Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kılıçdaroğlu, müzik platformu Spotify’daki çalma listesini gençlerle paylaştı. Altına da sadece yeni neslin anlayabileceği şu mesajı yazdı:

"Sevgili gençler, arkadaşlarım bilir; benim uzun yol müzik listem vardır. Paylaşıyorum, çok eleştirmeyin ama :) Özellikle de K-Pop fandomlarından çekiniyorum, bilesiniz. Hâlâ hangisine ait olacağıma karar veremedim. Hadi bakalım, sizi seviyorum gençler!"

Ahmet Hakan listedeki türküleri Z kuşağının sıkıcı bulacağını iddia etmiş.

Doğrudur Z kuşağı Aşık Veysel, Cem Karaca veya Neşet Ertaş ile ilgilenmiyor olabilir ama mesele aynı şeyleri dinlemek değil, gençlerle aynı platformları paylaşarak onlarla aynı dili tutturabilmek, ‘K-Pop fandomlarından’ söz edebilecek kadar jargonlarına hâkim olabilmek…

Kılıçdaroğlu son zamanlarda bu konuda epeyce çaba gösteriyor. Kürsülerden prompter’da yazılmış metinleri okumak yerine evinin mutfağında amatör videolar çekiyor, vaatleri arasına oyun konsollarını ekliyor, KYK borçlarını yapılandıracağını söylüyor.

Oylarındaki kıpırdanmaya bakılırsa başarılı da oluyor.

Gençleri etkilemek için illa Aleyna Tilki dinlemesi gerekmiyor yani…

Önceki gün Selçuk Bayraktar’ı televizyonda izlerken şunu düşündüm. Tüm olumsuzluklara rağmen iktidara bugün ciddi bir destek verilmesinin arkasında yatan önemli nedenlerden biri de milli savunma sanayiinde yapılan atılımlar.

Tabii bunların başında Selçuk Bayraktar’ın İHA-SiHA’ları (şimdi de TİHA’ları) geliyor.

Sadece AK Parti seçmeni değil, Erdoğan’a oy vermeyenler de takdir ediyor Bayraktar’ın başarılarını.

Yerli savunma teknolojilerimiz uluslararası platformlarda övgü aldıkça, yabancı devletler satın almak için sıraya girdikçe hep birlikte gururlanıyoruz, milletçe özgüvenimiz artıyor.

2023’te kim seçilirse seçilsin yeni iktidarın bu milli teknoloji ve savunma hamlesini sürdürmesi, hatta ileri taşıması lazım.

Muhalefetin yerinde olsam, hiç ‘Erdoğan’ın damadı’ falan diye bakmaz Selçuk Bayraktar’a şimdiden sahip çıkardım.

Milliyet Gazetesi’nin manşetinden okuduğumuza göre üniversite öğrencileri ciddi bir barınma sorunu yaşıyormuş. Kiralar almış başını gitmiş. Havalandırması olmayan hapishane hücresi kadar odalar bile 900 TL'den pazarlanıyormuş.

Türkiye’de yurt meselesi hep ideolojik kamplaşmanın esiri oldu. Her cemaat, her dernek kendi arka bahçesi olarak gördü öğrenci yurtlarını. Devlete ait KYK yurtları da yetersiz kaldı.

Boşluğu gören muhalefet şimdi bir yurt atılımı başlattı. Ekrem İmamoğlu, “İBB’ye bağlı yurtlarımızdaki yatak sayısı, birkaç ay içerisinde bine çıkacak. 2022’nin eylül ayında 5 bin yatak kapasiteli yeni yurtlar yapacağız" diye vaatte bulundu.

Kılıçdaroğlu da “İktidara gelirsek 1 yıl içinde yurt sorununu çözeceğim. Çözemezsem siyaseti bırakırım” dedi.

İktidarı boyunca ekonomik büyümeyi en çok inşaat projelerine dayandıran AK Parti, birkaç müteahhide talimat verse bu meseleyi hızla çözemez miydi?

Ama öyle cemaat, tarikat, dernek yurdu falan değil, ideolojik ayrım yapmayan, fikri hür, vicdanı hür gençlerin güvenlik içinde huzurla kalacakları devlet yurtları yapmak çok mu zor?

Türkiye’de yeni çıkan iPhone 13’ün en ucuz modelini alabilmek için asgari ücretle çalışan bir kişinin 93.9 gün (yaklaşık 3 ay) çalışması, başka bir şey yiyip içmeden bu parayı biriktirmesi gerekiyormuş.

İsviçre’de çalışan biri için bu sayı sadece 4.5 günmüş.

Hazır vaat kartları açılmışken siyasetçilere tavsiyem “Seçilirsem iPhone’dan alınan vergileri sıfırlayacağım” desinler.

Mustafa Sarıgül’ün ofsaytı kaldırma vaadi kadar çılgın değil belki ama ondan çok daha fazla ilgi uyandıracağı kesin!

Gün geçmiyor ki Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında bir tartışma çıkmasın.

Nereyi açsak karşımızda onunla ilgili bir haber…

Bakın işte en son “Günaydın demek cahiliye devri adetidir” gibi lüzumsuz bir çıkışla tepki topladı.

