Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Ekonomide uygulanan yeni program iktidarın beklediği sonucu vermedi, vermiyor.

        Enflasyon resmi rakamlara göre yüzde 70’e dayandı.

        Dolar kuru 18 TL bandını aştı.

        Enerji fiyatları nedeniyle cari açık da kapanmıyor.

        Böyle bir atmosferde AK Parti yeniden seçim kazanabilmek için seçmene “güzel günler yakındır” diyemiyor.

        Bu nedenle önümüzdeki seçimde gelecekten ziyade geçmişi anlatmaya odaklanacaklar.

        20 yıllık icraatların sermayesine dayanarak AK Parti tabanından sabır vefa göstermesini isteyecekler.

        Zaten Cumhurbaşkanı da MKYK’da parti kurmaylarına “20 yıldır ülkemize kazandırdığımız asırlık eserleri ve hizmetleri anlatın” demiş.

        Dün de genel merkezde sürpriz bir toplantı yapmışlar.

        Muhalefetin eleştirilerine verilecek yanıtları konuşmuşlar.

        Peki geçmişte yapılan hizmetleri anlatmak AK Parti’ye yeniden seçim kazandırabilir mi?

        Erdoğan’ın kendisine sadık ciddi bir seçmen kitlesi var. Bu nedenle oyu yüzde 30’ların altına inmiyor.

        Fakat toplumda aynı zamanda ciddi bir değişim arzusu var.

        Özellikle gençlerin ağırlıklı bölümü AK Parti siyasetini sıkıcı ve yaşlı buluyor. Hafızalarında ‘Eski Türkiye’ diye bir kavram yok.

        Üstelik sayıları da seçimin kaderini değiştirebilecek kadar fazla.

        Tayyip Erdoğan 20 yıllık siyasetini kitleleri mobilize etme, bunun için de ortak hedefler ve ortak düşmanlar gösterme üzerine inşa etmiş bir siyasetçi.

        İlk yıllarında bu mobilizasyonu demokratikleşme, refah seviyesinin yükselmesi ve CHP zihniyetinin düşmanlaştırılması üzerinden sağladı.

        2016 itibarıyla ise milliyetçi muhafazakarlık, dış güçler, milli beka ve büyük yatırım projeleri ile tabanını konsolide etti.

        2023 hedefleri ile daha iyi bir Türkiye vadetti.

        Önümüzdeki seçimlerin dinamikleri ise öncekilerden çok farklı.

        Ekonomi bu iktidar döneminde hiç olmadığı kadar kötü.

        2023 hedeflerinin pek çoğu başarılamadı.

        Milli beka söylemi dış politika dinamiklerinin değişmesi nedeniyle eski etkiye sahip değil.

        3 muhafazakar partinin muhalefet saflarına katılması sebebiyle seküler-muhafazakar ayrışması üzerinden oy kazanmaları da zor.

        Fakat elleri tamamen boş değil.

        2023 kampanyasında AK Parti’nin en güçlü kozu Erdoğan’ın diplomatik başarıları...

        İsrail, Mısır, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve şimdi belki de Suriye ile barışan, Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapan iktidar buralardan elde ettiği prestiji içeride de kullanmak isteyecek.

        Ne var ki bu mesele de daha ziyade eski kuşağın ilgisini çekiyor.

        Geleceğe dair umut vermeden, yeni nesilleri ikna etmeden, geçmiş ezberlerle seçim kazanmaları zor.

        Necati Özkan haksız mı?

        Necati Özkan haksız mı?
        0:00 / 0:00

        Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan önceki gün muhalefet partilerine uyarılarla dolu bir yazı kaleme aldı.

        Özetle 3 kritik tespit yapıyor Özkan.

        "İktidardan kopan seçmen kitlelerinin desteğini alarak güç dengesini bariz biçimde sarsacak bir muhalefet partisi hâlâ yok.

        Muhalefet partilerinin ortak çözüm önerileri hâlâ netleşmedi. Altılı Masa'nın ortak bir adayının olup olmayacağı bile belirsiz.

        Muhalefet partilerinin artık detayları tamamlayıp hızla aday ilanına geçmesi şart. Çünkü aday yoksa ortada kampanya yoktur. Muhalefetin daha fazla gecikmesi iktidar bileşenlerinin işine yarar. Kampanyaya bir an önce başlanabilirse vaatlerin etkisini araştırmaya, hataları düzeltmeye, adayın performansını yükseltmeye ve seçmeni mobilize etmeye zaman kalır" diyor.

        Kimileri bu yazıyla Özkan’ın İmamoğlu’nun adaylığını ön plana çıkarmak istediğini iddia etse de ben öyle bir gizli niyet taşıdığını düşünmüyorum.

        Aksine son derece açık ve doğru bir yazı.

        6 parti toplanıp teorik ve bürokratik meseleler üzerinde konuşarak vakit kaybediyorlar.

        6 kez buluştular ama kitlelerin gündemini değiştirecek tek bir somut program ortaya koyamadılar.

        ‘Temel İlkeler ve Hedefler’, ‘Seçim Güvenliği’ ve ‘Bazı Ekonomik Kurumların Reformu’ komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştılar ama hiçbirinin iletişimini etkili bir biçimde yapamadılar. Sokaktaki vatandaşın dikkatini çekmeyi başaramadılar.

        Bunlara odaklanırken aday meselesini sona bırakmayı yeğliyorlar.

        Oysa seçim ortak prensiplerle değil güçlü adayla kazanılır.

        O adayı da seçime birkaç ay kala açıklarlarsa ne etkili bir kampanya yapmaya ne projeleri anlatmaya ne de olası yol kazalarını telafi etmeye zamanları kalır.

        Peki Türk siyasetinde yeni bir şey deneyerek aday-merkezli değil ittifak-merkezli bir kampanya yapabilirler mi?

        Adayın ikincil olduğu bir siyasi zemin mümkün mu?

        Karşınızda Erdoğan gibi güçlü bir rakip varken bu stratejinin işe yaraması pek mümkün değil.

        Kaldı ki kendi içlerinde son derece uyumlu çalışıyor olabilirler ama dışarıya dönük bir heyecan dalgası yaratamıyorlar.

        Geçmişte Cumhur İttifakı’na oy vermiş ama bugün kararsız olan seçmeni muhalefet saflarına çekemiyorlar.

        Ve dış politikadaki gelişmeler karşısında son derece pasif bir tutum sergiliyorlar.

        Bu arada iktidar kanadı boş durmuyor. Rusya’dan gelecek yatırımlar, maaş zamları, sosyal yardımlar, sahada vatandaşla bire bir pres ve dış politika atakları ile açılan makası kapatmaya, küsen seçmenini geri döndürmeye çalışıyor.

        7. toplantı öncesinde muhalefetin önünde 45 günlük bir zaman dilimi var. Yeniden toplandıklarında bu dağınıklığı toparlayamazlarsa sandık ortaya konulduğunda işleri çok zor olacak.

        Diğer Yazılar