Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

2020 yılının temmuz ayında Ayasofya'nın ibadete açılmasının ardından Gerçek Hayat Dergisi “Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? Hilafet için toparlanın" diye bir manşetle çıkmış, sosyal medyada kendini bilmez bir grup “Hilafet hayal değildir" etiketini Türkiye gündemine taşımıştı.

Haliyle iktidarın niyeti sorgulanmış, AK Parti’nin nihai amacının rejim değişikliği olduğu iddiaları ortaya atılmıştı.

Tartışmalar zirvedeyken AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik çıkıp çarpıcı bir açıklama yaptı.

“Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Türkiye’nin siyasal rejimiyle ilgili siyasal kamplaşma üretmek yanlıştır. Cumhuriyetimiz tüm nitelikleriyle gözbebeğimizdir. Kurtuluş Savaşı'mızın başkomutanı, devletimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal Savaşı kahramanlarını rahmetle ve saygıyla yâd ediyoruz” dedi.

AK Parti adına anayasal cumhuriyet ilkelerine ve Atatürk’e sahip çıkan önemli bir açıklamaydı.

Aradan biraz zaman geçti. Mayıs 2021’de Ayasofya'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı törende İmam Mustafa Demirkan'ın Atatürk için kullandığı "Bu mabet müzeye çevrildi. Onlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir..." sözleri büyük tepki topladı. Atatürk’e lanet okunması karşısında yine Ömer Çelik bir açıklama yaptı.

"İstanbul'umuzu ve ülkemizi tehdit eden düşmana karşı 'Geldikleri gibi giderler' diyen İstiklal Savaşı'mızın başkomutanı, devletimizin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletimizin ortak ve yüksek değeridir. Atatürk ve silah arkadaşlarının düşmana karşı verdiği soylu mücadeleyle ülkemiz ve milletimiz ile ezanımız, camilerimiz ve mescitlerimiz de düşman tehdidinden kurtulmuştur. Rahmet ve şükranla anıyoruz” dedi. Bugüne kadar Atatürk’e ilişkin AK Parti adına yapılmış belki de en net sahiplenmeydi bu sözler.

Laiklik tartışmalarının zirve yaptığı geçtiğimiz günlerde bu sefer de eski AK Parti Milletvekili Resul Tosun’un “Laiklik Anayasa’dan çıkarılmalı veya tarif edilmeli” çıkışı kızgınlık yarattı.

Ömer Çelik bir kez daha kameralar karşısına geçti ve "Laiklik prensibinin Anayasa'da korunması gerektiğini düşünüyoruz. Hiçbir şekilde bununla ilgili başka bir yaklaşıma olumlu bakmıyoruz" diyerek tartışmayı noktaladı.

Cumhuriyet’in temel değerleri ve Atatürk'le ilgili tartışmalar söz konusu olduğunda Ömer Çelik’in bu açık ve net tutumu çok kıymetli.

Keşke kafası karışık tüm AK Partililer bu konularda Çelik’in açıklamalarını referans alsalar.

Hutbelerde Atatürk’ü anmamakla, milli bayramları hakkıyla kutlamamakla, Türkiye’yi içinde bulunduğu coğrafyada medeni bir ülke haline getiren temel esaslarla kavga etmekle bir yere varamayacaklarını anlasalar.

Bir de tabii her seçim yaklaşırken dindarlık-sekülerlik hattı üzerinden oy konsolidasyonuna kalkışmak yerine ülkenin yakıcı sorunlarına odaklansalar.

Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T 24’te yayınlanan son yazısında muhalefete çağrıda bulunurken 'kazanarak kaybetme' diye bir kavram ortaya atmış.

Özetle “AK Parti ve Erdoğan gitsin de yerine kim gelirse gelsin anlayışıyla oluşacak vizyonsuz, ilkesiz, programsız bir siyasetin seçimi kazanması aslında demokrasi adına kaybetmektir” diyor Demirtaş.

Gerçekten de muhalefetin ortak aday çıkarıp çıkarmayacağı, kimin aday olacağı gibi konulara harcanan mesai, seçimi kazanmaları durumunda nasıl bir program uygulayacakları, temel sorunları nasıl çözecekleri veya en azından sistem değişikliğine nasıl gidecekleri konusuna harcanmıyor.

Aslında Demirtaş bu satırları “HDP’yi bu süreçten dışlamayın” demek için kaleme almış ama ‘kazanarak kaybetme’ uyarısının haklılık payı var.

Muhalefet için asıl hedef seçim kazanmak değil değişim yaratacak istikrarlı bir ortak vizyon geliştirmek olmalı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • mehteran_ 6 gün önce Senelerdir kaybederek kazandığını söyleyen muhalefet, kazanarak kaybetmeyi başarabilir mi sizce
    CEVAPLA
0:00 / 0:00