Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Önceki akşam Türkiye’nin ürettiği ve şöhreti artık dünyaya yayılan SİHA’larla özdeşleşen Selçuk Bayraktar ile Samsun Teknofest’te özel bir yayın yaptık.

        3 gündür programın yankıları sürüyor.

        Tabii bu kadar konuşulmasının sebebi Bayraktar’ın “Siyasi iktidar değişirse projelerinizin akamete uğramasından endişeniz var mı?” sorusuna “Evet var” yanıtını vermesiydi.

        Aslında uzun süredir iktidar çevreleri tarafından yayılan bir iddiayı Bayraktar’ın yüzüne karşı doğrudan sormuştum.

        Verdiği yanıtın anlamına birazdan geleceğim ama size önce yayının arka planından ve Selçuk Bey’e dair gözlemlerimden bahsetmek istiyorum.

        Aslında kendisiyle bundan birkaç yıl önce yine bir Teknofest sırasında program yapmak üzere sözleşmiştik. Detayını tam hatırlayamıyorum ama o yıl yapamadık. Sonra araya pandemi girdi. Son 1 yılda hiç ekrana çıkmadı.

        5 ay önceki davetimde “Ağustosta yapalım” demişti. Bunu kibarca bir reddediş gibi yorumlamıştım. Oysa sözünü tuttu ve geçen hafta aradı. Bu davranışı bende aylar sonrasını planlayan prensipli biri olduğu izlenimini uyandırdı.

        REKLAM

        Yayın öncesinde ne içerik ne de sorularla ilgili bir diyaloğumuz olmadı.

        Yayından 3 saat önce buluştuk. Saat 18:00 civarında festival alanını birlikte gezdik. Ziyaretçiler büyük oranda dağılmıştı ama buna rağmen yürümekte zorlandık.

        Selçuk Bayraktar ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile.
        Selçuk Bayraktar ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile.

        Şunu açıkça söylemeliyim ki Selçuk Bayraktar’ın halk nezdinde büyük bir karşılığı var. Festival alanında her kesimden ziyaretçi kendisiyle konuşmak ve çocuklarıyla fotoğraf çektirmek için yarışa girdi.

        Özellikle gençler tarafından adeta bir 'rock star' gibi karşılandı.

        Kendisiyle ilgili ikinci gözlemim çalışma ekibiyle kurduğu arkadaşça ilişki ve organizasyonla ilgili hâkimiyetiydi.

        Yarışmaları tek tek biliyor, girdiğimiz çadırlardaki görevli personelin çoğunu ismen tanıyordu.

        Gösterişten uzak, 'cool' ve mütevazı tavırlarıyla bana Batı’daki teknoloji şirketlerinin yeni nesil patronlarını anımsattı.

        (Gerçi Robert Kolej ve dünyanın en saygın üniversitelerinin MIT’den mezun olduğunu düşününce buna pek şaşırmamak gerek.)

        TÜBİTAK’ın standını ziyaretimiz sırasında ben akıllı füze sistemlerine yöneldim. “Onu boşverin Kübra Hanım. Savunma sanayiine yeterince ağırlık veriyoruz, bundan sonra asıl hedefimiz bunlar olmalı” diyerek beni biyoteknoloji ve gen araştırmaları yapan bölüme götürdü.

        Teknofest kapsamında akıllı tarım teknolojilerinden yapay zekâya, uçan arabalardan hacker’lığa onlarca alanda yarışmalar düzenlemişler. İlkokuldan doktora seviyesine kadar 600 bin başvuru almışlar.

        REKLAM

        Türkiye’deki gençlerin önüne böyle bir vizyon koymaları, ülkemizin geleceği açısından dünyanın konuştuğu SİHA’ları üretmelerinden çok daha kritik bence.

