ederek çeyrek finale yükseldiler.

Dün de milli okçumuz Mete Gazoz altın madalya kazanarak hepimizi sevince boğdu.

Mete Gazoz gencecik pırıl pırıl bir Cumhuriyet çocuğu. Henüz 22 yaşında.

8 yaşından beri okçulukla ilgileniyor. 2016’daki Rio Olimpiyat oyunlarıyla dikkat çekmiş, 2017 Gençler Avrupa Şampiyonası’nda altın madalya kazanmış.

Tam dört sene öncesinden Olimpiyat şampiyonu olmayı kafasına koymuş. 2017’de boynundaki olimpiyat kolyesinin fotoğrafını paylaşarak "Büyük hedefimiz belli. Olimpiyatlar aklımdan hiç çıkmıyor ama gözümün önünde de olsun istedim, 2020'ye kadar bu kolyeyi boynumda taşıyacağım" diye yazmış.

Azme ve kararlılığa bakar mısınız! Bravo Mete...

Tokyo 2020 Olimpiyatları’nda milli sporcularımız üst üste güzel haberlerle sevindiriyorlar bizi.

23 yaşındaki milli boksörümüz Busenaz Sürmeneli yarı finale yükselerek kadın boksunda olimpiyat madalyasını garantileyen ilk Türk sporcu olarak tarihe geçti.

Bir başka başarılı boksörümüz Esra Yıldız da çeyrek finale yükseldi.

Ulusal atletimiz Yasemin Can da adını finale yazdırdı.

Orman yangınları ve siyasi kutuplaşmayla kavrulan ülke gündemine neşe sevinç ve gurur yaşatan tüm millilerimize yürekten teşekkürler.

Yahu bir kere de şu siyasi komplekslerinizi bir kenara bırakın da bir şeye ulus olarak gönül rahatlığıyla sevinelim.

A Milli kadın voleybolcularımızın tarihi başarısına bağnaz bir adamın sözleri günlerce gölge düşürdü.

Şimdi de milli okçumuz Mete Gazoz’un dünya şampiyonluğunu kutlayacağımıza Bilal Erdoğan ve Okçular Vakfı’nı tartışıyoruz.

Neymiş efendim, Mete Gazoz o vakıftan yetişmemiş. Sanki bu bir nispet vesilesiymiş gibi yaygara yapıyorlar. Mete’nin başarısı üzerinden Bilal Erdoğan’a nefret kusuyorlar.

Ne yani Mete, Okçular Vakfı’nda yetişmiş olsa sevinmeyecek miydiniz?

Ya da Okçular Vakfı Mete Atatürkçü bir genç diye ona karşı ayrımcılık mı yapıyor?

Her iki mahalleye de söylüyorum, bırakın bu klavye düşmanlığını.

Özellikle Twitter denen mecrada her gün öfke kusanlara sesleniyorum.

Mutsuzluğunuzu, dar görüşlülüğünüzü kendinize saklayın.

Bırakın şu tarihi başarıların tadını çıkaralım.

Yılların arabeskçisi Ferdi Baba imaj değiştirmiş. Beyazlayan saçlarına havalı bir kesim yaptırmış, yeni moda uzun sakal ve siyah çerçeveli kemik gözlüklerle 10 yaş gençleşmiş.

Bu imajın üstüne Müslüm Baba gibi bir de rock albümü yapsa tam olacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00