Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Son dönemde sahada halkla bire bir temas konusunda muhalefetin iktidara fark attığını görüyoruz.

        Muhalefet liderleri, özellikle de Meral Akşener, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu sürekli yurt gezileri yaparak kapı kapı dolaşıyor.

        AK Parti’nin ise sahada görünürlüğü azaldı. Daha doğrusu biz öyle biliyorduk.

        Meğer sahadalarmış ama tebdil-i kıyafet dolaşıyorlarmış!

        Dün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir’in ilginç açıklamasından öğrendik bu durumu.

        Şöyle diyor Kandemir: “Milletimizin sıkıntılarının farkındayız. Biz gerek teşkilatlarımız üzerinden, gerek genel merkezden sahaya gönderdiğimiz, vatandaşlarımız arasında dolaşan tebdil-i kıyafet ekiplerimiz üzerinden ciddi bir çalışma yürütüyor, raporluyor ve genel başkanımıza arz ediyoruz.”

        Demek ki halkın nabzını gerçek manada yoklamak için AK Parti'de görevli olduğunu belli etmeden dolaşan birileri var sokaklarda.

        Peki AK Parti neden bu yola ihtiyaç duyuyor?

        AK Parti’den yetkili isimler olduklarını söyleyerek kapıları çaldıklarında tepki görmekten mi çekiniyorlar?

        Veya halkın “Başıma bir şey gelir mi?” endişesiyle gerçek fikirlerini söyleyemeyeceğini mi düşünüyorlar?

        Normalde siyasi partiler açıktan propaganda yapar, halkın derdiyle ilgilendiğini doğrudan belli ederek oy almaya çalışır.

        Eğer AK Parti için durum böyle değilse, vatandaşın gözünün içine bakarak şikâyetini dinleyebilmekten uzaklaştılarsa durumları pek parlak değil demektir.

        MAÇ BİTMİŞ DEĞİL

        Tebdil-i kıyafet veya açıktan, AK Parti sahadaki nabzı yoklama meselesini ciddiye almış anlaşılan. Dün BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın kulis haberine göre, yaz aylarında seçim bölgelerinde seçmenlerini dinleyerek Ankara'ya dönen AK Parti milletvekilleri gördükleri sorun alanlarını parti yönetimine iletmiş.

        Köylü ve esnaf ziyaretlerine ilişkin izlenimlerini aktaran milletvekillerine göre, halk ekonomik anlamda ciddi sıkıntı yaşıyormuş ancak henüz iktidardan umudunu kesmemiş. “Hayat pahalılığı var ama AK Parti çözer” diyorlarmış.

        Aslında anketlere yansıyan durum da pek farklı değil.

        Kararsızların oranı yüksek ama oylar muhalefete tam olarak kaymış değil.

        Muhalefetin erken zafer psikolojisine rağmen AK Parti’nin kendi tabanını konsolide etme ve düşen oyları geri toplama ihtimali yok değil.

        Bunun 4 nedeni var...

        Bir; AK Parti seçmeni ekonomik sorunlar pandemiden kaynaklanıyorsa iktidar durumu belki yeniden toparlar diye temkinli bir bekleyiş içinde.

        İki; muhalefet dişe dokunur bir ekonomik çözüm programı ortaya koyamıyor.

        Üç; dindarlık, milli-manevi değerler ve dış politikadaki beka söylemi, milliyetçi muhafazakâr kesimi Cumhur İttifakı çemberinin içinde ya da yakınında tutuyor. Muhalefet bu alanda söylem üstünlüğü ele geçiremiyor.

        Dört; muhalefet çok parçalı. İktidara gelmeleri durumunda istikrarlı bir yönetim uygulayacakları şüphe yaratıyor. Sistem değişikliği süreci, belirsizlik hissini artırıyor.

        AK Parti, mevcut sistemi revize ederek kendi tabanından mevcut sisteme dönük eleştirileri yumuşatmayı düşünüyor.

        Buna karşılık muhalefetin kazanması ihtimali de elbette çok yüksek. Onu da dört maddede özetleyebiliriz.

        Bir; anket sonuçları nedeniyle psikolojik üstünlük onlarda.

        İki; gündemi muhalefet belirliyor.

        Üç; AK Parti her geçen gün yıpranıyor, heyecan uyandıracak taze bir söylem ortaya koyamıyor.

        Dört; doların günden güne yükselmesi, Merkez Bankası yönetiminin ikide bir değişmesi iktidara duyulan güveni sarsıyor.

        Kısacası, seçmen tam manasıyla muhalefete de iktidara da güvenmiyor.

        Seçime daha 1.5 sene var. Topla oynama süresi muhalefet lehine.

        Maç bitmiş değil.

        Diğer Yazılar