Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Kazakistan’ın başkenti Astana’da Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü.

        İki lider son dönemde sık sık görüşüyor ve her görüşmede yakınlaşmanın dozu biraz daha artıyor.

        Bu arada karşılıklı jestler ve toleranslar da görüyoruz.

        Erdoğan, Ukrayna savaşı sonrası yaptırımlara katılmayarak, tahıl sevkiyatı ve esir takasında aktif arabuluculuk üstlenerek, gerekirse Esad’la görüşülebileceğini söyleyerek ve son olarak Rusya’nın ilhak ettiği bölgelerle ilgili Cumhurbaşkanlığı düzeyinde bir kınama yayınlamayarak Putin’i memnun etti. (Kremlin’den yapılan açıklamaya bakılırsa dünkü görüşmede de savaş konusu pas geçilmiş.)

        Putin de boş durmadı. Yaz boyunca Rus turistlerin Türkiye’ye gelebilmesinin yolunu açtı. Akkuyu Nükleer Santrali için doğrudan yatırım gönderdi. Akkuyu’da ROSATOM ve IC İçtaş arasında çıkan gerginlikte Erdoğan’ın ricasını kırmayarak Türk şirketin işe devam etmesine onay verdi. Avrupa’da yaptırıma uğrayan oligarkları varlıklarını Türkiye’ye taşımaya teşvik etti. Ukrayna ile müzakerelerde Türkiye’nin arabuluculuğuna olanak sağlayarak Erdoğan’a uluslararası arenada prestij kazandırdı.

        Dün yaptığı “Türkiye’yi en büyük gaz merkezi yapacağız” açıklaması ise bugüne kadar yaptığı jestlerin en büyüğüydü galiba.

        Kuzey Akım 1 hem gaz kesintileri hem de sabotajlarla tehlike altına girerken Putin’in Türk Akım’ı öne çıkarması son derece dikkat çekici.

        Türk Akım projesi ile Rus gazı Karadeniz üzerinden Avrupa'ya iletiliyor. 935 kilometrelik doğal gaz boru hattı yıllık 31 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahip. 2 yılda Türkiye’ye 18 milyar metreküp, Avrupa’ya 16,8 milyar metreküp gaz akışı sağlamış. Elbette bu hat tek başına Avrupa’nın ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez ama şu atmosferde kritik önemde olduğu muhakkak.

        Rus lider Ağustos’taki görüşmede de “Avrupa, Türk Akım üzerinden doğal gaz akışı dolayısıyla Türkiye’ye minnettar olmalıdır” demişti.

        Bunun tercümesi şu. Putin Batı’ya karşı elindeki en büyük koz olan doğalgaz kartını gayet akıllı bir biçimde oynarken, dostu Erdoğan’ı da bu yolla güçlendirmeyi ihmal etmiyor.

        ABD başta olmak üzere Batı kampı bu yeni duruma elbette çok kızacaktır. Türkiye’yi Rusya ile fazla yakınlaşmakla suçlamaları, YPG veya Yunanistan üzerinden karşı hamle yapmaları sürpriz olmaz.

        Fakat günün sonunda bu tür gerilimler geçicidir. Bölgenin enerji üssü haline gelmek özellikle Ukrayna savaşı bittikten sonra Türkiye için önemli bir stratejik avantaj olur.

        Hazar gazını Avrupa’ya taşıyan TANAP’ın da Türkiye’den geçtiğini unutmayalım. AB’nin bu hat üzerinden gelen gazı 2027 yılında 20 milyar metreküpe çıkarma konusunda Azerbaycan ile anlaşmaya vardığını göz önünde bulundurunca, Türkiye’nin yakın gelecekte Avrupa’nın gaz merkezi olması ihtimali gerçekten olası.

        Son olarak Erdoğan-Putin yakınlaşmasını 2023 seçimlerinden bağımsız düşünmemek gerektiğini hatırlatmak isterim.

        Batı’ya yakın bir dış politika çizgisi izleyeceğinin her türlü işaretini veren 6’lı masa karşısında Putin Erdoğan’ın seçimi kaybetmesini istemiyor.

        Bu nedenle maddi manevi hiçbir desteği esirgemeyecektir.

        Diğer Yazılar