Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün iktidara yakın Sabah Gazetesi’nde ilginç bir haber vardı.

AK Parti kurmayları oturup baş başa vermişler ve başta ortak aday meselesi olmak üzere muhalefetin içindeki sorunları analiz etmişler.

Vardıkları kimi sonuçlar şöyleymiş:

“Millet İttifakı'nın yetkili isimleri birbirlerine karşı sertlik dozunun yükseldiği bir iklime girdi.

Tek ortak noktaları parlamenter sistem ama onunla ilgili somut bir metin ortaya koyamadılar.

Aralarında öne çıkan güçlü bir lider olmadığı için herhangi bir ortak aday belirleyemiyorlar. Bundan dolayı ideolojik anlaşmazlıkları yanında aday bilmecesinin de çözülemediği mevcut atmosferin dışına çıkamıyorlar.

Parti tabanları, kendi fikirlerini ittifaka hâkim kılmaya çalışıyor, bu da parti liderlerini zor durumda bırakıyor.

Partiler kritik konular etrafında gündeme bir fikir getiremiyor, ittifak ortağı veya parti içi hiziplerin harekete geçmesinden çekiniyorlar."

Aslında bu tespitleri büyük oranda doğru hatta bir nevi muhalefete danışmanlık hizmeti vermişler.

Fakat bu analizin eksik tarafları da var.

Millet İttifakı içinde dağınık yapı olsa bile uzunca bir süredir söylem üstünlüğü muhalefette, yani gündemi onlar belirliyor.

Merkez Bankası rezervlerini gündeme getirip “128 milyar dolar nerede?” diye soruyorlar. Türkiye haftalarca bunu konuşuyor ve AK Parti savunma pozisyonunda kalıyor.

"Bu mülteci sorununu başımıza iktidar sardı, seçimi kazanırsak geri göndereceğiz” diyorlar. AK Parti de sonunda o çizgiye gelmek zorunda kalıyor.

Esnaf ziyaretleri yapıp ekonomik sorunlara, hayat pahalılığına işaret ediyorlar. Cumhurbaşkanı çıkıp “Enflasyonu ve fahiş fiyatları düşüreceğiz” diyor.

“Dış politikada yalnız kaldık, Mısır ile aramızı niye düzeltmiyoruz?” diye eleştiri getiriyorlar. Dışişleri Bakanlığı Mısır, BAE, Suudi Arabistan açılımı yapıyor.

Yani kısacası tüm dezavantajlarına rağmen AK Parti karşısında etkili bir muhalefet var.

Buna karşılık, Karadeniz’deki gaz keşfi ve yeni Anayasa çıkışından beri AK Parti’nin gündem belirlemeye yetecek bir hamlesi olmadı. 'Milli beka' söyleminin yerine yeni bir vizyon da ortaya çıkmadı.

Sadece söylem üstünlüğü değil, yerel seçim ve anket sonuçlarının verdiği özgüven ile moral üstünlük de muhalefette.

Aralarında politik farklılıklara rağmen giderek otoriterleşen ülkeyi daha demokratik bir çizgiye kavuşturmak için geçici bir süre birlikte hareket etmek konusunda kararlılar. Çoğulcu yapıları sayesinde yüzde 50+1’i yakalama ihtimalleri güçlü ve genç seçmen ağırlıkla değişimden yana.

AK Parti kurmayları muhalefete bakarken görmedikleri bu gerçekleri de masaya yatırırsa daha gerçekçi bir analiz yapmış olurlar.

AK Parti mülteci meselesinin sabırları taşırdığını gördü ve net bir politika değişikliğine gidiyor.

Bakın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “Bu işin sorun olduğunu görüyoruz. Toplumda rahatsızlık var” demiş. 

Peki bugüne kadar bu konuda ağırdan alan iktidar bugünden sonra başta Suriyeliler olmak üzere sığınmacıları nasıl geri gönderecek?

Çavuşoğlu’nun son açıklamasından anlıyoruz ki Türkiye diplomatik bir manevra yapmış. Bu sorundan en az bizim kadar mustarip üç ülkeyi, Lübnan, Ürdün ve Irak’ı yanına alarak BM’nin kapısına dayanmış. Hep birlikte Suriye içinde sığınmacılar için bir bölge açılmasını istemişler.

Suriyeliler için sürekli rüşvet teklif eden, “Afgan sığınmacılar bize gelmesin, Türkiye’ye gitsin” diyen ikiyüzlü Batı ülkeleri bizi dinlemiyordu.

4 ülke birlikte baskı yapınca sonuç verecek mi bakalım…

Fatih Erbakan ile televizyonda 3 kez bire bir program yapmış olmama rağmen kendisi ile ilgili net bir karara varmakta zorlanıyorum. 

AK Parti’ye karşı ekonomi ve dış politikadaki tutarlı eleştirilerini dinliyorum, güçlü bir muhalefet lideri doğuyor duygusuna kapılıyorum.

Sonra çocuk yaşta evlilikleri masum gösterecek bir çıkış yapıyor, “Bu nasıl bir zihniyettir?” diyorum. 

Taliban’ın kadınlara karşı tutumunu en sert biçimde eleştirince tam “Bravo” diyecekken, “Aşı yarı insan yarı maymun, 3 kulaklı 5 gözlü yaratıklar doğmasına yol açabilir” dediğini görüp dumura uğruyorum.

Üstelik bu tuhaf çıkışları dikkat çekmek için yapmıyor, bayağı inanarak söylüyor.

Rahmetli Erbakan Hoca'nın kaybından sonra etrafında ona adam akıllı nasihat verecek kimse yok mu acaba?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00