Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Karar gazetesi yazarı Akif Beki, Yeni Şafak yazarı ilahiyatçı Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ın Erdoğan’a yönelik eleştirilere karşı Whatsapp grupları üzerinden “İktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem” uyarısı paylaştığını yazdı.

Bunun üzerine eleştiri bombardımanına tutulan Karaman, dünkü köşesinde ne demek istediğini anlatmış.

“Daha sağlam bir gemi bulmadan denizin ortasında çürümüş dedikleri ama kendilerini az çok değerleri ile taşıyan gemilerini batıranlar geçmişi, hâli ve geleceği hâmil olarak batarlar. Yakın ve uzak tarihten ibret alın! Çürümüşlüğün ölçüsü görecelidir. Daha sağlamını yapmak için gemiyi terk ederseniz zaten korsanlara bırakmış olursunuz” demiş.

Yani Karaman, AK Parti ve bugünkü iktidar için “Biraz çürümüş ama bizi az çok değerleri ile taşımaya çalışıyor. Eleştirip daha fazla batırmayın” demek istiyor.

En çok sahip çıkan isimler bile savunayım derken 'çürümüş gemi' benzetmesi yapıyorsa AK Parti olgular kadar algıları da yönetemiyor, gemi sahiden su alıyor demektir.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in 2023 seçimleri için aday olmayacağını açıklaması siyasette kartların yeniden dağıtılmasına sebep olacak.

Aslında daha önce de “Bu ülkenin önünü tıkamayacağım” demişti ama yine de sahadaki çalışmaları ve partisinin oylarındaki artış eğilimi onu güçlü bir aday olarak oyunda tutuyordu.

Peki Akşener 2023 hedefinden neden vaz geçti?

Muhtemelen 50+1’i yakalamasının kolay olmadığı gerçeğiyle yüzleşti ve riskli bir seçimde sorumluluk altına girmek ve geçici bir hükümetin başına geçmektense yeni sistemin ilk başbakanı olmayı daha cazip buldu.

Ayrıca adaylıktan feragat ederek ittifak içindeki konumunu da güçlendirdi.

Her şey istediği gibi gider ve sistem değişikliği yapılabilirse 2025’te yapılacak muhtemel bir seçimde Başbakanlık hedefini bugünden duyurmuş oldu.

Bunlar tamam ama yanıtını henüz bulamadığımız sorular da var.

Acaba Akşener aday değilim diyerek Kılıçdaroğlu’na “Sen de aday olma, kazanacak birini gösterelim” resti mi çekti?

Yoksa Kılıçdaroğlu’nun adaylığı üzerinde bir mutabakat mı sağladılar?

Aslında bunun şifresi Akşener’in şu cümlesinde gizli: “Kazanacak bir adayla seçime gidelim. Aynı kişi daha sonra sembolik Cumhurbaşkanı olarak devam etsin.”

Yani aday olacak kişiye sistem değişse bile Cumhurbaşkanlığı koltuğunu koruma garantisi veriyor.  

Kılıçdaroğlu’na “Sen Cumhurbaşkanı ol, ben de Başbakan olayım” mı diyor?

Yok eğer kazanacak kişiden kastı Kılıçdaroğlu değils de daha güçlü bir isimse Kılıçdaroğlu’nun bu süreçteki pozisyonu ne olacak?

Her ikisi de heveslerini erteleyip yıllar sonra Başbakanlık için mi yarışacaklar?

Akşener yeni bir oyun kuruyor ve belli ki asıl niyetini şimdilik sadece kendisi biliyor.

 

Muhalifinden iktidar yanlısına hemen hemen tüm anket şirketleri İYİ Parti oylarının yükseliş trendinde olduğunu söylüyordu.

Yurt genelindeki esnaf ziyaretleri ve etkili grup konuşmalarıyla Akşener adeta pandemi döneminin kazananı gibiydi.

İYİ Parti kurmayları da ittifakın ortak adayının Akşener olması gerektiğini söylüyordu.

Peki şimdi Akşener’in “Aday değilim” demesi İYİ Parti’nin oylarını düşürür mü?

Adaylık iddiasından vazgeçmiş olması teşkilatların motivasyonunu kötü etkiler mi?

Geçmişte aday olmayıp kendi partisinden ziyade ‘dostlarının’ iyiliğini düşünen Kılıçdaroğlu gibi eleştirilir mi?

Eğer sadece “Aday değilim” demekle yetinseydi bütün bu risklerle karşılaşacaktı ama “Başbakan olmak istiyorum” diyerek yeni bir hedef koydu ortaya. Bu nedenle oyları azalmayacağı gibi parlamento seçimlerinden güçlenerek çıkacaktır muhtemelen…

 

Ne zaman seçim yaklaşsa İlhan Kesici’nin adı muhtemel cumhurbaşkanı adayları arasında sayılıyor.

Dün de Can Ataklı “Muhalefetin üzerinde anlaştığı aday İlhan Kesici" diye bir iddia ortaya atmış, attığı iddiaya kendisi de inanmış.

Sağ kökenli olması ve ekonomiden anlaması nedeniyle bu yakıştırmanın yapılması elbette normal ama sonra arkası gelmiyor.

Daha ortada bir şey yokken yine umutlandırıp ayıp etmeyin İlhan Bey’e…

Tamam aday olarak adının geçmesi gururunu okşar elbette ama onun da bir kalbi var.

Aşılamada Biontech’in anavatanı Almanya’yı geride bırakmışız ve aşı karşıtlarının tüm tantanasına rağmen dünyada 7. sıraya yerleşmişiz.

Aşı tedariki geciktiğinde eleştirmekten çekinmediğimiz gibi aşılama başarılı olunca övmeyi de bilmeliyiz.

Başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkürler!

Milliyet’ten Ali Eyüboğlu yazmıştı dün. 29 Ekim Cumhuriyet bayramında Küçük Çiftlik Park’ta konser vermesi için Tarkan’a astronomik bir ücret teklif etmişler.

Rakam net değil ama 10 popçunun toplam konser parasına bedelmiş. Shakira’nın kaşesinin bile üstündeymiş.

Buna rağmen Tarkan konser kalabalığında sevenlerine koronavirüs bulaşmasın diye  “Hayır” demiş.

O kadar parayı halkın sağlığıyla oynamamak için geri çevirmiş yani...

Büyük sanatçı olmak büyük sorumluluk ister.

Bravo be Tarkan…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00