        Sadece teknoloji değil sağlık alanında bilimsel araştırmalara yatırım yapma kararı almışlar. Anneleri Canan Bayraktar’ın adını taşıyan bir kanser araştırma vakfı da kurmuşlar. Covid aşısının mucitleri Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin dünya çapındaki başarısı onlara cesaret ve ilham kaynağı olmuş.

        Selçuk Bayraktar’ın bir başka önemli başarısı da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakın akrabalık bağı nedeniyle muhalif kesimlerde oluşan önyargıyı kırması ve kendisine toplumda bu kimlikten bağımsız bir yer açmış olması…

        İnsanlar onu Selçuk Bayraktar olduğu için seviyor.

        Hatta bir adım öteye götüreyim. Erdoğan gibi güçlü bir figürün gölgesinde kalmamayı başardığı gibi, AK Parti’ye 2023’te gururla anlatabileceği bir başarı hikâyesi de armağan ediyor.

        Böylesine kutuplaşmış bir ülkede geniş kesimlerin takdirini kazanmak hiç kolay iş değil.

        Gerçi “Çalışmalarınıza yüzde 65 destek var” sözlerime yüksek sesle karşı çıkıp bu oranı yetersiz bulması yayını izleyenlerin de dikkatini çekmiş. Dün MHP’den üst düzey bir siyasetçimiz “HDP ve savunma sanayiine savaş karşıtlığı üzerinden mesafeli duran sol kesimlerin oyunu çıkardığınızda zaten yüzde 65-70 eder. Selçuk Bey’in itirazı beni bile şaşırttı” dedi.

        Bu arada bu bilgiyi ezbere vermemiştim. Optimar Araştırma Şirketi daha önce açıklamıştı. Nitekim reklam arasında Hilmi Daşdemir ile temas ettik. Veriyi doğruladı. “Yoğun kutuplaşma ortamında vatandaş bazen ne olursa olsun başarıyı görmek istemiyor” diye de ekledi.

        REKLAM

        Aslında bu tablodan hem Türkiye’deki muhalefetin hem de bizzat Bayraktar’ın çıkarması gereken dersler var.

        Muhalefetin önündeki en büyük tuzak geniş kesimlerin desteklediği milli savunma hamlesine sahip çıkmamak olur.

        CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayınımızın ardından Teknofest’e sürpriz bir ziyarette bulunması, bu konudaki endişelere karşı samimi bir iyi niyet beyanıydı. Takdir etmek gerekir.

        Türkiye’nin genç bir başarı figürü olan Selçuk Bayraktar’ın yüzde 65’i yeterli bulmayarak yüzde 100’ü hedeflemesi şüphesiz kıymetli ama unutmamalı ki bunu gerçekten başarmak istiyorsa meseleyi siyaset üstü tutmaya devam etmesi gerekiyor.

        Muhalefetteki cılız ve yersiz itirazlara tepki göstereyim derken konuyu politize ederse kendisini kutuplaşma girdabının bir tarafına savrulmuş bulabilir.

        Peki halktan bu kadar teveccüh gören bu başarılı genç adam siyasete atılmayı düşünüyor mu?

        İtiraf edeyim yayının başında aklımda olan bu kritik soruyu sormayı unuttum!

        Yayından sonra konuyu açtığımda ise danışmanları yardımına koştu. “Daha başarmamız gereken hedeflerimiz var. Kızılelma’yı bitirmemiz gerekiyor” diyerek topu taca attılar. Kendisi de “Sorsaydınız 'Mücadelemiz devam edecek' derdim” dedi.

        Mücadeleden kastı politik veya bürokratik engellemelere karşı milli savunma yatırımlarının sürdürülmesiydi…

        Soruma diplomatik bir yanıt vermiş olsa da Selçuk Bayraktar’ın gelecekte Türkiye’nin önemli bir figürü olacağı ve siyasete atılması durumunda ciddi oranda destek göreceği çok açık. Yeter ki kucaklayıcı ve mütevazı tavrından vazgeçmesin…

        Diğer Yazılar