Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi, Covid 19 salgınının tüm dünyayı sardığı ve uluslararası sistemin sorgulandığı günlerden bu yana bir kez daha dünyadaki entelektüel tartışma ortamını ciddi anlamda harekete geçirdi.

        'Salgın sonrası dünya' tartışmalarının yerini 'Ukrayna savaşı sonrası dünya' projeksiyonları almış durumda.

        Ve açıkçası pandeminin ardından dünyanın nasıl şekilleneceğine dair oldukça önemli yazılara alan açan Project Syndicate bu krizde de öncü tartışmalara ev sahipliği yapıyor.

        Bugün onlar arasından 3 farklı yazıdan bahsetmek istiyorum.

        Biri bizim için hiç yabancı olmayan bir ismin, ekonomist ve eski bakan Kemal Derviş’in “Ukrayna’nın yaşadığı trajedi BM Güvenlik Konseyi’nin reformunu tetikleyebilir mi?” konulu makalesi.

        “Ukrayna'daki savaş, BM Güvenlik Konseyi’nin 5 kalıcı üyesinin sahip olduğu veto hakkının barışın önüne nasıl set çektiğini bir kez daha gösterdi” diyen Derviş, bu durumun saldırgan ülkeler karşısında yalnızca ekonomik yaptırımları mümkün kıldığını anlatıyor.

        Ardından “Güvenlik konseyinin işlevsizliği barış karşısında bu kadar tehdit varken çok talihsiz” diyor ve somut bir çözüm önerisinde bulunuyor:

        “BM’nin 27. maddesine bir ek fıkra ekleyerek, 5 devletin veto hakkını, üye ülkelerin 3’te 2'sinin yahut dünya nüfusunun 3'te 2'sinin karşı çıkması durumunda geçersiz kılalım.

        Bu teklife Rusya, Çin ve hatta belki ABD karşı çıkar ama büyük ihtimalle geri kalan ülkelerin tümü destekleyecektir. Bunu yapmak için çok ideal bir zamandayız. Biden yönetimi, daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir uluslararası sistem kurmak için öncü olabilir.”

        Esasında Derviş’in bu önerisi bugün gerçekten de ABD’nin işine gelebilir.

        Zira veto hakkı 1945’te Yalta Konferansı sırasında karara bağlanmış ve dünya barışı için denge getireceği düşünülmüştü.

        Oysa bugün için dünya konjonktürü değişti. Çin ve daha ziyade Rusya için veto hakkı uluslararası sistemi etkisiz kılabilecekleri bir araca dönüştü. Dolayısıyla kendisi de veto hakkını yeri geldiğinde kaybetmek uğruna ABD, Çin ve Rusya’nın elinden bu kartı almayı isteyebilir.

        Derviş’in önerisine tek küçük itirazım, dünya nüfusunun 3’te 2’sinin oyuyla da veto iptalini önermesi. Bu durum, nüfus üstünlüğünü elinde tutan Çin ve Hindistan’a özellikle Avrupa ülkeleri karşısında haksız bir avantaj yaratır. Ülke sayısı bazında bir uygulama, her ülkeye eşit oy hakkı tanıyacağı için daha adil olacaktır.

        Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile politik çizgisi son derece farklı olan Derviş'in BM konusunda onunla benzer bir argümanı savunduğunu görünce gülümsedim doğrusu. Kim bilir belki de Erdoğan’ın "Dünya 5’ten büyüktür" çağrısı hiç ummadığımız yakın bir gelecekte karşılık bulabilir.

        Pandemi döneminin en büyük tartışmalarından biri BM, AB, NATO gibi 2. Dünya Savaşı sonrası kurumlarının işlevsizliği ve güçsüzlüğüydü.

        Ukrayna savaşı, AB ve NATO’yu adeta bir şok dalgasıyla kendine getirdi. BM yapısında bir devrime neden olması da ihtimal dışı değil.

