Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanı’nın yakın çevresindeki danışmanlarından ya da dostlarından biri olsaydım....

Çay dağıtma daha doğrusu yukarıdan fırlatma alışkanlığının iyi bir görüntü oluşturmadığını, illa bir şey dağıtılacaksa bunun vatandaşa incelikli bir biçimde elden teslim edilmesi gerektiğini, hele de ki afet bölgesinde bunun yapılmasının hoş karşılanmayacağını anlatırdım...

Yangın uçağı satın alınması için çok hızlı bir adım atılmasının zaruri olduğunu, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklarda bunca özel uçak varken yangın söndürme uçağımızın olmamasını vatandaşın yadırgadığını söylerdim.

“Ortada büyük bir uçak tartışması varken, Cumhurbaşkanlığı filosundaki uçaklar da eleştiri konusuyken bölgeyi incelemeye dair fotoğrafın uçağın içinden verilmesi uygun olmaz” derdim...

“Pandemi dönemindeyiz, maske zorunluluğu şart ama sizinle görüşecek köylülerin hepsine piyasada nadir bulunan tek tip N95 maskesi taktırırsak bu işin doğallığına ters olur, fazla planlı ve steril bir görüntü oluşturur, doğalına bırakalım” derdim...

“Evladını yangında yitirmiş acılı bir aileye taziyede bulunacaksak biz gidelim, onları ayağımıza çağırmayalım” derdim...

Belki bunların hepsi söyleniyordur bilemiyorum ama alt alta koyunca bu manzaraların yapılan hizmetleri gölgede bıraktığının farkındalardır umarım.

Duayen psikolog ve yazar Üstün Dökmen, orman yangınlarına toplum olarak verdiğimiz tepkiler ve memleketin içinde bulunduğu durum üzerine şahane bir analiz yapmış.

Instagram hesabından paylaştığı 6 dakikalık videoda özetle şunları söylüyor Üstün Hoca:

Yangın sürüyor ama herkes “Hadi ağaç dikelim” diyor.

Çocuğu ölüm döşeğinde olan birine “Hadi hemen yeni çocuk yap" denir mi?”

Birinci çocuğun neden öldüğünü anlamadan yeni çocuk yaparsan onu da öldürürsün.

Bu yangınlar neden çıktı bunu anlamadan para toplayıp yeni orman yetiştirmenin anlamı var mı?

Geçen sene de oldu, bu gidişle seneye de olur.

Yangının ortasında, daha acı bitmeden, yasımızı yaşamadan “Aman ağaç dikelim. 100 lira, 200 lira verelim; bu gece huzur içinde uyuyalım” diyor insanlar.

Yeni ağaç dikmek yerine kafayı düzeltmek gerekiyor!

Üstün Dökmen çok haklı... İster siyasetçi olalım ister sıradan vatandaş, pek çoğumuz meselenin arkasını araştırmak, kalıcı çözümler üretmek değil, şov yapıp vicdanımızı ve egomuzu rahatlatmak derdindeyiz maalesef...

Seneye temmuz-ağustosta yeni yangınlar çıktığında başa dönüp aynı tartışmaları yapacağımızı bile bile üstelik...

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun photoshoplu yani gerçek olmayan bir fotoğrafını paylaşarak güya eleştiride bulunmuş.

"İstanbul'u sel götürürken tatil yapan başkanlarına laf söyleyemeyenler, cansiperane görevinin başında olan yetkililerimize istifa çağrısı yapıyor. Onlara söylenecek tek şey: Hadi oradan!" diye yazmış.

Fotoğrafın sahte olduğunu fark edince de tweet'i silmiş.

Fakat çok daha vahim bir durum var. Söz konusu tweet'i atarken küfür içeren bir etiketi de paylaşmış.

Hadi sahte fotoğrafa aldanıp, heyecana kapılıp siyasi bir eleştiri yapmak istediğinizi bir nebze anlayabiliriz ama o küfrü paylaşmak nedir sayın vekil?

Sessiz sedasız tweet silerek olmaz, açıkça özür dilemeniz gerekir.

Dün trafik polisine davranışı yüzünden CHP Milletvekili Turan Aydoğan’ı nasıl özür dilemeye davet ettiysek bugün de AK Partili vekili özür dilemeye çağırmak hakkımız.

Milletvekilleri bulundukları konuma yakışır şekilde davranmalı.

Yaptığı çevre programlarıyla tanıdığımız Cem Seymen ilginç bir öneri ortaya attı.

“Lütfen ormanlarımızı yeniden yeşertirken çam yerine zeytin, ceviz, badem, sakız ağaçları dikelim. Hem yanması zor hem de milli ekonomiye büyük katkı” dedi.

Ama ilk bakışta çok parlak gibi görünen bu teklife konunun uzmanı bilim adamları tepki gösterdi.

Konuyla ilgili detaylı bir tweet dizisi paylaşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doğanay Tolunay, bunun neden yanlış olacağını tane tane anlattı.

“Ceviz, badem, zeytin gibi meyve ağaçları ile orman kurulmaz, olsa olsa meyve bahçesi oluşturulur. Bu türler sulama, gübreleme yapmadan gelişemezler. Aynı zamanda geniş aralıklarla dikildiği için erozyon önleme, karbon tutma, oksijen üretme gibi ekosistem hizmetleri de düşük olur. Yaban hayvanlarına habitat oluşturma fonksiyonları da olmaz. Aynı zamanda bu meyve ağaçlarının altlarına gelen otsu çalı türleri de meyve verimini artırmak için kesildiği için bitkisel biyoçeşitlilik de az olur. İklim değişikliği de göz önünde bulundurularak yanan ormanların hatta diğer ormanların mümkün olduğunca ağaçlandırma yerine doğal yollarla gençleştirilmesi gerekmektedir” diyor Tolunay.

Hatta bırakın meyve ağacını, genetik yapıyı bozacağı için yanan ormanların yerine dışarıdan fidan bile ekilmemesi gerektiğini söylüyor.

Cem Seymen’in önerisi yanlış ama sonuçta iyi niyetli... Keşke ülkedeki tüm görüş ayrılıklarımız böyle konular üzerine olsa!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00