Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyeliğinden ayrıldıktan sonra biraz kabuğuna çekilmişti.

Bir ara siyaset akademisi kuracağına dair haberler çıkmıştı sadece.

Bu hafta yeniden ortaya çıkmış, TV 5’te bir programa katılmış.

AK Parti eski milletvekili Resul Tosun’un “Laiklik Anayasa’dan kaldırılmalı” çıkışını eleştirmiş, “Bu, mevcut kamplaşmaların, ayrışmacı bir siyaset takip etmenin daha da keskinleşmesine yarar” demiş.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı da kibarca uyarmış.

“İkinci defa atandığına göre o da bu tür konuşmalar yapmanın uzağında kalacaktır diye tahmin ediyorum” diye imalı bir laf etmiş.

Ama asıl çarpıcı tespiti muhafazakâr seçmenle ilgili yapmış Arınç.

“Bizim dindar insanlarımızın bile tamamen tersine döneceğini bir gün göreceksiniz. Çünkü onlar böyle hamaset kokulu dini konuşmaların yanında cebine giren ve cebinden çıkan paraya bakar. Eğer onda bir eksilme görüyorsa, din, iman, vatan, millet, bunlar bir kenarda durur, onlara saygısını eksik etmez ama değer yargıları tamamen değişebilir” demiş.

Yani AK Parti’ye “Din meselesine fazla abanmayın, ekonomiyi toparlayamazsanız gemiyi önce dindar seçmen terk eder” uyarısında bulunmuş.

Arınç geçmişte tepki çeken çıkışlar yapsa da son açıklamaları son derece makul ve mantıklı.

Asıl mesele bunlarla yüzleşmeyi kabul edecek bir muhatap bulamaması…

HDP'nin eski eş genel başkanı Sezai Temelli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Kürt sorununu çözmek için HDP'yi meşru organ olarak görebiliriz" açıklamasına yanıt vermiş.

Bu uzatılan zeytin dalına teşekkür edecek yerde "Çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı'dır" demiş.

Madem Kürt sorununun çözümü konusunda sizi muhatap almak yeterli değil, madem çözümün adresi İmralı, e o halde siz Meclis’te niye boşuna sandalye işgal ediyorsunuz ki?

Madem nihai adres İmralı, neden size karşı centilmence yaklaşan Kılıçdaroğlu’na karşı bile “HDP’yi ciddiye almazsanız biz de üçüncü ittifak kurarız” tehditleri savuruyorsunuz ki?

Bakın işte diğer tüm partiler ve kendi tabanının ciddi bir bölümü karşıyken Kılıçdaroğlu sizi muhatap alıp “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” diyor, niye İmralı’yı adres gösterip işi demokratik siyaset ekseninden çıkarıyorsunuz ki?

Tarkan’ın küçük kızı için tütü etek giyip kendisiyle de biraz dalga geçerek paylaşmasını aklı başında herkes büyük bir sempatiyle karşıladı.

“Bir baba kızı için neler yapmaz ki” temalı yorumlar yapıldı. Tarkan örneği üzerinden yeni nesil babaların çocuklarıyla çok daha sıcak ilişkiler kurduğu anlatıldı.

Fakat bu mutluluk karesinden art niyet çıkaran, hatta Tarkan’ın LGBT lobisinin desteğini almak için gizli mesaj vermek istediğini iddia eden bazı hödükler de çıktı.

Bu ülkede kız çocukları ne çektiyse, pantolon giymekle delikanlı olunacağını zanneden bu cinsiyetçi cahiller yüzünden çekti.

Aslında bu sevimsiz tiplere en iyi cevabı Twitter’dan bir baba vermiş.

“3 kızım var, ellerinizden öper. Valla kızlarım bana makyaj da yaptı, ojesini de sürdü; dudaklarım, kollarım, boyanmadık yerim kalmadı. Sonra at da oldum, eşek de oldum. Ezcümle 'kız babası oldum'. Siz hiç kız babası oldunuz mu?” demiş.

İşte gerçek sevgi, gerçek babalık, gerçek adamlık budur.

Başta Tarkan olmak üzere “Kim ne der?” diye aldırmadan çocuklara çocukluğunu yaşatabilen şefkat dolu tüm babalara selam olsun!

Çok değil 3 ay önce birbirlerine girmişlerdi.

Mehmet Ali Erbil, Seda Sayan için “Geçmişi biraz daha temiz olsaydı iftar programı da sunardı” diye çok ağır bir laf etmişti.

Sayan da bunun üzerine Erbil'in evindeki yardımcı kadına tecavüz ettiğini iddia etmişti!

Yenilir yutulur olmayan bu karşılıklı ithamların üstüne soluğu mahkemede almak yerine konserde almışlar.

Kavganın üzerinden sanki 3 ay değil de 30 yıl geçmiş gibi kol kola girip şarkı söyleyerek birbirlerine iltifatlar yağdırmışlar.

Bu kadar şov da fazla be kardeşim!

Nereden baksanız sahtelik, nereden baksanız tutarsızlık akıyor...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00