        10 senelik yolu 1 haftada almak

        10 senelik yolu 1 haftada almak
        0:00 / 0:00

        AB ve NATO’nun bir şok dalgasıyla kendine gelmesinden söz etmişken, AB Yüksek Temsilcisi Joseph Borell’in yeni analizinden de bahsedeyim.

        Tıpkı Derviş gibi Project Syndicate’in Ukrayna serisine katkı veren Borell, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği haftadan beri jeopolitik bir Avrupa’nın doğuşuna şahitlik ediyoruz. Uzun zamandır Avrupa Birliği'ni nasıl daha etkili ve güvenlik konularında duyarlı hale getirebileceğimiz üzerinde tartışıp duruyorduk. 10 yıldır alamadığımız yolu 1 haftada aldık!” diyor.

        Bundan sonra asıl önemli olan, 1 haftada kendine gelen Avrupa’nın bu dirayeti ne kadar sürdürebileceği ve Rusya gaz vanalarını kapatırsa ne yapacağı…

        Dün CNN International’a bağlanan ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, “Müttefiklerimizle Rusya ile gaz ticaretini tamamen sonlandırmaları hakkında ciddi anlamda konuşuyoruz” dedi. Reel politik ise bunun kolay olmadığını gösteriyor...

        Zizek'in Avrupa'nın yüzüne çarptığı gerçek

        Zizek'in Avrupa'nın yüzüne çarptığı gerçek
        0:00 / 0:00

        Bu kadar uluslararası entelektüel tartışma varken, filozof Slovaj Zizek boş durur mu? O da patlattı bir yazı.

        Üstelik bu sefer 'küresel komünizm' gibi çılgın bir teklifle değil, gayet aklı başında bir sorgulama ile karşımıza çıktı.

        6 ay önce Afgan mültecileri kabul etmeyen ülkesi Slovenya’nın söz konusu Ukraynalı mülteciler olunca birden kucak açmasının utanç verici bir ikiyüzlülük olduğunu söylüyor Zizek.

        “Avrupa’yı savunuyoruz derken gerçekten her yer için özgürlük istediğimizden emin miyiz? Çünkü farklı kökenlerden mültecilere eşit davranmayı reddederek dünyaya tam tersi bir mesaj vermiş oluyoruz” diyor.

        En azından bu basit gerçekliği Avrupalı dostlarımızın suratına çarptığı için teşekkürü hak ediyor...

        Avrupa tarım seferberliği başlatıyor, ya biz?

        Avrupa tarım seferberliği başlatıyor, ya biz?
        0:00 / 0:00

        Rusya ve Ukrayna, Avrupa’nın en büyük buğday ve et tedarikçisi.

        Ukrayna ve Rusya, dünyadaki toplam buğday ihracatının yüzde 30'unu, arpanın yüzde 31'ini, ayçiçeğinin ise yüzde 32'sini karşılıyor.

        Avrupalı liderler, savaş nedeniyle ortaya çıkacak kısıntıdan en az düzeyde etkilenmek için önlem almaya başladı.

        Avrupalı tarım bakanları, ortak bir toplantı yaparak 2022’de tarım ve hayvancılık seferberliği başlattıklarını duyurdu.

        Bu kapsamda çiftçilerin biyolojik çeşitlilik için boş bırakmak zorunda olduğu yüzde 10’luk alanın da kullandırılmasına karar verdiler. Ayrıca hayvancılıkta taze kesimi teşvik etmek için stok yapmayı kısıtlayan önceki mevzuatı esnetme kararı aldılar.

        Buğday fiyatları meselesinden Türkiye de çok etkilenecek. 2020-2021 döneminde Türkiye'nin buğday ithalatının yüzde 78'i Rusya'dan, yüzde 9'u ise Ukrayna'dan gerçekleşti.

        Ayçiçeği de önemli kalemlerden biri. Yüzde 56’sını Rusya’dan alıyoruz.

        Yeni atanan Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Ukrayna savaşının etkisini azaltmak için hangi önlemleri alıyor acaba? Bizim de tarım ve hayvancılıkta yeni bir seferberlik başlatma zamanımız gelmedi mi?

        Diğer Yazılar