Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri, Ali Babacan’ın katıldığı Habertürk TV yayınında “Gezi olaylarının ilk çıkışında, kabinedeki bakanların hemen hemen tamamı ‘Yanlış yapıyorsunuz, bir oturalım gençlerle konuşalım’ dedi” sözleriydi.

Tabii bu ifade karşısında kimse “Ne iyi etmişsiniz, aslında siz iyiydiniz ama Erdoğan kötüydü” demedi.

Aksine, “Madem o gün izlenen politikalara katılmıyordunuz neden istifa etmediniz?” eleştirisi yükseldi.

Gerçi kendisine çok da kızamayız; nihayetinde savunmadığı bir iktidarın yanında durmayı reddetti, risk alıp yeni parti kurdu.

Bunu yapamayanlar da var.

Örneğin, Cumhurbaşkanı’nın son dönemde izlediği politik çizgiyi, özellikle de ekonomide izlenen yeni politikayı kabinedeki kaç bakan benimsiyor?

En azından Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’ın durumunu biliyoruz. Yüksek sesle eleştiri getirmese de koltuğunu korumak pahasına inanmadığı bir modeli savunmuyor. Sessizce görevden alınacağı günü bekliyor.

(Gerçi dün büyüme rakamlarıyla ilgili bir tweet atmış ama onu yeni politikayı savunmak gibi görmemek lazım. Canı istese o da ‘kuru soğan’ edebiyatı yapabilirdi. Neyse ki yapmıyor.)

Sadece bakanlar değil, parti kurmayları ve Erdoğan’ın yakın çevresi arasında doların alıp başını gitmesini olağan karşılayan kaç kişi var?

Büyük çoğunluğu biliyor ki faiz düşürmedeki ısrar devam ederse kur daha da yükselecek. Vatandaş elinde avucunda ne varsa dolara yatıracak. Üretim için gerekli hammadde ve teçhizat ithalata bağlı olduğu için maliyetler artacak. İhracat ve yatırım hızlanmayıp aksine yavaşlayacak. Asgari ücrete yapılacak zam işverene yüklenirse işsizlik de artacak. Enflasyon giderek yükselecek...

Bilmesine biliyorlar ama açıkça itiraz edemiyorlar.

Cesaretini toplayıp bu gerçekleri Cumhurbaşkanı’na anlatanlar da sert bir tepkiyle karşılaşıyor belli ki...

Erdoğan durduk yere “Beraber yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan faizi savunanlar kusura bakmasın, ben faizi savunanla beraber olmam” demedi.

Yani diyeceğim o ki 2013’te Gezi olaylarıyla ilgili Cumhurbaşkanı’nın tavrını yanlış bulan bakanların durumuyla bugün özellikle ekonomide izlenen politikayı yanlış bulduğu halde kamuoyu önünde ses çıkaramayanların pek bir farkı yok.

2023'te seçimi kaybederlerse onlar da televizyonlara çıkıp “Ama biz öyle düşünmüyorduk” diyecekler.

Ve o gün geldiğinde Babacan’dan çok daha fazla tepki görecekler.

Son yıllarda herkese kolaylıkla casus ve terörist yaftasının yapıştırılabildiği bir ortamda Metin Gürcan ile ilgili iddialara ben de önce biraz temkinli yaklaştım.

Fakat ortaya çıkan deliller en azından siyasi etik açısından son derece yanlış bir durum olduğunu doğruluyor.

Yabancı elçilik görevlileriyle AVM otoparklarında gizli buluşmalar, zarflarla alınan paralar...

Gayrimeşru bir durum yoksa, amacın danışmanlık hizmeti vermekse kamuya açık yerde görüşürsün, kontratın olur, para hesabına yatar, vergisini ödersin...

Kaldı ki siyasete soyunmuşsan bu da yanlıştır.

Fatih Altaylı kesinlikle haklı, cezai boyutuna hukuk karar verecek ama siyaset bunun yükünü taşıyamaz, taşımamalı... Deva Partisi fazla beklemeden Gürcan ile ilişkisini sonlandırmalı.

Benim asıl dikkatimi çeken, Gürcan’dan ‘analiz’ satın alan ülkelerin İspanya ve İtalya olması...

Meğer Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya’daki hamleleri sadece yakın komşuların değil ta İspanya’nın bile ilgisini çekiyormuş!

Vedat Milor, soğanlı-soğansız menemen ile başlattığı tartışmalara her geçen gün yenisini ekliyor.

Şimdi de "Baklava modernize edilmeli mi?" polemiği başlatmış. “Batı’da pastacılık eğitimi almış bir modern şef çıkıp da hamuru daha da geliştirse, şerbetle oynasa, sunumu daha farklı yapsa... Nasıl olur?” diye sormuş.

Ben bu tartışmada gelenekçilerden yanayım çünkü Milor’un önerisinin sonuçlarını gördüm.

Yakın zamanda İstanbul Teşvikiye Camii’nin yan sokağında baklavayı modernize eden bir tatlıcı açıldı.

Çikolatalı-sütlü baklavalar yapıp üzerini pudra şekeriyle kaplıyorlar. Çok şık kutularla paketleyip mücevher gibi satıyorlar.

Heyhat lezzet sıfıra yakın...

Gaziantepli ustalarımızın yaptığı halis tereyağlı, cevizli, fıstıklı baklavaların yanından bile geçemiyor.

Ağız tadıyla yediğimiz bir baklavamız var.

Onu da modaya kurban etmeyin.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00