Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yangını bıraktık birbirimizi yemenin peşindeyiz günlerdir.

Kimisi hükümet Batı’nın yardım tekliflerini kasten reddediyor diye yaygara koparıyor.

Kimisi “HelpTurkey” afişiyle dünyaya yardım çağrısı yapanları derhal vatanını satmakla, devletini aciz göstermekle suçluyor.

Kimisi yangını PKK’nın çıkardığı kanıtlanmış bir veri gibi “Acaba neden çıktı?” diye sorgulayanı terör sevici ilan ediyor...

Kimisi iktidarın yangını kasten büyüttüğünü iddia ediyor...

Yahu bir kendinize gelin.

Daha doğrusu bir kendimize gelelim.

Bakın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çıkıp akil bir açıklama yaptı.

“Biz nasıl yardım ediyorsak başka ülkelerin bize yardım etmesine incinmeyiz. Bu gurur vesilesi yapılacak bir durum değildir. Bu bir afettir” dedi.

Afet zamanında başka ülkelerden yardım kabul etmek gurur yapılacak bir şey olmadığı gibi iyi niyetle yardım çağrısı yapan her kişiyi vatan haini ilan etmenin de alemi yoktur.

Afişi samimiyetle paylaşan onlarca insanın niyeti devleti aciz göstermek falan değil başta yangın söndürme uçakları olmak üzere ihtiyaç duyulan ekipmanı yangınlar daha da büyümeden olabildiğince erken toplayabilmekti.

Yardım çağrısı yapanların linç edilmesi nasıl yanlışsa, afişi benimsemeyen Nilüfer, Mehmet Ali Erbil gibi isimlerin “yandaş ve yalaka” ilan edilerek linç edilmesi de yanlış.

Ağaçlar yeniden yeşerir, asıl mesele birbirimize karşı beslediğimiz bu nefret tohumlarını daha fazla yeşertmemek....

Haluk Levent, Şahan Gökbakar gibi kimi sanatçılarımız bu yangın günlerinde canını dişine takarak yardım toplamaya, yetkilileri uyarmaya çalışırken, kimileri de sosyal medyada atarlı videolar çekerek takipçi arttırmaya, milleti birbirine düşürmeye çalışıyor.

Ne üslup var ne adap ne de doğru bilgi...

Emre Kınay adındaki hevesli de oturmuş bir kıraathane bahçesine güya iktidarı eleştireceğim diye sallayıp duruyor.

Neymiş efendim ihbarlar alıyormuş, iktidar yangınları kasıtlı olarak söndürmüyormuş.

Dışişleri Bakanı yangınlar büyüsün diye yabancı ülkelerden gelen telefonlara çıkmıyormuş.

“Aptal değiliz, ne yapmaya çalıştığınızı biliyoruz” diyor.

Sallıyor da sallıyor...

Eline bir kova su alıp dökmemiş, oturduğu yerden ahkâm kesiyor.

Sonra ne oluyor dersiniz?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu videodan haberdar olup Kınay’ı arıyor.

Sonraki gün bir video daha çekiyor sanatçı kılıklı trolümüz.

Bu sefer tonu bam başka...

Dünkü kaplan gitmiş yerine bir kedicik gelmiş.

Yangınları kasıtlı olarak büyütmekle suçladığı Çavuşoğlu hakkında “Her şeyden önce Mevlüt Bey (Çavuşoğlu) çok kıymetli bir insan” diye söze başlıyor. Ardı ardına iltifatlar sıralıyor.

“Ülkeler verdikleri sözleri tutmamış. Uluslararası ilişkilerde olur böyle şeyler. Buradaki söylediğim şeylerin karşıtlıkla ilgisi yok. Uçak alacağımızı düşünüyorum” diye 180 derece tornistan yapıyor.

Peki en küçük bir özür ya da öz eleştiri var mı? Yok.

“İktidar yangınları kasten büyütüyor diye ihbar alıyorum dedim ama bu doğru değilmiş, halkı galeyana getirdim kusura bakmayın" diye özür dileme var mı? O da yok..

Paçalarına kadar sahtelik ve samimiyetsizlik akıyor.

Mesele ne iktidarı eleştirmek ne de halkı bilinçlendirmek.

Tek derdi dikkat çekmek.

Bu tiplere bir de ‘sanatçı’ diyoruz ya ona yanıyorum, oysa hayatları 'tiyatro'.

 

 

İktidara yakın yazarlar muhalefeti yangınları terör örgütü PKK’nın çıkardığı gerçeğini gizlemekle suçluyor.

Hatta "PKK çıkardı, CHP de yardım etti" gibi saçma sapan iddialar ileri sürüyorlar.

Peki yangınları PKK mı çıkardı?

Yetkili bakanların bu yönde net bir beyanı yok.

Terör örgütü bundan bir propaganda vesilesi mi çıkarıyor yoksa sahiden böyle bir hainlik yaptılar mı belli değil.

Uzmanlar hava şartlarına ve çevre ülkelerdeki yangınlara da işaret ederek bunun düşük ihtimal olduğunu söylüyor.

Pek çok il ve ilçede terör örgütünün eş zamanlı sabotaj yapmasının bir istihbarat zafiyetine de işaret edeceği, böyle bir açığın olmadığı söyleniyor.

En başta da İçişleri Bakanı “Kesin böyledir” demiyor, “Kılı kırk yararak araştırıyoruz” diyor.

Yani hükümet bile “Bu kesinlikle terör eylemidir” demiyorken muhalefetin PKK sevicilikle suçlanması biraz saçma olmuyor mu?

 

Kılıçdaroğlu "Millet İttifakı derse ki 'Siz aday olun', kabul ederim" demiş.

Kemal Bey adaylığı epeydir ciddi ciddi düşünüyor.

HDP dahil muhalefeti oluşturan tüm partilerin seçmeninden oy alabilecek doğru ismin kendisi olduğuna inanıyor. Daha önemlisi şimdiki sistemin Cumhurbaşkanı’na sağladığı yetkileri kullanmayıp parlamenter sisteme geçiş için koltuğunu kısa süre sonra terk etmeyi baştan kabul edecek ‘egosuz, nefsine hakim’ ismin kendisi olduğunu ima ediyor.

Fakat Kılıçdaroğlu’nun bu arzusunun önündeki en büyük engel ne İmamoğlu, ne Akşener ne de Mansur Yavaş...

En büyük engel CHP tabanı...

Dünkü çıkışından sonra bizzat CHP seçmeninden gelen eleştiriler bunu açıkça gösterdi.

İmamoğlu ve Yavaş dururken Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını çok riskli buluyor CHP’liler.

Haksız da sayılmazlar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00