Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu salı günü manifesto niteliğinde bir konuşma yaptı.

        CHP’ye yakınlığı kuşku götürmeyen Cumhuriyet Gazetesi o konuşmayı “Kılıçdaroğlu adaylığını ilan etti” manşetiyle verdi.

        Zaten sözlerinin içeriği de bir bakıma bu anlama geliyordu.

        Fakat bu ilanı vatandaştan ziyade partisi içinde kendisinin adaylığına şüpheyle yaklaşanlara karşı yapıyor, “Ya bana katılın ya da yolumdan çekilin” diyerek onları bir seçim yapmaya zorluyordu.

        Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının merkezinde ise bu iktidarla ‘Kavga edeceğiz’ mesajı vardı.

        Öte yandan ana muhalefet liderinin kavga ilanının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da kendi kavgasını başlattı.

        Hem de en iyi bildiği, kendisine daha önce defalarca zafer kazandıran taktiklerle...

        Tıpkı eski seçim kampanyalarında yaptığı gibi Gezi olaylarına destek veren tüm muhalif-seküler kesimleri doğrudan ve sert sözlerle hedef aldı. Camiden içki içildiği iddiasını dahi yineleyerek yine dindar-milliyetçi seçmeni arkasında hizalanmaya davet etti.

        “Muhafazakarlık-yerlilik-millilik ve kalkınmacılık eksenli, ‘biz ve onlar’ ayrışmasına dayanan AK Parti söylemi, 20 yıldır muhalefetin yolsuzluk iddiaları ve ekonomik sorunlar temeline dayanan kampanyalarını mağlup etti.

        2023 seçimleri öncesinde enflasyonda kısmi bir düşüş sağlanırsa yine işe yarayabilir.

        REKLAM

        Bu gerçek ortadayken ana muhalefet partisinin seçim kampanyasını kavga etme üzerinden kurgulamasının çok büyük bir siyasi strateji hatası olduğunu düşünüyorum.

        “Çatışma ne kadar sert olursa, zafer de o kadar yakın ve görkemli olacaktır” sözleri tam manasıyla bir yanılgı çünkü...

        Kazanımlarını kaybetmekten korkan endişeli muhafazakarlar devri sabık yaratılmasını istemiyor. Rövanş almak isteyen bir CHP zihniyeti karşısında Erdoğan’ı tercih ederler.

        Muhalefete yerel seçimlerde büyükşehirleri kazandıran kavga değil uzlaşmacı dildi.

        Kılıçdaroğlu profilinde CHP ile özdeşleşmiş değil sağ kökenden gelen, muhafazakarların da rahatça benimseyeceği adaylar gösterilmesiydi.

        Yani Kılıçdaroğlu kavgaya girerse Erdoğan karşısında kaybeder.

        İyi bir insan olması, bürokrasiden gelmesi, parlamenter sisteme geçiş sürecinde zorluk çıkarmayacak olması, muhalefeti bir arada tutması, helalleşme söylemi üzerinden toplumu barıştırmak istemesi...

        Hepsi doğru, fakat yeterli değil.

        Sadece kararsız AK Partililer değil, Deva, Gelecek ve Saadet Partisi tabanı da kavgacı bir Kılıçdaroğlu'na oy vermek istemez. Kürt seçmenin de ciddi oranda muhafazakar olduğunu, Erdoğan sempatisinin bölgede hâlâ çok yüksek olduğunu unutmamak gerekir.

        Türkiye sosyolojisinin gerçekleri göz ardı edilerek seçim kazanılamaz.

        Bu gerçeği muhalif seçmen de görüyor.

        Kılıçdaroğlu aday olabilmek için sadece partisi içindeki arkadaşlarıyla değil anketlerde ismini geri atan geniş halk kitleleriyle de kavga etmek zorunda.

        Doğu Perinçek'in tavrı takdire şayan

        Doğu Perinçek'in tavrı takdire şayan
        0:00 / 0:00

        Osman Kavala ve beraberindeki 7 kişiye verilen ağır cezalara ilişkin en dikkat çekici tepkiyi Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek verdi.

        Dün Nagehan Alçı kendisini arayıp bu tavrının nedenini sormuş.

        “Biz Kavala’nın siyasi tutumuna hep karşıyız. Ama siyasi karşıtlık üzerinden yargısal bir süreç yürütemezsiniz. Hukuka uygun değildir bu kararlar. Ben görüp görebileceğiniz en Anti-Soros insanım. Ama siz husumetle davranıp, insanları cezaevine koyarsanız o olmaz. Siyasi mücadele vermek ayrıdır ama insanlara siyasi görüşü yüzünden müebbet vermek olmaz” diyor Perinçek.

        Doğu Bey ile siyasi olarak farklı düşündüğümüz noktalar olabilir fakat siyasi husumet ile insanların cezaevine atılamayacağı gerçeğini haykırması gerçekten takdire şayan.

        Keşke hukuku politik rövanş için aracı kılanlar da ona kulak verse...

        O binaya kıymayın

        O binaya kıymayın
        0:00 / 0:00

        Neredeyse her 50 yılda bir büyük depremlerle sarsılan Erzincan’da tarihi bina pek yoktur.

        Bütün o felaketlerden geriye eski şehrin hafızasını yansıtan İstasyon binası, Hükümet Konağı ve bir iki taş yapı kaldı.

        Şimdi onlardan biri yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

        1939 depreminden sonra yapılan ve 1992 depreminde ayakta kalmayı başaran 13 Şubat caddesindeki Ziraat Bankası binası yıkılmak ve yerine AVM yapılmak isteniyor.

        Kararın arkasında Binali Yıldırım Üniversitesi Vakfı var. AVM’den elde edilecek gelir ile üniversiteye katkı sağlamak istiyorlar anladığım kadarıyla.

        Şehir sakinleri duruma oldukça tepkili. “Bir şehrin üniversitesi o şehrin tarihi misyonunu yok etmeye kalkışmamalı” diyorlar.

        Şehre karakter katan bu tarihi binanın yıkılmasına bir hemşeri olarak ben de karşıyım.

        AVM yapılacak yer başka bir bölgede rahatlıkla bulunabilir.

        Yıkım kararının şehre büyük hizmetler yapan eski Başbakan Binali Yıldırım’ın da içine sinmeyeceğinden kuşkum yok.

        Dilerim vazgeçerler.

        Diğer Yazılar