Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçen hafta “2023’te kim seçilirse seçilsin yeni iktidarın milli teknoloji ve savunma hamlesini sürdürmesi lazım. Hatta muhalefet Selçuk Bayraktar’a şimdiden sahip çıkmalı” demiştim.

CHP'li Eren Erdem Teknofest’i gezip şöyle demiş:

“CHP olarak yüksek katma değerli teknoloji yatırımlarını destekliyoruz. Bu bağlamda Teknofest’i ziyaret ettik. Emeği geçenleri kutlarız.

Biz, teknolojik yatırımları destekliyoruz. Taş üstüne taş koyan herkesi destekleyeceğiz”

İşte kompleks duymadan, ‘bizden-onlardan’ ayrımı yapmadan, memleketin hayrına olanı destekleyen doğru muhalefet anlayışı budur.

Bravo Eren Erdem…

Siyasette kimi konularda ‘radikal’ bir üslup benimsese de bu meselede makul çizgide durmuş.

Sanki aşı karşıtları yeterince ortalığı karıştırmıyormuş gibi şimdi bir de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Kurugöl'ün bebeklere 'yanlışlıkla' Covid-19 aşısı yapıldığına dair skandal ifadesinin etkisiyle uğraşıyoruz.

Kurugöl önce bu çok yaygın bir durummuş ve çok da masum bir olaymış gibi kendi bilimsel çalışmasının reklamını yapmaya çalıştı.

Sonra yalnızca bir bebeğe İzmir dışında bir aile sağlığı merkezinde hepatit B yerine Covid aşısı uygulandığı, Kurugöl’ün de o tek vakadan hareketle büyük sonuçlar çıkarmaya çalıştığı çıktı ortaya.

Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili soruşturma başlattı ama kesinlikle yetmez.

Bakan Fahrettin Koca’nın bir an önce kameralar karşısına geçerek ailelere güven verecek net bir açıklama yapması, aşı uygulamalarında nasıl bir denetim mekanizması uygulandığını anlatması lazım.

Tek bir anne-baba bile şüpheye düşüp bebeğine aşı yaptırmazsa vebali ağır olur.

Bu arada Covid aşısı olmayanların hastanelerde aşı yapılmış gibi gösterildiğine dair de haberler dolaşıyor. Bu konuda nasıl bir denetim var, bunun da aydınlatılmasını bekliyoruz.

Prof. Dr. Aziz Sancar, gençlere “Yurt dışına gidin ama gittikten sonra geri dönün. Benim yaptığımı yapmayın. Türkiye'nin size ihtiyacı var” demiş.

Teoride gerçekten de doğru bir öneri ancak insan yine de sormadan edemiyor; eğer Aziz Hoca doktora eğitimi sonrası Türkiye’ye dönmüş olsaydı aynı bilimsel başarılara burada da imza atarak Nobel’i alabilir miydi?

Yahut Özlem Türeci ve Uğur Şahin bilimsel çalışmalarını Türkiye’de yürütüyor olsaydı aşı keşfini bu kadar hızlı yapabilirler miydi?

Gençlere “Dönün” demek kolay ama önce burada cazip şartları hazırlamak gerekmez mi?

Tarkan küçük kızıyla oyun oynarken tütü giyer, “LGBT lobisine gizli selam çakıyor” derler.

Elidor ezber bozarak kısa saçlı olmasına aldırmadan milli voleybolcu Ebrar Karakurt’u reklamında oynatır, “Eşcinselliği savunuyorlar” derler.

Galatasaraylı futbolcu Taylan Antalyalı'yı bir tişört giydi diye günlerce linç ederler.

Oysa biz baktığımızda sevgi dolu bir baba veya başarılı sporcular görürüz sadece.

Nedir bu paranoya, bu nefret, bu ötekileştirme?

Bırakın insanlar özgürce kendi tercihlerine göre yaşasın.

Sizi cinsel tercihlerinizi değiştirmeye zorlayan mı var?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00