Aslında Ali Erbaş’ın bu kadar gündemde olmasının üç sebebi var.

Bir; seçim yaklaştıkça dindar tabanı konsolide etmek isteyen AK Parti Diyanet’e biçtiği rolü kasıtlı biçimde büyütüyor. Diyanet bütçesinin katbekat artırılması, Yargıtay binası açılışında dua, protokol sıralaması falan hepsi gayet bilinçli tercihler.

İki; Ali Erbaş da bu şekilde araçsallaştırılmaktan gayet memnun. “Biraz kabuğuma çekilip susayım” demek yerine sürekli açıklama yapıyor. Ayrıca 30 Ağustos hutbesinde Atatürk’ün anılmaması, Ayasofya’da Atatürk’e lanet okunması gibi olaylarda da sorumluluğu var.

Üç; muhalif medya maden arar gibi Erbaş’ın geçmiş açıklamalarını, Diyanet’in fi tarihinde verdiği fetvaları didikleyip içinden tepki çekecek kısımları cımbızlayarak gündeme taşıyor.  

Mesela "Günaydın" eleştirisi Erbaş’ın 2 sene önce yazdığı bir kitabın bilmem kaçıncı sayfasında geçiyormuş.

Çok konuşulan deniz mahsulleri fetvası da yeni değil.

Millet geçim derdindeyken Diyanet’e ilişkin tartışmaların bu kadar büyütülmesi ayıptır, hatta günahtır.

Olayın üç tarafına da aynı uyarıyı yapmak istiyorum; abanmayın, ters teper.

İktidar Diyanet’in rolünü abarttıkça bırakın oy konsolidasyonunu, dindar seçmen gözünde bile samimiyet testini geçemez.

Ali Erbaş biraz daha tartışmalı açıklama yaparsa hem siyaset hem de halk nezdinde saygınlığını zedeler, hatta eski Ayasofya İmamı’nın durumuna düşer.

Seküler kesim ve muhalif medya da eleştirilerin dozunu kaçırırsa muhafazakâr kesimin eski korkularını depreştirir. “Bu CeHaPe zihniyeti yine din düşmanlığı yapıyor” duygusu yaratır.

Yeter, hiçbiriniz abanmayın artık… Ters teper.

TikTok’ta paylaştığı dans videolarıyla 2.4 milyon takipçi sayısına ulaşan sosyal medya fenomeni Eda Yön, kendisine Instagram’dan taciz mesajları atan ve cinsel organının fotoğrafını gönderen bir adam hakkında suç duyurusunda bulunmuş.

Savcılık, bu ahlaksız taciz karşısında hemen harekete geçecek yerde Yön'ün profilinin herkese açık olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş.

Bu, "Kadının o saatte orada ne işi var?", "Neden etek giymiş?" diyen hastalıklı zihniyetin devamıdır, hatta daha beteridir.

Ne yani sosyal medya profili herkese açık olan kadınlar olarak tacize uğramayı normal mi kabul edeceğiz?

Örneğin benzer bir olay sosyal medya hesapları herkese açık olan Aile Bakanı Derya Yanık’ın başına gelse, savcı yine “Hesabınızı kapatsaydınız kimse taciz edemezdi” mi diyecek?

Bu nasıl bir hukuk perspektifidir?

Yön’ün avukatı Anayasa Mahkemesi’ne başvuracakmış. İnşallah AYM’den bu tür utanç verici hukuki yorumlara son verecek örnek bir karar çıkar.

Sivil polisler Arap turist kılığına girerek taksi denetimi yapmış.

Kısa mesafe diye almayan, taksimetresini açmayan, pazarlık yapan, emniyet kemeri takmayan ve araçta sigara içen taksicilere ceza yağmış tabii…

Bu denetimi düşünüp yapan sivil polislere bir İstanbullu olarak teşekkür ediyorum.

Aralıksız devam edin lütfen, üst üste ceza yiyince bir nebze toparlanırlar belki.

Bu arada Fatih Altaylı sorunun temelinde plaka sahiplerinin aldığı yevmiyeler olduğunu anlatmış. Çok doğru. Bu mafya düzenine alternatif medeni bir taksi sistemine kavuşacağımız günleri görecek miyiz acaba?

Yabancı gezginler bütün dünyayı güven içinde dolaşıyor, ne zaman ki Türkiye’ye ayak basıyorlar; ya tecavüze uğrayıp öldürülüyorlar ya sırtlarından bıçaklanıyorlar.

Pippa Bacca cinayeti daha hafızalardayken geçen hafta da Japonya’dan yola çıkıp bisikletiyle dünyayı gezen Shogan Kameda Elazığ’da kamp yaptığı çadırında dişlerini fırçalarken saldırıya uğradı.

Ülkemiz için utanç verici bu duruma artık bir son vermek için İçişleri Bakanlığı ve emniyet teşkilatına bir çağrım var. Türkiye’yi güvenliğin olmadığı bir ülke gibi gösteren bu vakaları ciddiye alın ve memleketin imajına zarar gelmemesi için gezgin turistlere yakın koruma verin mümkünse.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00